ReKöken “Resim” kelimesi, Arapça “rasm” (رَسْم) kökünden türetilmiştir. Bu kök, “iz, işaret, simge, damga, suret” gibi anlamlara gelir. Türkçeye Arapçadan geçmiş olan bu kelime, görsel sanatları ve ilgili kavramları ifade etmek için kullanılır. Kullanım Alanları 1. Sanat Alanında Resim, öncelikle bir nesnenin, canlının veya doğa parçasının çizgi ve boya aracılığıyla yüzey üzerine aktarılmış biçimi anlamına gelir. Bu bağlamda: Tasvir: Kara kalem, sulu boya, yağlı boya, pastel gibi tekniklerle yapıl
TR
Dilan Abak
Sözlükte “nasip, pay; kendisinden faydalanılan şey, yiyecek, azık” anlamlarına gelen rızk kelimesi (çoğulu erzâk) İslâm tarihinde hak sahiplerine devlet tarafından aynî (erzak) veya nakdî (atâ, atıyye) olarak dağıtılan şeyleri ifade eder. Rızık kavramının Hz. Peygamber döneminden itibaren kullanıldığı görülmektedir. Vali, kadı, âmil gibi görevlilere rızık tahsis edilerek devlet hizmetinde çalışanların geçimlerinin sağlanması gerektiğine işaret eden Resûl-i Ekrem, “Eşlerimin nafakası ve âmilimin
TRİslam Ansiklopedisi
Bayındır ulemâsından Müftü Abdullah Efendi’nin oğludur. Kendi ifadesine göre 1836 yılına kadar Sâlihzâde Hüseyin Efendi’nin mektebine devam etti, babası ve büyük kardeşi Reşid Efendi’den faydalandı. Arapça yanında Farsça öğrenmeye çalıştı. Babasının ölümü üzerine (1843) Tireli Hâfız Emin Efendi’den eğitimini sürdürdü. 1844’te Bayındır müdürlüğüne getirildi. Vali Kara Osmanzâde Yâkub Paşa’nın haksız uygulamaları neticesinde kardeşi Reşid Efendi’nin Midilli’ye sürülmesi üzerine ailesi dağılınca İz
TRİslam Ansiklopedisi
12,40 gr. 38 mm. ağırlığında olup en önemli parçalar 1808-1839 yılları arasında basılanlardır. Ön yüzünde Sultan II. Mahmud’un isim ve unvanı (Sultânü’l-berreyn ve hâkānü’l-bahreyn es-Sultân Mahmud Han azze nasruhû), arka yüzünde ise yer ve tarih yazılıdır. Tunus’un sikkelerinden daha güzel ve daha dikkatlice darbedilmişlerdir. Başlıca çeşitleri şunlardır: 3 batak şık (yahut pataka = riyal dirhem), 6 nısıf batak şık (nısıf riyal dirhem), 4 rub‘iye bucu, 8 semen bucu, 24 mevzûne (bucu yahut riyal
TRİslam Ansiklopedisi
Tinbüktü’nün 360 km. güneybatısında, Nijer’in kollarından Bani nehrinin sol yakasındaki geniş bir ovanın ortasında yer alan 278 m. yüksekliğinde bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Nehrin taşması sebebiyle yılın yağmurlu üç ayında (ağustos, eylül, ekim) çevresini sular basar ve şehir bir ada manzarası alır. Asıl adının Dienne olduğu ve etimolojisi hakkında kesin bilgi bulunmadığı anlaşılan Cenne’nin Arapça kaynaklarda Cinî şeklinde geçtiği görülmektedir. Şehrin kuruluş tarihi kesin olarak belli de
TRİslam Ansiklopedisi
Kelimenin aslı Farsça olup “hisse, pay” anlamına gelmekte ve ilk defa eski Fars yazıtlarında bâcî şeklinde geçmektedir. Bu vergiyi toplayana da o dönemde bâcîkâre denilmiştir. İran tarihinin orta dönemlerinde I. Şâpûr yazıtlarında halkın hükümdarlarına ödedikleri vergi ve haraç anlamında bâj terimi kullanılmıştır. Daha sonra kelime aynı anlamda bâj, bâz, bâc ve daha ziyade haraç veya sâv kelimeleriyle birlikte ve onların eş anlamlısı olarak bâc u harâc, bâc u sâv şeklinde kullanılagelmiştir. Bu
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte paşmak (başmak) “ayakkabı, pabuç” demektir. Bazı Türk toplulukları, Hz. Peygamber’in ayakkabıları için “na‘leyn-i saâdet” yerine “başmak-ı şerif” tabirini kullanmıştır. Ayrıca Türk-İslâm devlet teşkilâtında başmakdâr adıyla bir görevliye de rastlanır (Uzunçarşılı, Medhal, s. 416). Osmanlı resmî belgelerinde paşmak daha çok kadın ayakkabıları için kullanılmış görünmektedir. Camilerde ayakkabı konulan yer anlamına gelen paşmaklık ise Osmanlı maliyesinde terim olarak vâlide ve hanım sultan
TRİslam Ansiklopedisi
DeDersaadet Tahvilat Borsası, Osmanlı İmparatorluğu’nda menkul kıymet alım satımını düzenlemek amacıyla 19. yüzyılın ikinci yarısında oluşturulan ilk resmî borsa kurumu olarak kabul edilir. Devletin artan borçlanma ihtiyacı, Galata çevresinde doğan gayriresmî finans piyasalarının genişlemesi ve uluslararası sermaye hareketlerinin yoğunlaşması, bu yapının kurulmasını gerekli kılmıştır. Borsa, tahvil ve esham işlemlerinin belirli kurallar çerçevesinde yürütülmesini sağlayarak Osmanlı mali sisteminin
TR
Mustafa Cem İnci
Mukātaa-i Evvel Kalemi de denilen bu büro muhtemelen XVI. yüzyılın ortalarında kurulmuştur. Bundan önce mukātaalarla ilgili kayıtları tutan ve Hazîne-i Âmire kâtipleri arasında yer alan bir mukātaacının varlığı bilinmektedir. Fâtih’in Teşkilât Kanunnâmesi’nde mukātaacı tabiri geçmekte olup hazine kâtibi ve muhasebeci ile bir arada zikredilmiştir. 1503 tarihli kayıtlara göre merkezde hazine kâtipleri arasında görevleri açık olarak belirtilmemiş olan üç mukātaacı bulunuyordu. 1527-1528 tarihli büt
TRİslam Ansiklopedisi
Muhâsebe-i Evvel de denilen bu büro muhtemelen XVII. yüzyılın başlarında kurulmuştur. Bundan önce Hazîne-i Âmire’ye bağlı ve muhasebeci denilen bir memurun bulunduğu Fâtih’in Teşkilât Kanunnâmesi’nden anlaşılmaktadır. Önceleri tek bir muhasebeci varken malî işlerin artması dolayısıyla biri Rumeli’de, diğeri Anadolu’da olmak üzere iki muhasebeci ortaya çıktı. Nitekim 1503’te Rumeli ve Anadolu olarak ayrılmamakla birlikte iki muhasebeci görev yapıyordu. XVI. yüzyılın başlarında 1527-1528 tarihli b
TRİslam Ansiklopedisi