`risale` ile İlgili Madde Sonuçları

DÂVÛD-i KARSÎ

DÂVÛD-i KARSÎ

(2526 sözcük)
20 Kasım 2024

Aslen Karslı olup doğum tarihi ve ailesi hakkında bilgi yoktur. Döneminde Dâvûd-i Karsî veya Dâvud Efendi olarak tanınmıştır. Sonraları Kara Dâvud diye anılmışsa da bu kendisinden çok önce yaşamış olan Teftâzânî’nin talebesi Kara Dâvud (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1063) veya Dâvûd b. Kemâl el-Kocevî el-İzmitî ile (ö. 948/1541) karıştırılmış olmasından kaynaklanmaktadır (bk. Taşköprizâde, s. 399-400; Osmanlı Müellifleri, I, 399). Bütün eserlerinin mukaddimesinde kendisini Dâvûd b. Muhammed el-Karsî el-Han

TR
İslam Ansiklopedisi

İslam Ansiklopedisi

LÂLEZÂRÎ

LÂLEZÂRÎ

(474 sözcük)
20 Kasım 2024

Mehmed Tâhir Lâlezârî ed-Dürretü’ẓ-ẓâhire adlı risâlesinde İstanbul’da doğup büyüdüğünü kaydetmekte ve İstanbulî nisbesini kullanmaktadır (vr. 82b). Babası, Tefsirî Şeyh Ahmed Efendizâde Lâlezârî Mehmed Efendi’dir. Lâlezârî sonraları Kadı Mehmed diye şöhret bulmuştur. Nisbesini, Bursalı Mehmed Tâhir’e göre, muhtemelen İstanbul’da oturduğu Fâtih Camii yakınlarındaki Lâlezar semtinden, M. Münir Aktepe’ye göre ise III. Ahmed’in çiçekçibaşısı olan babası Lâlezârî Mehmed Efendi’den almıştır. Hüseyin

TR
İslam Ansiklopedisi

İslam Ansiklopedisi

AÇIKBAŞ MAHMUD EFENDİ

AÇIKBAŞ MAHMUD EFENDİ

(98 sözcük)
20 Kasım 2024

Âmid’de (Diyarbakır) doğdu. Ahî Mahmud Efendi’nin oğlu, Nakşibendî şeyhlerinden Rûmiyye şeyhi diye meşhur Mahmud Efendi’nin yeğeni ve mürididir. İlim tahsili için Mısır’a gitti, sonra Bursa’ya gelip yerleşti. Bursa’da Ulucami ve Dâye Hatun camilerinde vaazlar verdi, talebe okuttu. Bilinmeyen bazı sebepler yüzünden halkın şikâyeti üzerine Bursa’dan sürgün edildi. 15 Rebîülâhir 1077’de (15 Ekim 1666) vefat etti ve Dâye Hatun Camii hazîresine defnedildi. Resmî mahlasıyla Türkçe, Arapça ve Farsça şi

TR
İslam Ansiklopedisi

İslam Ansiklopedisi

MECMUA

MECMUA

(1493 sözcük)
20 Kasım 2024

Sözlükte “dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak” anlamındaki cem‘ masdarından türeyen mecmû‘dan (bir araya getirilmiş, toplanmış) gelmektedir. Mecmûanın yanı sıra mecâmî‘, mecma‘, câmi‘ gibi aynı kökten türemiş kelimelerle -yalnız Osmanlı Türkçesi’nde- cüzdan, defter ve cerîde isimleri de aynı mânada kullanılmıştır. Ancak bu isimlerden herhangi birini taşımadığı halde mecmua özelliğine sahip pek çok eser bulunmaktadır. Mecmualar, genelde bir veya daha fazla yazar yahut şaire ait çeşitli ş

TR
İslam Ansiklopedisi

İslam Ansiklopedisi