843’te (1439) İsfahan’da doğdu. Kaynaklarda Hâmidî-i İsfahânî, Molla Hâmidî, Mevlânâ Hâmidî ve Hâmidî-i Acem diye anılır. Öğrenimini doğduğu yerde tamamladıktan sonra bir müddet Bakü’de Şirvanşahlar sarayında bulundu. Divanında yer alan iki kasideden, Hâmidî’nin 865 (1461) yılı kışında Kastamonu’da İsfendiyaroğlu İsmâil Bey ve aynı yılın baharında Bursa’da Fâtih Sultan Mehmed’in sadrazamı Mahmud Paşa ile karşılaştığı anlaşılmaktadır. Mahmud Paşa için yazdığı kasidenin başlığında bunun Anadolu’da
TRİslam Ansiklopedisi
1018 (1609) yılında Halep’te doğdu ve orada yetişti. Babasının amcası Muhammed b. Muhammed el-Kevâkibî ve Cemâleddin el-Bâbûlî başta olmak üzere birçok âlimden ders aldı. Aklî ve naklî ilimlerde kendisini yetiştirerek genç yaşta eser vermeye başladı. Halep müftülüğüne tayin edildi. Ömrünün sonuna kadar devam ettirdiği görevi boyunca öğretim faaliyetlerini de sürdürdü ve aralarında Bahşî ve Berzencî gibi önemli şahsiyetlerin bulunduğu birçok talebe yetiştirdi. Devrinin ilim ve devlet adamlarının
TRİslam Ansiklopedisi
Farsça ser ile (baş) güzeştten (< güzeşten “geçmek”) oluşan ser-güzeşt kelimesi “bir kişinin başından geçen olay, hikâye, çekilen çile, macera” demektir. Bunun yine Farsça nâme ile (mektup, risâle) birleşmesinden meydana gelen sergüzeşt-nâme kişilerin, başlarından geçen olayları ve bu olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerini doğrudan ya da kurmaca unsurlarla zenginleştirerek kendi ağızlarından anlattıkları eserlerin ortak adıdır (Gökalp, Eski Türk Edebiyatında Manzum Sergüzeşt-nâmeler, s. 6).
TRİslam Ansiklopedisi