Sözlükte “dürmek, kıvırıp bükmek; ayırıp uzaklaştırmak; ikinci olmak” anlamlarındaki seny kökünden türemiştir. Nahiv âlimleri istisnayı “illâ vb. bir edat vasıtasıyla çoğun (bütünün/genelin/cinsin) hükmünden azı (parçayı/özeli/ferdi) hariç tutmak” şeklinde tanımlamışlardır. Edattan önce geçen bütün veya genel konumdaki öğeye müstesnâ minh (kendisi hakkında verilen hükümden bir başkasının hariç tutulduğu unsur), edattan sonra gelen cüz veya özel konumdaki öğeye de müstesnâ (genelin/bütünün hükmün
TRİslam Ansiklopedisi
Aslen Mağribli olup 1180’de (1766) Kahire’de doğdu. Attar olan babası önceleri onu yanında çalıştırmak istediyse de okuma hevesini dikkate alarak tahsiline Ezher’de devam etmesine izin verdi. Dinî ilimlerin yanı sıra astronomi, mühendislik, coğrafya ve tıpla da meşgul oldu. Fransızlar Mısır’ı işgal edince (1798) o zamanki âlimlerden çoğunun yaptığı gibi önce Asyût’a kaçtıysa da bir müddet sonra Kahire’ye dönerek Fransız ilim adamları ile tanıştı. Bu âlimlerden Fransızca ve modern ilimleri öğrend
TRİslam Ansiklopedisi
465 (1073) veya 466 (1074) yılında Bağdat’ta doğdu. Dedelerinden biri çuval (جوالق, çoğulu جواليق) yapımı veya satımı ile meşgul olduğundan “Cevâlîkī” nisbesini almıştır. İbnü’l-Cevâlîkī diye de anılır. Çok genç yaştan itibaren ilim meclislerine devam ederek Arap dili ve edebiyatı ile dinî ilimleri öğrenmiş ve geniş bir kültüre sahip olmuştur. Hocaları arasında Ebû Tâhir b. Ebü’s-Sakr el-Enbârî, İbnü’t-Tuyûrî ve kendisinden on yedi yıl boyunca edebî ilimlere dair dersler aldığı Nizâmiye Medreses
TRİslam Ansiklopedisi
DaKöken Daraban sözcüğü, Arapça "vurma, vuruş, çarpma" anlamlarındaki ḍarb ضَرْب sözcüğünden türemiştir. Türkçeye Arapça ﺿﺮﺑﺎﻥ ḍarabān şekliyle geçmiştir. Kullanım Alanları Edebiyat: Klasik ve tarihi metinlerde sözlük anlamıyla; mecaz anlamda vurucu ve sert anlamlarıyla kullanılır. Gündelik Dil: Güncel konuşma dilinde sıklıkla kullanılmamakla beraber, nabız anlamında kalbin atış durumunu ifade etmek için kullanılır.
TR
Nida Öztürkmen
Doğum tarihi, çocukluk yılları ve tahsil hayatı hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Diyarbekir’in bir bölgesi olan Meyyâfârikīn’dan olduğu ve hayatının uzun bir devresini burada geçirdiği için Fârikī nisbesiyle tanındı. Gerek kendi gözlemleri gerekse bazı yakın dostlarının kadınlarla ilgili olarak yaşadığı acı tecrübelerin verdiği ürküntü sonucu hiç evlenmemiştir. Fârikī bu hususa şiirlerinde de yer vermiştir. Siyasî hayatı hareketli fakat sıkıntılar içinde geçen Fârikī’nin, Selçuklu Sultanı Meli
TRİslam Ansiklopedisi
120 (738) yılında doğdu. Yâkūt ve İbnü’l-Cezerî’ye göre dedesinin dedesi Abdullah, Hz. Ömer’in hilâfeti döneminde Rumlar’dan esir alınmış olup ensardan bir zat bedelini ödeyerek onu âzat etmiştir. Nitekim ensardan Hazrecli Benî Züreyḳ’ın mevlâsı olduğu kabul edilerek Zürekī nisbesiyle tanındığı gibi Zührî nisbesiyle de anılmıştır. Ebû Ca‘fer İbnü’l-Bâziş’in, Abdullah’ı Kālûn’un dedesi diye zikretmesi bir istinsah veya baskı hatası olmalıdır. Hocası Nâfi‘ b. Abdurrahman, okuyuşunu beğenerek kendi
TRİslam Ansiklopedisi
Arapça’da iki veya daha fazla kelimeden oluşan bir cümlenin ilk iki yahut daha çok harfi alınarak bunlardan yeni kelimeler meydana getirilmektedir (bk. HAMDELE). Havkale de bunlardan biri olup “her türlü değişim ve gücün kaynağı sadece Allah’tır” anlamına gelen “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” (لا حول ولا قوّة إلاّ بالله) şeklindeki dua ve zikir cümlesinin kısaltılmasıyla oluşturulmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de bu cümlenin tamamı bulunmamakla birlikte benzeri bir ifade mevcuttur. Her şeyin ilâhî
TRİslam Ansiklopedisi
672’de (1273-74) Fas’ta doğdu. Aslen Safrû şehri civarında yerleşmiş bulunan Sanhâce kabilesine mensuptur. Berberî dilinde “sûfî” anlamına gelen Âgurrûm (Âcurrûm) lakabını ilk defa dedesi Dâvûd’un bir şeref unvanı olarak kullandığı söylenmektedir. İbn Âcurrûm’un tahsili ve hocaları hakkında yeterli bilgi yoktur. Ancak Fas’ta dil, edebiyat, kıraat, fıkıh ve matematik tahsili gördüğü kaydedilmekte; hac yolculuğu sırasında Kahire’ye uğradığı, burada meşhur dilci ve müfessir Ebû Hayyân el-Endelüsî’n
TRİslam Ansiklopedisi
NaNahıl Ağacı, during the Ottoman Empire, a monumental three-dimensional craft object used in festivals, weddings, and circumcision processions, symbolizing abundance, prosperity, power, and the continuity of life. Typically designed in the form of a cypress or date palm tree, it is adorned with beeswax, precious stones, mirrors, and various figurative elements. The term derives from the Arabic word “nahl,” meaning “date palm,” and over time entered popular usage as “nakıl.”Arabicİsmail Hakkı Uzun
ENYunus Emre Yüce
NaNahıl Ağacı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde düzenlenen şenliklerde, düğün ve sünnet alaylarında kullanılan, bolluk, bereket, güç ve yaşamın sürekliliğini simgeleyen, genellikle servi veya hurma ağacı formunda tasarlanmış, üzeri balmumu, değerli taşlar, aynalar ve çeşitli figürlerle süslü üç boyutlu anıtsal bir zanaat eseridir. Arapça kökenli bir kelime olan ve "hurma ağacı" anlamına gelen "nahl" sözcüğünden türeyen bu yapı, halk ağzında zamanla "nakıl" olarak da anılmıştırİsmail Hakkı Uzunçarşı
TRYunus Emre Yüce