
Batmayan Gün, Sâmiha Ayverdi’nin 1939 yılında yayımlanan romanıdır ve yazarın tasavvufi düşüncelerini edebi bir dille harmanladığı önemli eserlerinden biridir. Roman, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’da geçer ve içsel bir arayışın, maneviyatın ve insanın özüne dönüşün hikâyesini anlatır.KonusuRomanın ana karakteri Aliye, 24 yaşında, iyi eğitimli ve İstanbul boğazı manzaralı bir yalının sakini olan genç bir kadındır. Aliye, hayatta daha derin anlam
TR
Yahya B. Keskin

Geçenlerde İbrahim KALIN’la yapılan bir sohbeti izliyordum. Sohbette İbrahim KALIN birkaç kitap tavsiyesinde bulundu. Onlardan biri de Seyyid Hüseyin NASR tarafından kaleme alınan İnsan ve Tabiat kitabıydı. Meraklanıp okumaya başladım. Ancak hakikaten çok zorlandım. Türkiye’de kullanılan felsefe dili maalesef “anlaşılmamak” üzerine kurulmuş. Neyse bu başka bir yazının konusu olsun. Kitap, alanında yazılan bir başyapıt. (Aslında yazarın katıldığı 5 konferansta yaptığı sunumların yazılı metni.)
TR
Halil Gülenç

Bu Böyledir, Türk hikâyecisi Mustafa Kutlu tarafından yazılan uzun hikâyedir. Eser, yazarın kendine özgü anlatım diliyle bireyin içsel sorgulamasını, geçmişe özlemini ve modern dünyanın geçiciliğini metaforik bir lunapark alegorisi üzerinden işler.Konu Hikâye, ana karakter Süleyman’ın eşi Zinnure ve kızıyla birlikte gittiği bir lunaparkta yaşadığı geçmişe dönüşlerle başlar. Süleyman’ın hafızlık yıllarından memuriyetine, evliliğinden hayal kırıklıklarına kadar hayatındaki dönüm noktaları, lunapar
TRMehmet Denizhan

Nur, Mustafa Kutlu tarafından kaleme alınan ve bireysel manevî arayışı merkezine alan bir çağdaş Türk romanıdır. Eser, modern şehir hayatının karmaşasında varoluşsal sorulara cevap arayan genç bir kadının, Nur’un içsel ve tasavvufi yolculuğunu konu edinir. Roman, yazarın karakteristik üslubuyla, sade ve derinlikli bir anlatım çerçevesinde şekillenmiştir.Konu Roman, mimar olan Sinan’ın, Şeyh Vefa Camii’nde Nur adında genç ve güzel bir kadınla tanışmasıyla başlar. Nur da bir mimardır ve ünlü bir i
TRMehmet Denizhan

Hüzün ve Tesadüf, Türk edebiyatının yazarlarından Mustafa Kutlu’nun kısa hikâyelerden oluşan eseridir. Kitap, iç dünyaya yönelik derinlikli gözlemler, taşra hayatının sıcaklığı ve geleneksel değerlere olan özlemi yansıtan anlatımıyla dikkat çeker. Eserde on yedi kısa hikâye yer almaktadır.Konu Kitap, adını taşıyan “Hüzün ve Tesadüf” adlı hikâyede olduğu gibi, genellikle sıradan insanların hayatlarındaki rastlantıları, kayıpları ve kırılgan mutlulukları konu alır. Hikâyelerdeki olaylar bazen bir
TRMehmet Denizhan
HeKökenArapça kökenli bir kelimedir. Arapça “yol göstermek, doğru yola iletmek” anlamına gelen hidâyet (hüdâ, hedy) kökünden türemiştir.Kullanım AlanlarıGündelik yaşamda ve özel günlerde, bir kişiye sevgi, saygı veya teşekkür amacıyla verilen karşılıksız armağanları tanımlamak için kullanılır.Ticaret ve alışveriş dilinde, bazı bölgelerde veya eski kullanımlarda “fiyat” anlamında da geçebilir.Sosyal ilişkilerde, gönül alma, kutlama veya özel bir anlam taşıyan nesneleri belirtmek için tercih edilir.
TRMeryem Başkır

Gecenin ilerleyen bir vaktinde, masamın üzerinde birikmiş dergi taslaklarına, ve yarım kalmış sınav notlarına bakarken içimde tarif etmesi güç bir boşluk hissediyorum. Ve elim yine dijital günlüğüme gidiyor. Bayram yaklaşırken küçüklüğümde o bayram sabahlarına duyduğum derin özlemi arıyorum. Güzel Türkçemizin o zarif kelimeleriyle anlatmaya doyamadığım eski bayramlar, şimdilerde sadece zihnimde yankılanan solgun birer anıdan ibaret. Eskiden kelimelerin bile bir ruhu, bir ağırlığı, bir bereketi v
TR
Gözde Cabadak

Logoterapi, Yunancada anlam karşılığına gelen logos ile tedavi anlamındaki therapeúein kelimelerinden türetilmiş, anlam yoluyla iyileşme ilkesine dayanan felsefi temelli bir psikoterapi okuludur. Viyanalı nörolog ve psikiyatrist Viktor Emile Frankl tarafından 1920'lerde geliştirilmeye başlanan bu ekol; psikanaliz ve bireysel psikoloji yaklaşımlarının ardından psikoterapinin Üçüncü Viyana Ekolü olarak literatüre geçmiştir.【1】Frankl, 1933 yılında logoterapinin antropolojik felsefesini desteklemek
TR
Nida Üstün

İlahi adalet bağırmaz, savunmaz, açıklama yapmaz. Sessizce not alır. Belki de teslimiyet tam olarak burada başlar: Sesin bittiği, kelimelerin yetersiz kaldığı yerde. İnsan anlatmak ister. İçinde birikenleri dökmek, haklılığını ispatlamak, yaşadıklarının bir karşılığı olduğunu görmek ister. Bazen sadece anlaşılmak için konuşur, bazen incinmemek için savunur kendini. Çünkü çoğumuz, sesimiz duyulmazsa yok sayılacağımızı düşünürüz. Oysa hayat, her zaman en çok konuşana cevap vermez. Çoğu zaman en de
TR
Mustafa Güven

Ramazan ayı… Işıklar, süsler… Kaybolan maneviyatımızı eşyayla yerine koyma ya da yeniden bulma çabası.Bu yıl Ramazan ayında her yer ışıl ışıl. Özellikle caddeler, okullar ve evler… Bunun bir geleneğe dönüşüp dönüşmeyeceğini, süreklilik kazanıp kazanmayacağını henüz bilmiyoruz. Ancak bu süsleme işinin nereden çıktığını ve nasıl bu kadar yaygınlaştığını merak edenler de var elbette.Her şeye itirazı olanların bu konuda da itirazları var. Hatta şöyle söyleyelim: Kendi kimliğini muhaliflik üzerine in
TR
Nurten Yalçın