
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT); bireyin işlevsiz öfke, korku ve hüzün gibi uyumsuz duygusal süreçlerini ve davranış kalıplarını yeniden yapılandırmayı hedefleyen bir ekoldür. Bu yaklaşımın temelini oluşturan psikolojik sorunlar; Aaron T. Beck'in ifadesiyle "otomatik düşüncelerden", Ebu Zeyd el-Belhi'nin kavramıyla ise "ahadisü'n-nefs" beslenir.Judith S. Beck, Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi, çev. ed. Muzaffer Şahin (Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, 2023), 137. Abu Zayd al-Balk
TR
Sümeyye Alan

Hayat bazen "doğru" sandığımız yollarda ısrar etmektense, "bize uygun" yolları keşfetmekle ilgili. İşte benim, herkesin övdüğü o popüler trendleri deneyip nihayetinde vazgeçtiğim anlar ve bu "vazgeçiş"lerin bana öğrettikleri: Sabah 05:00 Kalkıp Üretkenlik Kahramanı Olma Denemesi Her yerde "başarılı insanların 05:00'te kalktığını" okuyup, iki hafta boyunca alarmımı bu saate kurduğumda olanlar: İlk günler kendimi bir "süper kahraman" gibi hissetsem de, Üçüncü gün yataktan kalkmak için içimdeki tüm
TR
Enes Fırat Toksöz

Temel yükleme hatası, bireylerin başka insanların davranışlarını gözlemlerken durumsal ve dışsal etmenlerin rolünü küçümseme, kişisel ve içsel faktörlerin rolünü ise abartma eğilimini tanımlayan sosyal psikolojik bir kavramdır. Bu bilişsel yanlılık, bir davranışın nedenini belirleme süreci olan yükleme esnasında ortaya çıkar. Bireyler, çevrelerindeki bir kişinin davranışını veya kendi davranışlarını değerlendirirken, yargıya ulaşmalarında dış faktörlerin etkisinin, içsel veya kişisel faktörlerin
TRYunus Emre Yüce
Neİnsan kendini nasıl anlatır? Yaşanan olaylar karşısında duruşunu nasıl haykırır? Yaşayarak, konuşarak ve yazarak... İllaki kendini bir şekilde ifade etmek ister. Etmelidir de... Bazen sadece kendimizi ikna etmek için yazarız. "Sözlerimiz yetmez mi?" ya da "Yazmak şart mıdır?" diyebilirsiniz. Fakat zaman zaman daha inandırıcı gelir yazdıklarımız. Bazen de söyleyecek sözümüz vardır, haykırmak isteriz dünyaya! Ama dinleyen mi bulamayız, nedendir bilmem; bir elimize defter, bir elimize kalem alır ve
TRİrem Kırmıt

Nanoteknoloji, atomik ve moleküler ölçeklerde malzeme ve cihaz tasarımı, üretimi ve uygulanması ile ilgilenen disiplinlerarası bir bilim dalıdır. Nanometre (nm) ölçeği genellikle 1–100 nm arası boyutları ifade eder. Bu ölçek, maddenin makroskobik ve moleküler özellikleri arasında benzersiz fiziksel, kimyasal ve biyolojik davranışların ortaya çıktığı bir sınırdır. Tarihçesi ve Gelişimi Nanoteknoloji kavramı ilk olarak 1959 yılında Richard Feynman tarafından öne sürülmüştür. Feynman, "Molekülleri
TRKazım Can Özdemir

Marcus Aurelius (MS 121–180), Roma İmparatorluğu’nun “Beş İyi İmparator” geleneğinin son halkasında yer alan bir hükümdardır. Kaynakların ortak çerçevesinde, imparatorluğun refah ve göreli istikrar döneminin sonunda tahta geçtiği, dış sınırların baskı altına girdiği ve salgın hastalıkların yaygınlaştığı bir evrede yönetim yürüttüğü anlaşılır. Onun döneminde, Roma’nın hem doğu hem de kuzey sınırlarında ardışık askeri seferler gerçekleşmiştir. Bu tablo, hükümdarlığının çoğunu savaş ve sefer organi
TR
Hamza Aktay

Akşam olmuştu. Gün boyunca omuzda taşınan çanta sonunda kapının yanına bırakıldı. Anahtar çevrildi, ayakkabılar çıkarıldı, günün ağırlığı yavaş yavaş üzerinden dökülür gibi oldu insanın. Fakat garip bir şey vardı: Çanta yere konabiliyordu, mont askıya asılabiliyordu, elde taşınan poşetler bırakılabiliyordu. Günün içindeki birçok yük bir şekilde insanın üzerinden ayrılabiliyordu. Ama bazı şeyler vardı ki kapının dışında bırakılamıyordu. Eve birlikte giriyorlardı. Sessizce. Her gün. İnsan bazen bu
TR
Ebrar Sıla Peri

Uzakta, bir yerde, Bulur muyum kendimi? Kendini bulamayan insanlar var, Ben de onlardan yalnızca biriyim, Belki bir enkaz altındayım, Ben öylesine biri ya da herkesin bildiği gibi Ebrar, Beni hâlâ duymuyor musunuz? İnsanların sizi anlamasını beklemeyin, Siz kendinizi anlayın, Evinize ait hissetmiyorsunuz, Biliyorum, Ben de hissetmiyorum, Belki bi' gün biz de evimizi buluruz. Bazen sormak geliyor içimden, Neden biz insanlar birbirimizi anlamak yerine çatışmayı seçiyoruz? Bazen inanmak geliyor içi
TR
Ebrar Sıla Peri
GöÇoğu zaman hüzünlerimizle yüzleşmekten korkarız. Ruhumuz daraldığında, vefasız gölgelerle avutmaya çalışırız benliğimizi. Oysa gözyaşlarımız, bir Nisan yağmuru gibi usul usul dökülse ve içimizdeki bütün yorgunluğu arındırsa isteriz. Ama yutkunuruz... ve yürümeye devam ederiz. Belki de bu yüzden çoğu zaman söyleyemiyoruz içimizden geçenleri. Şairin dediği gibi: “Demedim dilimin ucuna gelen her ne ise, gençtim, ölümle paslanmış buldum sesimi.”【1】 İçimizdeki sesi duymak yerine, dışarının kirli gürü
TR
Ayşe Serra Hocalar