
Şiirin Eşiğinde is a comprehensive study and essay collection authored by Mehmet Erdoğan. Published by Dergâh Yayınları in its Turkish Literature series, the work examines the ontological and epistemological dimensions of poetry and art. The work addresses the purpose of art, the bridge of logos between the divine will and humanity, and the position of the work of art as a search for meaning, approached with philosophical depth. The book, published in April 2004, consists of 202 pages. Content a
EN
Muhammed Samed Acar
MüKöken Arapça taraf ve cihet bildiren d-m-c (دمج) kökünden türeyen, "dürülüp sarılmak, iç içe geçmek" anlamındaki mundamic (مندمج) sözcüğünden alıntıdır. Kelime, "içine girdi, sokuldu" manasındaki damaca (دَمَجَ) fiilinin munfaˁil vezninde yedinci bab etken fiil sıfatıdır. Tarihsel süreçte, 1680 tarihli Meninski’nin Thesaurus eserinde "şişman, iç içe geçmiş" olarak kaydedilmiştir. Geç devir Osmanlı Türkçesinde ise Fransızca impliqué (ilişkili/dahil) ve implicite (örtük/kapalı) terimlerini karşıla
TR
Emirhan Polat
MüKöken Müşahhas (ﻣﺸﺨّﺺ) kelimesi Arapça kökenli bir sıfattır. Arapça “tanımak, ayırt etmek, şahıslandırmak” anlamına gelen teşḫіṣ kelimesinden türemiştir ve Türkçeye geçmiştir. Kelimenin ilk anlamı Türkçe’de türetilmiştir. Kullanım Alanları Mantık ve Metodoloji: Bir kavramın veya verinin muğlaklıktan kurtarılarak diğer unsurlardan "ayırt edilmesi" ve sınırlarının net bir şekilde çizilmesi süreçlerinde kullanılır. Edebiyat ve Estetik: Soyut mefhumların veya cansız varlıkların "kişileşmiş" bir kiml
TR
Emirhan Polat

İnsan aklının ulaşabildiği en genel kavram “varlık”, en yüce kavram ise “Tanrı”dır. Fârâbî tam da bu noktadan hareket eder. Ona göre varlık hakkında aklın söyleyebileceği iki temel hüküm vardır: ya zorunludur ya da mümkündür.【1】 Zorunlu varlık… Yani varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen bir hakikat. Fârâbî’ye göre böyle bir varlık yok sayıldığında sadece bir şey eksilmiş olmaz; bizzat varlığın kendisi, anlamı yok olur. Çünkü O, hiçbir sebebe muhtaç olmayan; aksine her şeyin müsebbibi ola
TR
Büşra Meral

“İnsanın içinde, hiçbir simülasyonun tamamen susturamayacağı aşkın bir hakikat çağrısı vardır.” The Truman Show, modern insanın yalnızca medya tarafından kuşatılmışlığını değil, temsilin hakikatin yerine geçtiği bir dünyada insanın ontolojik statüsünün nasıl dönüştüğünü anlatan güçlü metafizik bir alegoridir. Film çoğu zaman televizyon kültürü, gözetim toplumu ya da medya manipülasyonu bağlamında okunmuştur; ancak bu okumalar filmin merkezindeki daha derin soruyu çoğu zaman ıskalar: İnsan, kendi
TR
Ali Ömer Yurddaş

Modern mitler, Aydınlanma Çağı’nın rasyonalite merkezli dünya görüşüne ve pozitivist paradigmanın egemenliğine rağmen, mitsel düşüncenin çağdaş toplumda büründüğü yeni formları ve seküler kutsallıkları ifade etmektedir.【1】 Geleneksel tanımıyla mit; halk efsaneleri ve yaratılış öyküleri gibi kutsala dair anlatılar olsa da temelde bir felsefe ve düşünce tarzı olarak insanın olduğu her çağa aittir. Mitlerin temel görevi, toplum içinde karmaşık halde bulunan deneyimlere, bilgilere ve davranış modell
TR
Büşra Tuğa

İnsan, yaratılışının bir gereği olarak arayan, araştıran bir varlıktır. Bu arayış bazen somut bir hedefe, bazen de bir anlama yönelir. Ancak göz ardı edilen bir gerçek şudur ki: aramanın değeri ulaşılan sonucun yanı sıra süreçte yaşanan dönüşüm ve değişimlerde de saklıdır. Bazen yolda olmak ulaşılacak yerden daha kıymetlidir. Arayışın Ontolojisi: İnsan Neden Arar ? Aramak, bazen Hz. İbrahim gibi içindeki boşluğu dolduran eksiklik duygusunun bir yansımasıdır. Bazen de içindeki potansiyelin dışavu
TR
mesude zor
ZeZenon'un Paradoksları, MÖ 5. yüzyılda Güney İtalya’daki Elea kentinde yaşamış olan filozof Zenon tarafından geliştirilen, hareketin, çokluğun, mekanın ve zamanın doğasına ilişkin sağduyu ile mantıksal analiz arasındaki çelişkileri ortaya koyan bir dizi felsefi argümandır. Felsefe tarihinde mantıksal düşüncenin sınırlarını zorlayan bu paradokslar, Elea Okulu’nun kurucusu Parmenides’in varlığın "Bir", değişmez, bölünmez ve hareketsiz olduğu yönündeki monist (bircilik) öğretisini, karşıt görüşlerin
TRYunus Emre Yüce
SoSoyut makine, dıştan dayatılmış kuralları “temsil eden” bir şema olmaktan çok, madde-enerji tertiplerinden içkin biçimde türeyen süreçler toplamıdır: parçalar bir araya geldikçe, o düzenekten kurallar ve işleyiş doğar. Bu yaklaşım, Simondon yorumunda “üstten-aşağı sibernetik”ten ayrılır; soyut makine “nasıl kuruldu?” sorusuna, bileşenlerden içkin olarak doğan süreçlerle yanıt verir. Deleuze–Guattari hattında terim, Simondon’un teknik öz ve soyutlama kavrayışından esinle, algoritma benzetmesine d
TR
Beraat Öztorun

Leibniz’in evrensel dil projesi (Latince: characteristica universalis), 17. yüzyıl filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz tarafından geliştirilen, düşüncelerin evrensel bir biçimde temsil edilmesini ve akıl yürütmenin hesaplanabilir hale gelmesini amaçlayan bir felsefi ve mantıksal girişimdir. Leibniz, bu projeyi yalnızca iletişim kolaylığı sağlayacak bir dil olarak değil, aynı zamanda insan aklının işleyişini yansıtan rasyonel bir yazı sistemi olarak tasarlamıştır. Proje, daha sonraki dönemlerde se
TR
Esra Can