
Orhan Veli Kanık, Türk şiirini herkesin anlayabileceği kadar sade ve eğlenceli hale getiren bir şairdir. Şiiri ağır kalıplardan çıkarıp sokaktaki insanın hayatına taşıyarak edebiyatımızda bir devrim yapmıştır. Sen de sıradan şeylerin şiirini okumayı seviyorsan, haydi Orhan Veli'nin dünyasına birlikte göz atalım. Sanatla İç İçe Bir Çocukluk Orhan Veli 13 Nisan 1914'te İstanbul'un Beykoz semtinde doğdu. Babası Veli Bey, Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası'nın şefi olduğu için evlerinde her zaman sa
TRHatice Kübra Sağlam

Tang-ping (躺平), "düz yatmak" veya "sırtüstü uzanmak" anlamına gelen, bireyin modern toplumsal beklentilere ve yoğun çalışma temposuna yönelik eleştirel bir tutumu ve minimalist yaşam tarzını tanımlayan sosyokültürel bir terimdir. Kavramsal olarak, sistemin dayattığı aşırı rekabet ve yüksek başarı standartlarını reddederek; yalnızca temel ihtiyaçları karşılayacak kadar çalışmayı ve kişinin kendi fiziksel ve ruhsal huzuruna odaklanmasını esas alan belirli bir yaşam yaklaşımını ifade etmektedir. Ta
TR
Nursena Şahin

Amişler, 16. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan Anabaptist hareketin bir kolu olarak tarih sahnesine çıkmış, inançlarını ve yaşam biçimlerini modern dünyanın etkilerinden uzak tutmaya çalışan Hristiyan bir topluluktur. Bebek vaftizini reddedip yalnızca bilinçli yetişkin vaftizini kabul etmeleri, onları Katolik ve ana akım Protestan gruplardan ayırmıştır. 1690’lı yıllarda Jacob Ammann’ın görüşleri etrafında şekillenen bir ayrılık sonucunda, onun takipçileri zamanla “Amiş” adıyla anılmaya başlanmıştı
TR
İremsu Ümit

İtiraf zamanı! Hepimiz hayatımızı güzelleştirecek o "mucizevi" şeyler dener ve bazen hüsrana uğrarız. Ancak zamanla anladım ki, aslında bu "başarısız" denemeler, kendi doğamıza dair en değerli derslerle dolu. İşte benim "Belki bende işe yarar?" umuduyla deneyip, sonunda vazgeçtiğim 3 şey ve onların bana öğrettikleri: Bullet Journal (Ajanda) Çılgınlığı İnternette gördüğüm o rengarenk, sanat eseri gibi ajandalara kapılıp hemen bir defter ve kalem seti aldım. İlk hafta her şey mükemmeldi! Ama sonra
TR
Enes Fırat Toksöz
DiBir gün boyunca dijital dünyadan uzak kalmayı denediniz mi hiç? Ben denedim ve sizlerle paylaşmaya geldim. Dijital detoks yaparak geçirdiğim 24 saat sonunda yaşadıklarımı ve edindiğim farkındalıkları paylaşacağım. Bir önceki yazımda çevremizdeki birçok uyaranın varlığından bahsetmiştik ve bu noktada zaman kavramı üzerinde durmuştuk. İşte o çevresel uyaranların başında gelen dijital uyaranlar ile etkileşimimi kestim ve bakalım neler oldu! Güne başlarken telefonumu elime alıp bir sabah rutin halin
TRİrem Kırmıt

Zamanın Sessiz İzleri: Yaşlanmanın Görünmeyen Ritmi Yaşlanmak, çoğunlukla aynadaki yabancıyla tanışma anı olarak tasvir edilir. Oysa bu, bir varış noktasından ziyade, ruhun bedene daha derin kök salma hikâyesidir. İlk beyaz saç teli ya da göz kenarlarındaki o ince çizgiler, sadece geçen yılların çetelesi değil; her bir kahkahanın, dökülen her gözyaşının ve göğüs gerilen her fırtınanın tenimizdeki mührüdür. İnsan gençken zamanı uçsuz buçaksız bir okyanus sanır. Günler, harcanmak için bekleyen b
TRÇiğdem Turan

Salı sabahı işe giderken, ayaklarımın altındaki çimenleri hissetmek için lastik bir botun içinde olmadığımı fark ettim. O an, doğayla aramdaki kopukluğun ne kadar derin olduğunu anladım. O gün, şehir hayatının tam ortasında doğayla yeniden bağ kurmanın yollarını aramaya karar verdim. Sabah 07:30 - Parkta Çıplak Ayak Yürüyüşü İşe gitmek yerine, mahallemin yanındaki küçük parka yöneldim. Ayakkabılarımı çıkardığımda, çimenlerin serinliği ve nemi ayaklarımda garip ama bir o kadar da tanıdık hissetti
TR
Enes Fırat Toksöz

Ahmet Bedevi (Manisa Tarzanı), Manisa’da gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmaları ve doğayla iç içe yaşam tarzıyla bilinen bir kişidir. I. Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı’na katılmış, savaş sonrasında Manisa’ya yerleşmiştir. Manisa’da özellikle Spil Dağı ve çevresinde yürüttüğü ağaçlandırma faaliyetleriyle tanınmış, sade yaşam tarzı ve çevreyi yeşillendirme çabaları nedeniyle yerel halk arasında “Manisa Tarzanı” adıyla anılmıştır. Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi (Manisa Valiliği) " image-eleme
TRTuğba Çiçek

Muhsin için dünya, seslerin birbirine karıştığı, renklerin ise kirli bir griye boyandığı kalabalık bir pazar yeri gibiydi. On iki yaşındaydı ama ruhu, çoktan yorulmuş ve bir köşeye çekilip dinlenmek isteyen yaşlı bir çınar gibi ağırlaşmıştı. İnsanlar, Muhsin’in zihninde sürekli dönen, keskin kenarlı çarklar gibiydi ve onlara her değdiğinde bir yerleri kanıyor, ruhunda onarılması güç çizikler açılıyordu. Okulun teneffüs zilinin sesi, Muhsin için bir eve gitme çağrısı değil, bir kaçış alarmıydı. B
TR
Gözde Cabadak