
The Meeting of Hearts with God (Kalplerin Allah ile Buluşması) is a treatise that addresses Sufi and theological topics within Islamic intellectual history. The work was written by Abdüllatîf Kudsî and published by Dergâh Publications in 2025. The book describes the historical development of the Sufi tradition in Anatolia and the disciplined framework of the sheikh-murid relationship. Subject The work particularly examines the spread of the Zeyniyye order in Anatolia. It narrates the influence o
EN
Muhammed Samed Acar
TeKöken Tekfir sözcüğü, Arapça k-f-r (كفر) kökünden türeyen "dini reddetme, inkâr etme" anlamlarındaki kufr كفر sözcüğüyle aynı kökten gelir. Bu kökten türeyen "kefaret verme, birini kâfir sayma, kâfirlikle nitelendirme" anlamlarındaki takfīr (تكفير) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça "küfür" anlamındaki kufr كفر sözcüğünün tafˁīl veznindeki II. masdarıdır. Kullanım Alanları İslam Hukuku ve Kelam: Kişinin inanç durumuyla ilgili hukukî ve itikâdî tartışmalarda, iman ile küfür arasındaki sınırı
TR
ZUŞAN ÖNER

Osmanlı Devleti, yalnızca siyasi ve askerî kurumlarıyla değil, sosyal bilimlerde oluşturduğu güçlü gelenekle de dikkat çeker. Medreseler aracılığıyla gelişen bu bilgi sistemi, İslam düşünce mirasını devralarak felsefe, kelam, mantık, psikoloji ve hukuk alanlarında özgün katkılar üretmiştir. Osmanlı düşüncesinin temelinde, bu disiplinler arasında kopukluk değil, bütünlük vardır. Bu nedenle Osmanlı sosyal bilimleri hem teorik hem de pratik boyutlarıyla toplumsal düzeni şekillendiren önemli bir zem
TR
Nida Öztürkmen

Altay Cem Meriç’in “Muhtelif” serisinin ikinci kitabı olan Muhtelif 2 – İslam’a İtirazlar ve Cevapları, modern dönemde İslam’a yöneltilen felsefi, tarihsel ve teolojik eleştirileri sistemli biçimde inceleyen ve bunlara delillere dayalı yanıtlar geliştirmeyi amaçlayan bir savunma eseridir. Konu ve İçerik Kitap, günümüzün küresel ve çok kültürlü ortamında ortaya çıkan İslam eleştirilerini ele alır. Yazar, özellikle seküler düşünce, bilimsel rasyonalizm, tarihsel eleştiriler ve sosyal adalet tartış
TR
Ömer Faruk Mamat
Bekir b. Vâil kabilesinin Benî Hanîfe koluna, Ebû Mihnef’e göre ise Temîm kabilesinin Hanzale koluna mensuptur (Taberî, V, 566). Benî Hanîfe’nin mevlâsı olduğunu belirten diğer bir rivayete göre Rum asıllı olan ve Tâif’te demircilik yapan babası Ezrak, Hz. Peygamber’in burayı muhasarası sırasında şehirden çıkarak müslüman olmuştur (Belâzürî, s. 67). Nâfi‘in Bekir b. Vâil kabilesinin reisi Mâlik b. Mesma‘ ile konuşması esnasında onun amcasının oğlu olduğunu söylemesi (M. Rızâ Hasan ed-Düceylî, s.
TRİslam Ansiklopedisi
Pehlevî dilinde zendîk, orta dönem Farsça’sında zendîg şeklinde geçer. Kelime, milâdî III. yüzyılın sonlarından itibaren Sâsânîler’in Maniheistler’le mücadeleleri sırasında Budist, Brahmanist, yahudi ve hıristiyan gibi din mensuplarına ve zendiklere uyguladıkları baskı dolayısıyla, en yüksek dereceli Zerdüştî din büyüğü kabul edilen Kirdîr’in övünmesinde görülür (Ph. Gignoux, s. 60). Zındık bu dönemde nur ve zulmet ilâhlarına inanan Maniheistler’i nitelemek üzere kullanılıyordu. V. yüzyılda Erme
TRİslam Ansiklopedisi
Hüsün (hüsn) “güzel olmak” anlamında masdar ve “güzellik, rağbet edilen ve sevilen şey” anlamında isim olarak kullanılır (çoğulu mehâsin). Karşıtı olan kubuh ise (kubh) “çirkin olmak” ve “çirkinlik, nefret edilen şey” mânasında masdar-isimdir (çoğulu mekābih; Lisânü’l-ʿArab, “ḥsn”, “ḳbḥ” md.leri). Râgıb el-İsfahânî hüsün kelimesini “güzel olan, rağbet edilen şey” diye tanımladıktan sonra bir şeye akıl, duygu (hevâ) veya duyu (his) yönünden olmak üzere üç şekilde güzellik değeri yüklenebileceğini
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “bir şeyi açıklığa kavuşturmak, iyi veya kötü yeni bir yöntem ortaya koymak” anlamındaki senn kökünden türeyen sünnet ile lafza-i celâlden oluşan sünnetullāh terkibi “Allah’ın koyduğu kanun, nizam” demektir. Sünnet ve Allah kelimeleri Câhiliye döneminde bilinmekle beraber (Lisânü’l-ʿArab, “snn” md.; Izutsu, s. 89) sünnetullah Kur’an’a has bir tabirdir. Kur’an’da sünnet kelimesindeki “sürekli, düzenli ve özgün uygulama” anlamı Allah’a nisbet edilmek suretiyle Allah’ın yaratma ve yönetmes
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “işitmek, duymak, bir dileği kabul etmek, anlamak; duyurmak” mânalarındaki sem‘ kökünden türeyen semî‘ “işiten” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde “işitilmeye konu teşkil eden her şeyi işiten” diye açıklanır. Allah’ın işitmesi kulak gibi bir organa veya araca bağlı değildir (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “smʿ” md.; Lisânü’l-ʿArab, “smʿ” md.). Sem‘ kavramı sekiz âyette zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilmiş olup bunların ikisinde “işittirmek, duyurmak” anlamında “if‘âl” kalıbı, bir âyette, “O’nun i
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “işitmek, duymak; birinin arzu ve dileğini kabul etmek, anlamak; duyurmak” mânalarına gelen sem‘, terim olarak “Allah’ın işitilmeye konu teşkil eden her şeyi tam bir yetkinlikle işitmesi” diye tanımlanır. O’nun işitmesi herhangi bir organ veya vasıtaya bağlı değildir (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “smʿ” md.; Lisânü’l-ʿArab, “smʿ” md.). Sem‘ kavramı, Kur’ân-ı Kerîm’de bu kökten türeyen çeşitli kelimelerle birçok âyette Allah’a nisbet edilmiştir. Bu zengin kullanım söz konusu sıfatın içerdiği a
TRİslam Ansiklopedisi