Sözlükte “korku namazı” anlamına gelen salâtü’l-havf tabiri fıkıhta düşman, eşkıya, hayvan saldırısı yahut yangın, sel tehlikesi gibi tehditler karşısında farz namazların tek imama uyarak nöbetleşe kılınmasını ifade eder. Deprem, yıldırım, kasırga gibi doğa olayları ya da düşman istilâsı, salgın hastalık gibi felâketler karşısında Allah’a sığınmak amacıyla kılınması fakihlerin çoğunluğunca mendup sayılan salâtü’l-feza‘ ise bir nâfile namaz çeşididir. İslâm’ın beş şartından biri olan namazın beli
TRİslam Ansiklopedisi
Hicretten sekiz yıl önce (614) Mekke’de doğdu. Babası Zeyd b. Hârise, Hz. Hatice’nin kölesiydi. Hatice Hz. Muhammed’le evlenince kölesini ona hediye etmiş, o da âzat ederek kendi yanında tutmuştur. Annesi Resûl-i Ekrem’in dadısı Ümmü Eymen’dir. Hz. Peygamber, Üsâme’yi küçüklüğünden beri çok sever, bir dizine onu, diğer dizine de Hasan’ı oturtur ve, “Allahım, ben bunları seviyorum, sen de sev!” diye dua ederdi (Buhârî, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 18). Mekke müşriklerinden Hakîm b. Hizâm, Resûlullah’a Ye
TRİslam Ansiklopedisi
Baba tarafından Tay kabilesine, anne tarafından bir yahudi kabilesi olan Benî Nadîr’e mensuptur. Hem Araplar hem yahudiler tarafından sevilir ve kendisine değer verilirdi. Medine’de oturan Kâ‘b, Bedir Gazvesi sonunda müşriklerin mağlûp olduklarına ve yetmiş ölü verdiklerine dair haber Medine’ye ulaşınca bunun doğruluğuna inanmamış, “Gerçekten Muhammed bu kadar kişiyi öldürmüşse yerin altı üstünden daha hayırlıdır” diyerek tepki göstermişti. Ancak haberin doğru olduğu ortaya çıkınca tâziyede bulu
TRİslam Ansiklopedisi
Dedelerinden Ya‘mer eş-Şeddâh’a (Şüddâh) nisbetle Bekir b. Şeddâh diye de anılır; İbnü’l-Esîr ve İbn Hacer el-Askalânî’nin tercihleri bu yöndedir. Bazı kaynaklarda ise kendisinden Bükeyr b. Abdullah diye söz edilmektedir. Bükeyr çocukluk yıllarında Hz. Peygamber’e hizmet etti. Bulûğ çağına gelince durumunu Hz. Peygamber’e anlatarak bundan böyle hanımlarının yanına serbestçe girmesinin doğru olmayacağını söyledi. Onun bu davranışından memnun olan Hz. Peygamber, “Allahım, sözünü doğrula ve kendisi
TRİslam Ansiklopedisi
Yemen’de yaşayan Ezd kabilesinin Devs koluna mensup olup ne zaman doğduğu belli değildir. Câhiliye devrindeki adı çeşitli kaynaklarda Abdüşems, Abdüamr, Sükeyn, Amr b. Abdüganm gibi farklı şekillerde kaydedilmektedir. Hz. Peygamber onun adını Abdurrahman veya Abdullah olarak değiştirmiştir. Künyesiyle ilgili en yaygın rivayet, koyun otlatırken bulduğu kedi yavrularını (Ar. hir [kedi], ism-i tasgīri hüreyre) elbisesinin eteğine koyup onlarla oynadığı için kendisine “Ebû Hüreyre” dendiği şeklinded
TRİslam Ansiklopedisi
Adının Gaziyye veya Guzeyle olduğu da rivayet edilmiştir. Sahâbeye dair eserlerde Ümmü Şerîk künyesi ve Âmiriyye, Devsiyye, Ensâriyye gibi nisbelerle altı kişi zikredilmektedir. İbn Hacer el-Askalânî onları bir şahıs kabul etmenin düşünülebileceğini, bu hanımın Kureyş’in Benî Âmir koluna mensubiyeti dolayısıyla Kureşiyye ve Âmiriyye nisbelerini aldığını, Devs kabilesinden biriyle evlendiği için Devsiyye, Ezdiyye (Gıfâriyye) nisbesiyle anıldığını, daha sonra da ensardan biriyle evlendiği, evlenme
TRİslam Ansiklopedisi
Kur’ân-ı Kerîm, Resûl-i Ekrem’e yaklaşık yirmi üç yıllık bir süre içinde parça parça indirilmiştir. Sözlü olarak vahyedilmesine rağmen Kur’an’da ondan “kitâb” diye söz edilmesi Kur’an’ın hem levh-i mahfûzda yazılı olması hem dünyada yazıya geçirilmesiyle ilgilidir. Nitekim onun başta gelen isimlerinden biri Kur’an, diğeri kitâbdır; her iki kelimenin kökünde “toplamak” anlamı bulunur; ilkinde Kur’an’ın harf ve kelimelerinin sesli, diğerinde yazılı biçimde bir araya getirilmesi söz konusudur (Abdu
TRİslam Ansiklopedisi
Künyesi bazı kaynaklarda Ebü’l-Cüheym olarak geçmekteyse de Ebü’l-Cüheym onun sahâbî olan oğullarından biridir (İbn Hacer, I, 281). Resûl-i Ekrem, hicretten sonra ensarla muhâcirler arasında yaptığı kardeşlik (muâhât) merasiminde onunla Suheyb b. Sinân’ı kardeş ilân etmiştir. Hâris Bedir Gazvesi’ne katılmak istemiş, ancak deveden düşüp yaralandığı için Ravhâ’da Hz. Peygamber tarafından geri çevrilmiş, fakat zaferden sonra savaşa katılmış gibi kendisine ganimetten pay ayrılmıştır. Uhud Gazvesi’nd
TRİslam Ansiklopedisi
Hazrec kabilesine hilf yoluyla mensup olan Belî b. Amr soyundandır. İslâmiyet’i kabul etmeden önce evinde put bulunduruyordu. Müslüman olması için yapılan davetleri geri çevirmiştir. İslâmiyet’i kabul eden dostu Ubâde b. Sâmit bir gün Kâ‘b evde yokken gidip putunu kırdı. Durumu öğrenen Kâ‘b, büyük bir öfkeyle Ubâde’yi aramaya çıktıysa da bir müddet sonra sakinleşti ve Ubâde b. Sâmit’le karşılaştığında ona müslüman olduğunu açıkladı. Bey‘atürrıdvân’a, bazı savaşlara ve Vedâ haccına katılan Kâ‘b,
TRİslam Ansiklopedisi