Aslen Hîre Kralı Nu‘mân b. Münzir el-Lahmî’nin soyundan gelen ataları, Endülüs’ün fethinden hemen sonra Humus’tan İşbîliye’ye (Sevilla) göç ederek orada yerleşmişlerdi. Ebü’l-Kāsım, İşbîliye’nin zengin ve nüfuzlu simalarından biri olan ve uzun yıllar bu şehrin kadılığını yapan Ebü’l-Velîd İbn Abbâd’ın oğludur. 1016 yılında Endülüs’ün idaresini ele geçiren Şiî Hammûdîler’in İşbîliye valisi olan Kāsım b. Hammûd’un ricası üzerine babasından sonra kadılık görevini üstlendi. Bu göreve gelişinde hem K
TRİslam Ansiklopedisi
Vezirden sonra geldiği için görevine küçük vezâret de denilen sâhibü’l-bâb kılıç ehlinden (askerî) ve yakalı (mutavvakīn) emîrlerdendi. Kaynaklarda adına rastlanan ilk sâhibü’l-bâb Hüsâmülmülk Eftegin’dir (XII. yüzyıl başları). Yânis er-Rûmî, Emîr Rıdvân b. Velahşî ve Ebü’l-Eşbâl Dırgām’da görüldüğü gibi bu makam daha çok vezârete yükselmede bir basamak olarak kullanılmıştır. Vezir kılıç ehlinden değilse sâhibü’l-bâb, mezâlim duruşmalarında ona vekâlet eder, vezir kılıç ehlinden ise onun ön tara
TRİslam Ansiklopedisi
Deylem’in sınırlarını tam olarak tesbit etmek oldukça güçtür. Zira bu sınırlar, Deylem halkının bu bölgeye sonradan ilhak ettikleri topraklar sebebiyle zaman zaman değişmiştir. Meselâ Büveyhîler’in zirvede olduğu IV. (X.) yüzyılda Deylem ismi Hazar denizinin güneyindeki bütün eyaletleri içine almaktaydı. İslâm coğrafyacılarından İstahrî, Deylem’in güneyde Kazvin, Azerbaycan ve Rey’in bir bölümü ile doğuda Taberistan ve Rey’in diğer bölümü, kuzeyde Hazar denizi, batıda Azerbaycan’ın bir bölümü ve
TRİslam Ansiklopedisi
Hayatı ve eseri hakkındaki bilgiler oldukça sınırlıdır ve pek çok müellif onu başka şahsiyetlerle karıştırmıştır. Bağdatlı İsmâil Paşa, 767’de (1365) vefat eden münşî vezir Ebû Abdullah Muhammed b. Gālib el-Belensî’yi İbn Gālib zannetmiştir. Onun Belensiyeli (Valencia) olmamasına rağmen Temmâm b. Gālib (ö. 348/959) veya Temmâm b. Gālib el-Lugavî (ö. 436/1044) ile bir tutulduğu da görülmektedir (Lutfî Abdülbedî‘, I/2 [1375/1955], s. 275-276). Sehâvî ise İbn Gālib yerine Ebû Gālib yazmıştır (el-İʿ
TRİslam Ansiklopedisi
337’de (948-49) Şîraz’da doğdu. Büveyhî Emîri Adudüddevle zamanında (978-983) Dîvânü’l-ceyş’in iki “ârızu’l-ceyş”inden biriydi ve ordunun bir bölümünü teşkil eden Türk, Arap ve diğer gruplardan meydana gelmiş askerî birliklerden sorumlu bulunuyordu. Adudüddevle’nin ölümü üzerine yerine geçen oğlu Samsâmüddevle İbn Sa‘dân’ı vezirliğe tayin etti (373/983). İbn Sa‘dân, göreve başladıktan sonra Deylemli asker ve kumandanlarla devlet memurlarının maaşlarından onda bir oranında kesinti yaparak elde ed
TRİslam Ansiklopedisi
301’de (913-14) doğdu. Babası Halife Muktedir-Billâh, annesi Slav asıllı bir câriyedir. Çevresinde meydana gelen hilâfet çekişmeleri yüzünden evini terkederek bir süre gizlilik içinde yaşadı. Büveyhîler’in Bağdat’a hâkim olması (11 Cemâziyelevvel 334 / 19 Aralık 945) ona hilâfet yolunu açtı. Büveyhî Emîri Muizzüddevle, önce Müstekfî-Billâh’a biat ettiyse de bir ay kadar sonra çeşitli suçlamalarla onu tahttan indirip gözlerine mil çektirdi ve yerine Mutî‘-Lillâh lakabıyla Ebü’l-Kāsım Fazl’ı geçir
TRİslam Ansiklopedisi
Hazar Türkleri’nden olup babası Abbâsî kumandanlarındandı. Kendisi Halife Muktedir-Billâh tarafından 317 (929) yılında kardeşi İbrâhim ile birlikte Bağdat şurta teşkilâtının başına getirildi. İki kardeş bir yıl sonra görevden alındıysa da ertesi yıl iade edildi. Muktedir-Billâh’ın öldürülmesinden (320/932) sonra birçokları gibi onlar da Bağdat’tan ayrıldılar ve önce Medâin’e, ardından Vâsıt’a gittiler. Râzî-Billâh halife olunca İbn Râiḳ’i hâcib yapmak istedi; ancak daha sonra bundan vazgeçti ve
TRİslam Ansiklopedisi
14 Şâban 593’te (2 Temmuz 1197) Bağdat’ta doğdu. İbnü’s-Sâî diye meşhur olmasının sebebi bilinmemektedir. Bazan İbnü’s-Sââtî şeklinde kaydedilirse de bunun yanlış olduğu anlaşılmaktadır (Nisâʾü’l-ḫulefâʾ, neşredenin girişi, s. 15-16). İbnü’s-Sâî, genç yaşta Sühreverdiyye tarikatının pîri Şehâbeddin es-Sühreverdî’ye intisap etti; 608 (1211-12) yılında ondan hırka giydi. Ebü’l-Yümn el-Kindî, Ebü’l-Bekā el-Ukberî, İbnü’d-Dübeysî, İbnü’n-Neccâr el-Bağdâdî ve İbn Ebü’l-Hadîd gibi âlimlerden kıraat, h
TRİslam Ansiklopedisi
Batîha’nın (çoğulu Batâih) ne zaman oluştuğu hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber Arap coğrafyacıları Sâsânîler devrinde meydana geldiğini kabul ederler. Fakat bu görüşün gerçekle bir ilgisi yoktur. Belgelerden bataklıkların çok daha önce, hatta jeolojik devirlerde oluştuğu anlaşılmaktadır. Bataklıkların kurutularak tarım arazisi haline getirilmesi için çok eski devirlerden itibaren çalışmalar yapılmıştır. Kurulan setler şiddetli seller sebebiyle yıkılıyor ve yeniden bataklıklar meydana ge
TRİslam Ansiklopedisi