
Hafta içi benim için ofis ve konak arasında gidip gelen, hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiren bir tempoyla geçiyor. İkisinin de kendine has bir çekimi var; farklı ortamlarda bulunmayı seviyorum ama Çarşamba gelince sanki haftanın tüm yoğunluğu o güne toplanıyor. Hem yorucu hem de yoğunluğunu sevdiğim bir gün benim için. Yine böyle bir Çarşamba gününde, konağa İslam Medeniyeti dersimiz için gitmiştim. O gün konumuz İslam tarihiydi. Dersin sonlarına doğru, saygıdeğer hocamız Fatih Hoca, anlattığımız
TR
Azra Karaca

Osmanlı İmparatorluğu denince zihnimizde genellikle saraylar, fetihler, diplomatik mücadeleler ve devasa bir bürokratik mekanizma canlanır. Ancak koca bir imparatorluğun kalbi aslında saray odalarında değil; mahalle aralarındaki o ahşap evlerde, yani toplumu ayakta tutan en küçük hücrede, "aile" yapısında atıyordu. İlber Ortaylı’nın ufuk açıcı eseri "Osmanlı Toplumunda Aile", makro tarihin gölgesinde kalan bu mikro dünyaya ışık tutuyor. Şer’iyye sicillerinden, seyahatnamelerden ve zengin arşiv b
TRGökçe Baykurt

Temcid, Türk din mûsikîsinde sözlük anlamı itibarıyla "tâzim ve senâ etmek, ululamak" manalarına gelen; minarelerde ezandan bağımsız olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtları kapsayan bir formdur.【1】 Cami mûsikîsi türleri arasında yer alan bu uygulama, özellikle üç aylarda ve Ramazan süresince sahur vakitlerinde müezzinler veya zâkirler tarafından solo veya cumhur (topluca) şeklinde icra edilir.【2】 Dinî bir mûsikî mirası olan bu gelenek, tevhid duygusunun telkin edildiği ve Allah’ın azâ
TR
Emirhan Polat

Bayram alayı, Osmanlı padişahlarının Ramazan (Iyd-ı Fıtr) ve Kurban (Iyd-ı Adhâ) bayram namazlarını kılmak amacıyla saraydan camiye gidiş ve dönüşleri sırasında icra edilen, devletin askerî, mülkî ve dinî ihtişamını halka sergilediği en üst düzey resmî protokol merasimidir.【1】 Fatih Sultan Mehmed döneminde çıkarılan "Teşkilat Kanunnamesi" ile hukuki temeline oturtulan bu gelenek, saltanatın gücünü hem tebaaya hem de yabancı elçilere gösteren siyasî bir sembol olmanın ötesinde, toplumun her kesim
TR
Emirhan Polat

Köken Kelime, Farsça der kenār (در کنار “kenarda, yanında”) terkibinden Osmanlı Türkçesine geçmiştir. Bu yapı, Farsça der eki ile kenār isminin birleşmesinden oluşmuştur. Aslen “yanında, kenarda” anlamına gelen ifade, zamanla isimleşerek “sayfa kenarına yazılan not” anlamında kullanılmaya başlamıştır. Kullanım Alanları Yazma eser ve kitap kültürü: El yazması eserlerde metnin kenarına düşülen açıklayıcı notlar, düzeltmeler ve ilâveler için kullanılır. Osmanlı bürokrasisi: Resmî belgelerde, bir ya
TRFatma Betül Katmer

Bir manga düşünün: Ne Tokyo’da geçiyor, ne samurayları anlatıyor, ne de bir lise hikâyesi. Sahnesi 16. yüzyıl Osmanlısı. Osmanlı İmparatorluğu, yalnızca bir tarih sahnesi değil, aynı zamanda desenlerin, renklerin ve formların iç içe geçtiği bir estetik dünyadır. Bu dünya, yüzyıllar sonra, Japon bir sanatçının çizgileriyle yeniden hayat buluyor. Momoyama Aoi’yi ilk kez Türkiye’de yayımlanan bir haber aracılığıyla keşfettim. Bu haberde, bir Japon sanatçının mangasında Osmanlı’yı anlattığını ve Osm
TR
Nurten Yalçın

Osmanlı İmparatorluğu’nun en genç ve yenilikçi padişahlarından biriydi. Henüz bir çocuk yaşta tahta çıkmasına rağmen, ülkesini daha modern ve güçlü bir hale getirmek için çok büyük hayaller kurmuştu. Yenilikçi Bir Padişah Genç Osman, devletin bazı kurumlarının eskisi kadar iyi çalışmadığını fark etti. Özellikle o dönemin ordusu olan Yeniçeri Ocağı'nın disiplininin bozulduğunu düşünüyordu. Bu yüzden orduyu yenilemek ve daha düzenli bir hale getirmek için planlar yaptı. Padişah, sadece askerî alan
TRTülin Yıldız

When we think of the Ottoman Empire, our minds typically conjure images of palaces, conquests, diplomatic struggles, and a vast bureaucratic machinery. Yet the heart of this vast empire did not beat in the chambers of the palace, but in the wooden houses between neighborhoods—in the smallest cell sustaining society: the family structure. İlber Ortaylı’s groundbreaking work, "The Family in Ottoman Society", sheds light on this micro-world long overshadowed by macro-history. Drawing on Şer’iyye si
ENGökçe Baykurt
VaKöken Arapça “olaylar” anlamında gelen vakāyî ve Farsça “kitap, eser” anlamına gelen nâme sözcüklerinden oluşmuştur. Kullanım Alanları Tarih: Osmanlı ve diğer dönemlere ait tarihî olayları kronolojik olarak aktaran eserler için kullanılır. Kültür ve sanat: Tarihî belgeler, müze açıklamaları veya arşiv çalışmalarında terim olarak kullanılır.
TRZehra Kılıç

Destar; fes, sikke veya kavuk gibi başlıkların üzerine sarılan tülbent ya da ince kumaşlara verilen isimdir. Sözlük anlamı itibarıyla "sarık" veya "başlık" demek olan destar, Osmanlı toplumsal yapısında ve özellikle tasavvuf geleneğinde yalnızca sıradan bir kıyafet unsuru olarak kalmamış; kişinin sosyal statüsünü, ilmi derecesini, tarikat içindeki konumunu ve manevi makamını gösteren güçlü bir sembol hâline gelmiştir. Fiziksel Özellikleri, Yapısı ve Malzemesi Destar yapımında kullanılan temel ma
TR
Kadriye Beyza Kirenci