SaKöken Sadır kelimesi, Arapça ṣdr kökünden gelen ṣadr (صَدْر) sözcüğünden alıntıdır. Sözcüğün temel anlamı “göğüs” olmakla birlikte, zamanla mecazi anlamlar da kazanmıştır. Bu mecazi kullanımlar arasında “bir şeyin başı”, “mecliste ön sıra veya baş köşe” gibi anlamlar öne çıkar. Kaynak fiili olan ṣadara (صَدَرَ), “başladı, bir şeyden kaynaklandı” anlamındadır. Dolayısıyla sadır, bir şeyin kaynağını, merkezini veya ilk aşamasını ifade eden soyut bir isim haline gelmiştir. Kullanım Alanları Fizikse
TR
Tuğba Kalender
953’te (1546) doğdu. İlk tahsilinden sonra Bursa’da Kaplıca Medresesi müderrisi Sarıgörezzâde’den, Zekeriyyâ Efendi’den ve Abdülganî Efendi’den öğrenim gördü. Daha sonra Ebüssuûd Efendi’ye intisap ederek 977’de (1570) mülâzemet aldı. Öğretim hayatına Eski Nişancı Medresesi’nde 20 akçe ile başladı; daha sonra 25 akçe ile Kestel, 30 akçe ile Pervîz Efendi, 40 akçe ile Kürkçübaşı medreselerinde görev yaptı. 1586’da Sinan Paşa, 1590’da Zal Paşa Sultânî, 1591’de Sahn-ı Semân, 1593’te Şehzade, 1594’te
TRİslam Ansiklopedisi
İstanbul’da doğdu. II. Mahmud dönemi kadılarından Mehmed Said Efendi’nin oğludur. XVII. yüzyılda İstanbul’a gelip yerleşen Kilisli meşhur âlim Osman el-Uryânî’nin soyundan geldiği için Uryânîzâde lakabıyla anılır. Reîsülkurrâ Hoca Abdullah Efendi, Abdülkadir Bey ve Hoca İsmâil Efendi’den dinî, edebî ve aklî ilimleri tahsil eden, ayrıca hat dersleri de alan Ahmed Esad Efendi 1246’da (1830) Fetvahâne yazıcıları arasına katıldı. Serez, Halep, Kastamonu, Manastır ve Şam kadılıkları sırasında beraber
TRİslam Ansiklopedisi
1252’de (1836-37), Gümülcine sancağına bağlı Sultanyeri kazasının Terziviran köyünde doğdu. İlmiye sınıfına mensup bir aileden gelmektedir. Babası Terziviran köyündeki Medrese-i Kebîr müderrislerinden Müderriszâde Mehmed Efendi’dir. Ahmed Âsım, hepsi de dersiâm olan dört erkek kardeşin ikincisidir. Küçük yaşta yetim kalan Ahmed Âsım, köyündeki sıbyan mektebinde başladığı öğrenimine yine buradaki medresede devam etti. Tahsilini ilerletmek üzere daha sonra İstanbul’a gitti (1846). On yedi yıl süre
TRİslam Ansiklopedisi
İlmiyeye mensup, Arapzâde olarak tanınan sülâledendir. Babası, İstanbul Şehzade Camii imamı Arapzâde Ali Efendi’dir. 1100 (1688-89) yılında İstanbul’da doğdu. Tahsilini İstanbul medreselerinde yaptı. Üstün kabiliyeti ve çalışkanlığı sayesinde, kısa sürede devrin ünlü bilginleri arasında yer aldı. 1710’da, sesinin güzelliği ve mûsiki bilgisi sebebiyle III. Ahmed’in başimamı olarak sarayda görevlendirildi; ayrıca şehzadelerin hocalığına tayin edildi. Bu tarihten itibaren sürekli bir şekilde yüksel
TRİslam Ansiklopedisi
1010 (1601) yılında doğdu. Lârendeli olup asıl adı Abdülkadir, babasının adı Sinâneddin Yûsuf, dedesininki Şeyh Mehmed’dir. Babası, müderris Babazâde Mehmed Efendi’nin damadı olduğundan Babazâde Sinanı diye tanınmıştır. Kadri Efendi, tahsilini tamamladıktan sonra Şeyhülislâm Zekeriyyâzâde Yahyâ Efendi’ye mülâzım oldu. Çeşitli medreselerdeki görevinin ardından 1047 Rebîülevvelinde (Ağustos 1637) Nişancıpaşa-yı Cedîd, 1048 Şevvalinde (Şubat 1639) Şeyhülislâm Zekeriyyâ Efendi medreselerine, 1051 Zi
TRİslam Ansiklopedisi