
1867 Vilayet Nizamnamesi, Osmanlı Devleti’nde 1864 tarihli Tuna Vilayet Nizamnamesi ile başlatılan taşra idaresi reformlarının genişletilip imparatorluğun geneline uygulanması amacıyla çıkarılan 22 maddelik düzenlemedir. Bu nizamname ile vilayet, sancak, kaza ve köyden oluşan dört kademeli idari yapı tüm eyaletlerde standart hâle getirilmiş; vali ve diğer idare memurlarının yetki ve sorumlulukları ile vilayet meclislerinin görevleri belirlenmiştir. 1867 Vilayet Nizamnamesi, Osmanlı taşra idaresi
TR
Mehmet Salih Çoban
Osmanlı sarayında çeşitli işler yapmakla görevli kimselerin genel bir adlandırması olup diğer hizmetlilerden farklı olarak soy ve mevki açısından seçkin şahıslardan seçilenler ve muayyen bir işle değil değişik hizmetlerde görevlendirilenler için kullanılır. Ayrıca vezir ve beylerbeyilerin maiyetindeki hizmetlilere de müteferrika denilmiştir. Müteferrikalığın ne zaman ihdas edildiği tam olarak bilinmemektedir. II. Murad döneminde Ramazan 847 (Ocak 1444) tarihli bir vakfiyede şahitler arasında İbr
TRİslam Ansiklopedisi
Farsça’da “baş” mânasında olup “başkan, reis” anlamına da gelen kelime Türkler tarafından İslâmiyet’ten önce de kullanılmıştır. Nitekim İslâm öncesinde Kıpçak reislerinden bazısının unvanı “ser-cenkşi” idi. Karahanlılar’da “ser-hayl” (kervan ve kafile başı) tabiri geçer. Moğollar’da Cengiz Han ordusunda ileri karakol niteliğindeki mukavemet noktalarına “ser-i pul” denir. Anadolu Selçukluları’nda ordu kumandanına “ser-leşker” (subaşı) adı verilirdi. Serin Arapça’sı olan re’s veya reîs ile de birç
TRİslam Ansiklopedisi
Kelimenin Pehlevîce’den geldiği ve aslının katak-xvatai olduğu belirtilir. Farsça’da kedhudâ şeklini almış, Türkçe’de hem bu şekilde hem de bundan gelen kâhya biçiminde kullanılmıştır. Kedhudanın Farsça’da “ev, köy; taht” anlamındaki ked ile “sahip ve mâlik, efendi” mânasına gelen hudâ kelimelerinden oluştuğu ileri sürülür. Kedhüdânın Osmanlı Türkçesi’ne kehaya, kâya şekillerinde geçip halk ağzında kâhya biçiminde kullanıldığı yolundaki görüşe rağmen kâhya kelimesinin menşei henüz kesin olarak a
TRİslam Ansiklopedisi
Tablhâne (mehterhâne, nevbethâne, nakkārehâne) coşku ve kahramanlık duygularını ifade eden mûsikiyi, bunu icra edenleri ve bunların bulunduğu yeri ifade eder. Mûsiki takımı için İslâm devletlerinde tablhâne ve nakkārehâne, Selçuklular’da tablhâne ve nevbethâne tabirleri geçer. Osmanlılar’da ise tablhâne, nevbethâne, mehterhâne ve mehterân-ı tabl ü alem sözleri kullanılır. Kös, davul, nakkāre gibi vurmalı; surnây (zurna), nefîr ve boru gibi üflemeli çalgılardan oluşan bu mûsiki takımı yüksek sesl
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “nasip, pay; kendisinden faydalanılan şey, yiyecek, azık” anlamlarına gelen rızk kelimesi (çoğulu erzâk) İslâm tarihinde hak sahiplerine devlet tarafından aynî (erzak) veya nakdî (atâ, atıyye) olarak dağıtılan şeyleri ifade eder. Rızık kavramının Hz. Peygamber döneminden itibaren kullanıldığı görülmektedir. Vali, kadı, âmil gibi görevlilere rızık tahsis edilerek devlet hizmetinde çalışanların geçimlerinin sağlanması gerektiğine işaret eden Resûl-i Ekrem, “Eşlerimin nafakası ve âmilimin
TRİslam Ansiklopedisi
Eski Hariciye Nâzırı ve Meclis-i Vâlâ Reisi Mehmed Şekib Paşa’nın oğludur. İstanbul’da doğdu. Özel hocalardan Arapça, Farsça, Fransızca, coğrafya, tarih, ekonomi-politik, devletler hukuku ve jeoloji dersleri aldı. 1845’te Dîvân-ı Hümâyun Kalemi’nde memuriyete başladı. Babası Viyana sefiri iken sefâret birinci kâtipliğine tayin edildi (1841). İki yıl sonra İstanbul’a dönerek Bâbıâli Tercüme Odası’na girdi. Âlî Paşa’nın maiyetinde, Kırım Harbi’ni sona erdiren Viyana (1855) ve Paris (1856) konferan
TRİslam Ansiklopedisi
Sinop’ta doğdu. İmamoğlu diye bilinen bir aileden kunduracı Mahmud Zeki Efendi’nin oğludur. İlk öğrenimini burada yaptı, rüşdiye tahsilinden sonra İstanbul’a gitti. Soğukçeşme Rüşdiyesi’ne yazıldı ve on altı yaşında burayı bitirdi. Aynı yıl Tıbbiye İdâdîsi’ne girdi ve Askerî Tıbbiye’den yüzbaşı doktor olarak mezun oldu (1901). Alman hekimlerin idaresinde bulunan Gülhane Hastahanesi’nde ihtisas yaptı. Bu sırada Fransızca bilgisini geliştirdi. İleride soyadı olan “Nur” mahlasını burada asistanken
TRİslam Ansiklopedisi
Gelibolu müftüsü olan babasına nisbetle daha çok Müftîzâde lakabıyla meşhur olmuştur. Medrese tahsilinden sonra çeşitli ilmiye görevlerinde bulundu. 1772 Rus seferine Mekke pâyesiyle ordu kadısı olarak katıldı. 1782’de İstanbul kadısı, 1785’te Rumeli kazaskerliği pâyesiyle Anadolu kazaskeri ve 10 Şubat 1786’da şeyhülislâm oldu. 1787’de Rusya’ya sefer açılıp açılmaması hususunda devlet erkânı arasında farklı görüşler belirdiği zaman Sadrazam Koca Yûsuf Paşa, Şeyhülislâm Ahmed Efendi ile birlikte
TRİslam Ansiklopedisi
Kelime Farsça’da “günlük” anlamına gelen rûznâmeye küçültme eki ilâvesiyle oluşturulmuştur. Rûznâmeden farklı olarak Osmanlı bürokrasisinde günlük işlemler için tutulan defterlerin genel adı haline gelmiş, ayrıca hazineye bağlı günlük gelir giderlere bakan kalemler için de kullanılmıştır. Resmî bir defter türü olarak rûznâmçe, daha ziyade maliye teşkilâtında hazinedeki işlemlerin gelir ve harcamaların kaydedildiği defterleri ifade eder. Defterdara bağlı olan ve hazinenin bütün işlemlerini yapan
TRİslam Ansiklopedisi