
Nothing That Has Eyes (Gözleri Olan Hiçbir Şeyi) is a poetry collection by Zeynep Arkan, a distinct voice in contemporary Turkish poetry, that questions the individual's inner world, their sensitivity to social reality, and the metaphysical dimension of silence. The poet redefines the boundaries between being and meaning, innocence and domination, and power and fragility through poetic language. The poems in the work have a multilayered narrative that can be evaluated through both individual and
EN
Muhammed Samed Acar

Şiirin Eşiğinde is a comprehensive study and essay collection authored by Mehmet Erdoğan. Published by Dergâh Yayınları in its Turkish Literature series, the work examines the ontological and epistemological dimensions of poetry and art. The work addresses the purpose of art, the bridge of logos between the divine will and humanity, and the position of the work of art as a search for meaning, approached with philosophical depth. The book, published in April 2004, consists of 202 pages. Content a
EN
Muhammed Samed Acar

OAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
TREmre Çelik

Aşk İksiri (The Love Potion), İngiliz ressam Evelyn De Morgan tarafından 1903 yılında yapılmış bir yağlı boya tablodur. Eser, sanatçının simya, kadın figürü ve bilgi üretimi temalarını bir arada ele aldığı geç dönem çalışmalarından biridir. Günümüzde De Morgan Foundation koleksiyonunda yer almaktadır. Tarihçe Eser, Evelyn De Morgan’ın olgunluk dönemine tarihlenir ve sanatçının sembolist anlatım dilinin belirginleştiği bir evrede üretilmiştir. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında İngiltere’de y
TR
Nisanur Emral

CAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA A AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA A AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA A AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA A AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA A AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
TR
Emre Çelik

Artık teknoloji yalnızca hayatımızı kolaylaştırmıyor; doğrudan bedenimize ve varoluşumuza müdahale ediyor. Yapay zekâ, gen düzenleme teknikleri (CRISPR), kök hücre çalışmaları, klonlama, yapay rahim projeleri ve insanı biyolojik olarak "geliştirme" iddiası taşıyan transhümanist yaklaşımlar… Tüm bu gelişmeler bize tek bir soruyu yeniden sorduruyor: İnsan bu kadar müdahale edebiliyorken, sınır nerede başlamalı? Bu soru yalnızca bilimsel bir mesele değildir. Aynı zamanda ahlaki, felsefi ve metafizi
TR
Veysel Eliş

İnsan aklının ulaşabildiği en genel kavram “varlık”, en yüce kavram ise “Tanrı”dır. Fârâbî tam da bu noktadan hareket eder. Ona göre varlık hakkında aklın söyleyebileceği iki temel hüküm vardır: ya zorunludur ya da mümkündür.【1】 Zorunlu varlık… Yani varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen bir hakikat. Fârâbî’ye göre böyle bir varlık yok sayıldığında sadece bir şey eksilmiş olmaz; bizzat varlığın kendisi, anlamı yok olur. Çünkü O, hiçbir sebebe muhtaç olmayan; aksine her şeyin müsebbibi ola
TR
Büşra Meral

“İnsanın içinde, hiçbir simülasyonun tamamen susturamayacağı aşkın bir hakikat çağrısı vardır.” The Truman Show, modern insanın yalnızca medya tarafından kuşatılmışlığını değil, temsilin hakikatin yerine geçtiği bir dünyada insanın ontolojik statüsünün nasıl dönüştüğünü anlatan güçlü metafizik bir alegoridir. Film çoğu zaman televizyon kültürü, gözetim toplumu ya da medya manipülasyonu bağlamında okunmuştur; ancak bu okumalar filmin merkezindeki daha derin soruyu çoğu zaman ıskalar: İnsan, kendi
TR
Ali Ömer Yurddaş

Krzysztof Kieślowski (1941–1996), Polonya sinemasının uluslararası ölçekte tanınan yönetmenlerinden biridir. Sineması, bireyin vicdanı, ahlakî tercihleri ve modern toplumda özgür iradenin sınırları üzerine yoğunlaşmıştır. Filmleri, belgesel kökenli gerçekçilikten başlayarak felsefî ve metafizik temalara yönelmiştir. Kieślowski’nin üretimi, 1970’lerden 1990’lara uzanan dönemde hem Polonya’nın tarihsel ve toplumsal dönüşümlerini hem de bireyin iç dünyasını ele alır. Çalışmalarında dramatik yapının
TR
Hamza Aktay
ZeZenon'un Paradoksları, MÖ 5. yüzyılda Güney İtalya’daki Elea kentinde yaşamış olan filozof Zenon tarafından geliştirilen, hareketin, çokluğun, mekanın ve zamanın doğasına ilişkin sağduyu ile mantıksal analiz arasındaki çelişkileri ortaya koyan bir dizi felsefi argümandır. Felsefe tarihinde mantıksal düşüncenin sınırlarını zorlayan bu paradokslar, Elea Okulu’nun kurucusu Parmenides’in varlığın "Bir", değişmez, bölünmez ve hareketsiz olduğu yönündeki monist (bircilik) öğretisini, karşıt görüşlerin
TRYunus Emre Yüce