
Gecenin en koyu yerinde, takvimin yaprakları sessizce birbirine çarparken, zihnimde eski bir ilahinin yankısı dolaşıyor: "Defterim doldu siyâh, amelim tekmil günâh... Sensin kuluna penâh, meded amân Allahım." Bu satırlar sadece bir pişmanlık beyanı değil, aslında bir ruhun en maskesiz haliyle aynaya bakmasıdır. Ramazan sonrası başlayan günlerin ilk haftalarında, kendimizi o aynanın karşısında, elimizde nasıl defterle durduğumuzun muhasebesini yapmalıyız. Ramazan Okulu'nu nasıl geçirdik, gelecek
TR
Gözde Cabadak

Köken Kökeni Arapçaya dayanmaktadır. Osmanlı Türkçesi'nde aynı biçimle yer almış ve günümüz Türkçesine geçmiştir. Türkçede hem somut hem soyut niyet, istek ve anlatılmak istenen mana anlamlarıyla kullanıla gelmiştir. Kullanım Alanları Günlük Dil: Meram, Türkçede istek veya maksat anlamında kullanılmaktadır. Bu kelime, özellikle "meramını anlatmak" deyimiyle bir kişinin istek veya amacını ifade etmesi anlamında yaygın olarak kullanılır. Edebiyat: Klasik Türk edebiyatında, özellikle hikayelerde ve
TR
Aysel Gül
YeYeni Eleştiri (New Criticism), 20. yüzyılın ilk yarısında özellikle Amerika’da gelişen, edebî eseri kendi özerk yapısı içinde değerlendiren bir eleştiri kuramıdır. Bu yaklaşım, eserin tarihsel bağlamı, yazarın biyografisi veya okuyucu tepkileri gibi dışsal unsurları ikinci plana iterek, metnin kendisini kapalı ve bütünleşik bir bütün olarak ele alır. Kuramın merkezinde “yakın okuma” (close reading) yöntemi yer alır; metnin dilsel, biçimsel ve estetik unsurlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi ge
TR
Meryem Şentürk Çoban

Büyüdükçe incelen ruhlara ithafen... Kıymet verdiğiniz bir insanın konferansına ya da konserine gittiğinizi düşünün. Koca salonda bir siz varsınız bir de o insan… O kişinin salonu gördüğünde “kimse gelmemiş” dediğini hayal edin. Oysa ne kadar “biriciksiniz" değil mi? Ama kimin nezdinde? * Sayılarla oynamayı sever insanoğlu… Ekseri, bir şeyin az ve öz olmasındansa çok olması daha hoşuna gider. -Psikolojik temellendirmeler mümkün.- Yemek yeme alışkanlığından bile ayırt edebilirsiniz bu gerçeği. Bi
TR
Mehmet Akif Sipahioğlu

İnsanlık, binlerce yıldır doğayı taklit ederek hayatta kaldı. Önce kas gücümüzü makinelerle çarptık, sonra hızımızı motorlarla artırdık. Ancak 21. yüzyılın şafağında, taklit etmeye cüret ettiğimiz son kalem "ruh" ve "bilinç" oldu. Her gün yazdığımız kodların, optimize ettiğimiz algoritmaların bir gün "uyandığını" görmek bir ütopya mı, yoksa kaçınılmaz bir mühendislik sonucu mu? Algoritmadan Deneyime Geçiş Eşiği Yapay zeka (YZ), tarihsel gelişiminde "problem çözen araç" (Expert Systems) aşamasınd
TRArda Songur

Birine yardım etmek isterken, aslında daha büyük bir soruna yol açmak kulağa garip geliyor, değil mi? İşte “Kaş yapayım derken göz çıkartmak” deyimi tam da bu durumu anlatır. Birine iyilik yapmaya çalışırken, istemeden de olsa ona zarar vermek anlamına gelir. (Yapay zeka ile oluşturulmuştur) " image-element-format="right" image-source="https://cdn.t3pedia.org/media/uploads/2025/08/16/LruXwNE86h83wKkjTdEiQ0fvMrIJgZFQ.png"> Nerden Gelir? Bu deyimin tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor
TR
Nida Üstün
MaKöken Maksat, Arapça ḳṣd kökünden gelen “kasıt, amaç, hedef” anlamınlarında kullanılan maḳṣad (مقصد) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük, Arapça “amaçladı” anlamındaki ḳaṣada (قَصَدَ) fiilinin mafˁal vezninde isimleştirilmiş şeklidir. Arapça ve erken dönem Türkçe metinlerde “kastedilen şey, amaç” anlamlarındaki maḳṣūd biçimi daha yaygınken, 18. yüzyıldan itibaren maḳṣad biçimi ağırlık kazanmıştır. Kullanım Alanları Edebiyat: Klasik ve modern Türk edebiyatında sıklıkla “niyet”, “gaye” veya “istenile
TRAyşe İkbal Özsakın
AğKöken "Ağraz" kelimesi Arapça kökenlidir. "Maksat" anlamına gelen "ġaraż" kelimesinin çoğulu olan "aġrâż" kelimesinden türemiştir. Kullanım Alanları Edebiyat: Karakterlerin iç niyetlerini, gizli hesaplarını ya da çıkar odaklı tutumlarını tanımlamak için tercih edilir. Sosyoloji ve Ahlak: Görünürde iyi olan davranışların ardındaki çıkar ilişkilerini ele alırken kullanılır. Siyaset ve Eleştirel Metinler: Gizli hedefler, tarafgirlik ve samimiyetsiz amaçlar bağlamında yer bulur.
TR
Muhammed Said Alevcan

Kelime olarak “saflaştırma”, “arıtma” gibi anlamlara gelen ihlâs, terim olarak “kulluk, ibadet ve iyilikleri riya ve gösterişten arındırarak samimiyetle sadece Allah için yapmak” demektir. İhlâs genel anlamda Allah’a şirk koşmaktan, riyadan, samimi olmayan yapmacık davranışlardan, gösteriş arzusundan, kötü huy ve duygulardan, kalbi temizlemek, davranışlarda samimiyet ve iyi niyet sahibi olmak ve Allah’ın rızasına uygun hareket etmektir. Kur’ân-ı Kerim’de müstakil bir sureye de isim olan “ihlâs”
TRTübitak
Sözlükte “iş, çaba, fiil, çalışma” gibi mânalara gelen amel (bk. Lisânü’l-ʿArab, “ʿamel” md.), “canlı varlığın gayeli olarak yaptığı iş” diye de tarif edilmiştir. Buna göre amel fiil kelimesinden daha özel bir mâna ifade eder. Çünkü fiil, bilgisiz ve gayesiz olarak yapılan işleri de kapsamaktadır (bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ʿamel”, “fiʿl” md.leri). Ayrıca dinî literatürde amel kelimesi giderek “emir, tavsiye veya yasaklara konu olan, sonunda ceza veya mükâfat bulunan tutum ve davranış”
TRİslam Ansiklopedisi