372 yılı Saferinde (Ağustos 982) Bağdat’ta doğdu. Şiî âlimi Şeyh Sadûk’un öğrencisi olan babası gibi dedesi de ulemâdandı; atalarından Abdullah ise Ahvaz valilerindendi. Ailesinin Kûfe asıllı olması sebebiyle bazan İbnü’l-Kûfî diye anılmışsa da dedelerinden İbn Abbas en-Necâşî’ye nisbetle daha çok Necâşî nisbesiyle tanınmıştır. Öğrenimini Bağdat’ta babasından başka Şeyh Müfîd, Ebû Abdullah Hüseyin b. Ubeydullah el-Gadâirî ve İbnü’l-Cündî diye tanınan Ebü’l-Hasan Ahmed b. Muhammed gibi Şiî âlimle
TRİslam Ansiklopedisi
Muharrem 427’de (Kasım 1035) Kurtuba (Córdoba) yakınlarındaki Ceyyân’da (Jaén) doğdu. Ailesi Kurtuba’daki Zehrâ şehrine mensup olmakla beraber babası, Berberîler’in çıkardığı karışıklıkta buradan kaçarak 400 (1009) yılında Ceyyân’a gidip yerleşmiştir. Yemen’deki Gassân kabilesine nisbetle Gassânî diye anılan Ebû Ali on yedi yaşında hadis tahsiline başladı. Aralarında devrin tanınmış muhaddislerinden İbn Abdülber en-Nemerî, Ebü’l-Velîd el-Bâcî ve İbnü’d-Delâî’nin de (İbn Dilhâs) bulunduğu Endülüs
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “pis olmak; çirkin bir fiil işlemek” anlamlarındaki reces (recâset) masdarından türemiş bir isim olan rics kelimesi “pis olan şey, pislik” demektir. Bu mânadan hareketle başta küfür olmak üzere kötü fiillere rics denildiği gibi bu fiillerin doğurduğu lânet, azap vb. için de aynı kelime kullanılır (Lisânü’l-ʿArab, “rcs” md.). Râgıb el-İsfahânî doğası itibariyle akıl açısından, din açısından ve bunların hepsi bakımından olmak üzere dört türlü ricsten söz edilebileceğini belirtir. Bunlar i
TRİslam Ansiklopedisi
370 (980) yılı civarında Rey’de doğdu. Ailesi yağ ticareti yaptığı için “Semmân” lakabıyla anıldı. 380’den (990) sonra hadis tahsiline başladı. Muhallis, İbn Ebû Nasr et-Temîmî ve Abkasî gibi muhaddislerden hadis öğrendi. Tahsil için Irak, Suriye, Hicaz, Mağrib ülkeleri başta olmak üzere pek çok yere seyahat etti. 3000’den çok (bir rivayete göre 3600) âlimden faydalandığı zikredilmişse de Zehebî bunun mümkün olamayacağını ifade etmektedir (Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 121-123). Hayatının sonlarına d
TRİslam Ansiklopedisi
Kalın pamuklu kumaş ticaretiyle uğraştığı için Kerâbîsî nisbesiyle tanınmıştır. Hanefî fıkhı tahsil ederek nazarî hukuk ve cedel alanında uzmanlaşan Kerâbîsî, Bağdat’a gelen İmam Şâfiî’nin ders halkasına katılarak onun mezhebini benimsedi. Şâfiî, Za‘ferânî’nin kendisinden rivayet ettiği kitapları Kerâbîsî’nin de rivayet etmesine icâzet verdi. Uzun süre yanından ayrılmadığı Şâfiî’nin Irak dönemine ait kadim görüşlerinin en önemli râvisidir. Şâfiî, Iraklı talebelerinin en gözdesi olan Kerâbîsî’nin
TRİslam Ansiklopedisi
200 (815) yılından önce doğdu. Adnânîler’e mensup olan Nasr b. Muâviye’nin soyundan geldiği için Nasrî nisbesiyle de anılır. Velîd b. Müslim ve Süfyân b. Uyeyne gibi muhaddislerden hadis rivayet etmiş olan babası, onu küçük yaştan itibaren Şam bölgesindeki âlimlerin hadis meclislerine götürdü. Bu sebeple Ebû Zür‘a, o devirde Dımaşk ve çevresinde yaşayan veya herhangi bir vesile ile oraya gelen birçok muhaddisten hadis rivayet ederek erken yaşta ulemâ arasındaki seçkin yerini aldı. Hocası Ebû Müs
TRİslam Ansiklopedisi
“Müminlerin lideri ve yöneticisi” anlamında daha çok halifelere verilen emîrü’l-mü’minîn unvanı, derin hadis bilgisi ve güçlü hâfızasıyla devrindeki âlimler arasında en üstün seviyeye ulaşan, râviler ve rivayetleri konusunda önemli görüşleri olan bazı hadis hâfızları hakkında kullanılmıştır. Hadis ilminde bu seviyeye gelebilmek için hadis hâfızı olmanın yanında bazı hadislerdeki çok hassas rivayet kusurlarını (ilel) iyi bilmek ve çeşitli hadis ilimlerinde eser kaleme almış olmak gerekir. Kûfe’de
TRİslam Ansiklopedisi
756’da (1355) Kahire yakınındaki Kalkaşende köyünde doğdu. Kays Aylân’dan Bedr b. Fezâre’ye mensup olduğu için Fezârî diye de anılır. Küçük yaşta İskenderiye’ye giderek başta fıkıh olmak üzere dinî ve edebî ilimleri tahsil etti, felsefe okudu. Hocası İbnü’l-Mülakkın’dan aldığı ve Ṣubḥu’l-aʿşâ adlı eserinde sûretini verdiği icâzetnâmeden (XIV, 322-327), Şâfiî fıkhı üzerine fetva verme, bazı fıkıh ve hadis kitaplarını okutma izni aldığı anlaşılan Kalkaşendî uzunca bir süre kadılık görevinde bulund
TRİslam Ansiklopedisi