Sözlükte “doğru ve düzgün olmak” anlamındaki svy (siven سِوًى) kökünden türeyen istivâ “mutedil, düzgün ve eşit olmak; karar kılmak, oturup yerleşmek; yönelmek, yukarı çıkmak; hâkim olmak, tahta oturmak” gibi mânalara gelir. İstivâ kavramı yedi âyette arşa, iki yerde semâya yönelik bir fiil olarak Allah’a nisbet edilmiştir. Bu âyetlerde belirtildiğine göre Allah yeri yarattıktan sonra gökleri yaratmaya yönelip onları yedi olarak düzenlemiş, sonra da arşa istivâ etmiştir. İstivâ Hz. Mûsâ’nın olgu
TRİslam Ansiklopedisi
351 (962) yılında Basra civarındaki Saymer’de doğdu. Hayatının büyük bir kısmını Bağdat’ta geçirdiği ve ilmî faaliyetlerini orada sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Fıkıhta hocaları Cessâs’ın talebesi olan Ebû Bekir Muhammed b. Mûsâ el-Hârizmî ve Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Muhammed ed-Darîr el-Basrî’dir. Kendilerinden hadis aldığı kişiler arasında Muâfâ en-Nehrevânî, Ebû Hafs İbn Şâhîn, Ebû Bekir İbn Şâzân ve Dârekutnî yer alır. Medâin kadılığının ardından Bağdat’ın Kerh bölgesi kadılığına tayin edildi ve
TRİslam Ansiklopedisi
173 (789) yılında Bağdat’ta doğdu. Kerhli zengin bir tüccarın oğlu olduğundan iyi bir öğrenim gördü. İlme, şiir ve edebiyata ilgi duyuyor, babası ise ticaretle meşgul olmasını istiyordu. Halife Me’mûn’un valilerinden Hasan b. Sehl’i öven kasidesine karşılık 10.000 dirhem ihsana nâil olunca babası meslek seçimi konusundaki ısrarından vazgeçti. Bu olaydan sonra kendini ilmî çalışmalara veren İbnü’z-Zeyyât özellikle nahiv ve lugat alanlarında temayüz etti. Me’mûn’un halifeliğinin sonlarına doğru Dî
TRİslam Ansiklopedisi
“Varlığın zıddı, yokluk, hiçlik” ve “varlığın yaratılmasından önceki hal” gibi anlamlarda kullanılan adem, felsefe kaynaklı bir kavramdır. Kur’an’da yer almaz. Antikçağ Yunan felsefesinde başlayan varlık-yokluk tartışmasında Parmenides, Herakleitos ve Anaksagoras gibi presokratik filozoflar, yokluktan bir şeyin meydana gelemeyeceği düşüncesinden hareketle yokluğun reel bir varlığı bulunmadığını, yokluk fikrinin bir kuruntudan ibaret olduğunu, dolayısıyla varlığın ezelî ve ebedî olduğunu savunmuş
TRİslam Ansiklopedisi
Tercih edilen görüşe göre Kazvin’e bağlı Tâlekān’da veya İstahr’da 326 (938) yılında doğdu. Şeyh el-Emîn lakabıyla tanınan babası Ebü’l-Hasan Abbâd, Rüknüddevle’nin kâtipliği ve vezirliğini yapmıştı; Mu‘tezile taraftarı olup Aḥkâmü’l-Ḳurʾân adlı bir eseri bulunmaktadır (Yâkūt, VI, 170-172). Sâhib b. Abbâd temel bilgileri babasından aldıktan sonra Büveyhî veziri edip ve şair Ebü’l-Fazl İbnü’l-Amîd’in derslerine devam etti. Dil ve edebiyat alanında yetişmesinde en büyük pay İbn Fâris’e aittir. İbn
TRİslam Ansiklopedisi
Bekir b. Uhtü Abdülvâhid’in yaşadığı yıllar kesin olarak tesbit edilememiştir. Bununla beraber Mu‘tezile kelâmcılarından ünlü Nazzâm’ın (ö. 231/845) çağdaşı olduğu ve onun bazı görüşlerinden etkilendiği bilinmektedir. Zehebî, adını Bekir b. Ziyâd el-Bâhilî olarak kaydettikten sonra onun Abdullah b. Mübârek adına hadis uyduran bir yalancı olduğunu söyler. Kaynaklar Bekriyye’yi müstakil bir fırka olarak ele aldıkları halde kurucusunun hayatı ve görüşleri hakkında fazla bilgi vermezler. Tesirleri v
TRİslam Ansiklopedisi
Arapça’da “boş olmak, boş kalmak” anlamında masdar olan halâ kelimesi “boşluk” anlamında isim olarak da kullanılmaktadır; zıddı melâdır (doluluk). Halâ, farklı felsefî anlayışlara göre “cisimden bağımsız olarak var olan boyut” veya “cismin doldurduğu varsayılan farazî boşluk” şeklinde açıklanır. Bazılarına göre ise “var olması imkânsız şey” anlamına gelir (krş. Cürcânî, et-Taʿrîfât, “ḫalâʾ” md.). Felsefe ve kelâmda boşluk kavramı sözlük anlamının ötesinde “herhangi bir cisimden yahut yer kaplaya
TRİslam Ansiklopedisi
370 (980) yılı civarında Rey’de doğdu. Ailesi yağ ticareti yaptığı için “Semmân” lakabıyla anıldı. 380’den (990) sonra hadis tahsiline başladı. Muhallis, İbn Ebû Nasr et-Temîmî ve Abkasî gibi muhaddislerden hadis öğrendi. Tahsil için Irak, Suriye, Hicaz, Mağrib ülkeleri başta olmak üzere pek çok yere seyahat etti. 3000’den çok (bir rivayete göre 3600) âlimden faydalandığı zikredilmişse de Zehebî bunun mümkün olamayacağını ifade etmektedir (Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 121-123). Hayatının sonlarına d
TRİslam Ansiklopedisi
Halku’l-Kur’ân tabiri Kur’an’da yer almadığı gibi “halk” kelimesi Kur’an’da diğer isimlerinden herhangi biriyle de terkip halinde kullanılmamıştır. Erken devir hadis kaynaklarında da bu tabire rastlanmamakta ve Hz. Peygamber’in konuya dair herhangi bir açıklamada bulunduğu nakledilmemektedir. Kelâm ilminin teşekkül etmesi ve halku’l-Kur’ân meselesinin bir itikadî problem olarak tartışılmaya başlamasından sonra bazı kaynaklarda konuya ilişkin rivayetler Resûl-i Ekrem’e atfedilmiştir. Buna göre, “
TRİslam Ansiklopedisi
Muhtemelen 20 (641) yılında Medine, Basra veya Kûfe’de doğduğu rivayet edilir. Bazı kaynaklarda babasının adı sahâbî Ma‘bed b. Hâlid’le karıştırılarak Hâlid olarak geçmekteyse de (meselâ bk. Halîfe b. Hayyât, I, 503) doğrusu Abdullah’tır. Dedesinin adı Ukeym (İbn Hazm, s. 445; Sem‘ânî, III, 394), Uleym (İbn Tağrîberdî, I, 201), Uveym (İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, X, 225) ve Uveymir (Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, IV/1, s. 399; Sem‘ânî, III, 441) şeklinde kaydedilmektedir. Bu ihtilâflar dikkate alınd
TRİslam Ansiklopedisi