
Bir yapının hikâyesi, o yapının fiziksel formunun ötesinde, geçmiş referansları, kentsel morfolojisi, insan bedeniyle kurduğu algısal ilişkiler ve strüktürel geçmişi üzerinden deşifre edilen çok katmanlı bir metin okuma sürecidir. Tıpkı yazınsal bir eser gibi değerlendirilen mimarlık üretimi, tarihsel süreç içerisinde çevresel unsurlar ve kendinden önceki yapılarla biçimlenerek okunabilir bir sisteme dönüşür. Bir yapının kentsel, bedensel ve tarihi hikâyesini okumak için çeşitli teorik yaklaşıml
TR
Almina Ecenur Ergünay

İhsan Oktay Anar, İstanbul kökenli bir ailenin en küçük ferdi olarak, 21 Kasım 1960'ta Yozgat'ta dünyaya geldi. Aile büyükleri, 1893 yılında Kazan'dan Osmanlı topraklarına göç etti ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde "Anar" soyadını aldı. Babası Mehmet Sait Bey, tekelde müskirat eksperi olarak çalıştı; annesi Bedia Hanım ise devlet memurluğu yaptı. İki ablası -Süheyla ve Füruzan- bulunan Anar, erken yaşlardan itibaren kitaplarla ilgilenmeye başladı. Suskunlar romanını ablalarına ithaf etti. Eğitim
TR
Yahya B. Keskin

Biographical Readings: The Work-Life Relationship in Turkish Literature (Biyografik Okumalar: Türk Edebiyatında Eser-Hayat İlişkisi) is a work compiled by Prof. Dr. Sema Uğurcan that consists of articles addressing the connections established between a literary work and an author’s life. Published in August 2024 as part of Dergâh Publications' Turkish Literature – Study series, the book is 408 pages in length. Subject The work is structured in two sections. The first, titled "The Work-Life Relat
EN
Muhammed Samed Acar

Parodi ya da diğer adıyla yansılama, ciddi olduğu varsayılan bir yapıtın ya da kültürel üretimin biçimsel özellikleri korunarak içeriğinin, anlamının veya bağlamının değiştirilmesi yoluyla gülünç, alaycı ya da eleştirel bir etki oluşturulmasını ifade eder. Parodi bir metni, üslubu, türü, söylemi ya da kültürel pratiği taklit eder; ancak bu taklit, özgün olanla arasındaki farkı belirginleştiren bir mesafe üzerinden kuruludur. Bu yönüyle parodi, taklit edilen metnin basit bir kopyası değil onunla
TR
Nursena Güller

Seni doğuracağıma taş doğursaydım, dedi. İkinci çocuğu taş doğdu. Sonra diğerleri de. Haftada bir taş doğuruyordu. Tavuklar gibi. Ama tavuklar yumurta yumurtlarken o taş taşlıyordu. Dilimize böylece yeni bir kelime kazandırdı: Taşlamak. Sözlükte taş doğurmak anlamına geliyordu. Haftada bir taşladığı taşlarla taş ocağı kurdu. Bu ocak yeniçeri ocağının benzerlerindendi. Osmanlı devrinde değil de Mehmetli devrinde yaşanıyordu. Biraz daha eski ya da biraz daha yeni bir zamandı. Derken bu yeni yahut
TR
Nurten Yalçın