VaKöken Vareste kelimesi, Farsça vāreste (وارسته) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Kelime, Farsçada "kurtulmak, serbest kalmak" anlamına gelen vāresten (وارستن) fiilinin geçmiş zaman ortağıdır. Yapısal olarak, bir uzaklaşma veya geri dönüş bildiren vā- (وا) ön eki ile "kurtulmak" anlamındaki resten (رستن) fiilinin birleşmesinden türetilmiştir. Kelime anlamı itibarıyla "kurtulmuş, serbest, halâs olmuş" demektir. Türkçedeki en eski yazılı kayıtlarına 14. yüzyıl sonu ve 15. yüzyıl başı felsefi/edebî m
TR
Merve Sürücü
MüKöken Arapça taraf ve cihet bildiren d-m-c (دمج) kökünden türeyen, "dürülüp sarılmak, iç içe geçmek" anlamındaki mundamic (مندمج) sözcüğünden alıntıdır. Kelime, "içine girdi, sokuldu" manasındaki damaca (دَمَجَ) fiilinin munfaˁil vezninde yedinci bab etken fiil sıfatıdır. Tarihsel süreçte, 1680 tarihli Meninski’nin Thesaurus eserinde "şişman, iç içe geçmiş" olarak kaydedilmiştir. Geç devir Osmanlı Türkçesinde ise Fransızca impliqué (ilişkili/dahil) ve implicite (örtük/kapalı) terimlerini karşıla
TR
Emirhan Polat
MüKöken Müşahhas (ﻣﺸﺨّﺺ) kelimesi Arapça kökenli bir sıfattır. Arapça “tanımak, ayırt etmek, şahıslandırmak” anlamına gelen teşḫіṣ kelimesinden türemiştir ve Türkçeye geçmiştir. Kelimenin ilk anlamı Türkçe’de türetilmiştir. Kullanım Alanları Mantık ve Metodoloji: Bir kavramın veya verinin muğlaklıktan kurtarılarak diğer unsurlardan "ayırt edilmesi" ve sınırlarının net bir şekilde çizilmesi süreçlerinde kullanılır. Edebiyat ve Estetik: Soyut mefhumların veya cansız varlıkların "kişileşmiş" bir kiml
TR
Emirhan Polat
EnKöken Encam, Farsça encām (انجام) “son, nihayet, bitiş” kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Orta Farsçadaki aynı anlamlı biçimlere ve daha eski İran dillerine dayanan bir kökten gelir. Temel anlamı “bir işin sona ermesi, tamamlanması ve ortaya çıkan sonuç”tur. Osmanlı Türkçesinde özellikle edebî ve resmî metinlerde “son, sonuç” anlamıyla yaygın şekilde kullanılmıştır. Kullanım Alanları Edebiyat ve Şiir: Olayların, duyguların veya hayatın ulaştığı son durumu ifade etmek için kullanılır. G
TR
Beyza Başar
MüKöken Arapça "yarar sağlamak, bolluk ve artış içerisinde olmak" anlamlarına gelen f-y-d (ف ي د) kökünden türetilmiş ve "yararlanan, fayda gören" manasını taşıyan mustafīd (مستفيد) sözcüğünden alıntıdır. Kelime, "yararlandı" anlamındaki fāda (فَادَ) fiilinin X. bab (istif'āl vezni) etken fiil sıfatı olan mustaf'il formundadır. Kullanım Alanları Eğitim ve Akademi: Bir öğreticinin bilgisinden, tecrübesinden veya bilimsel bir yayının içeriğinden kazanım sağlayan öğrencileri ve araştırmacıları tanıml
TR
Emirhan Polat
İhKöken İhdas, Arapça ḥds̠ (حدث) kökünden gelen iḥdāth (إحداث) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu kelime, “sonradan meydana gelmek, ortaya çıkmak” anlamındaki ḥadatha fiilinin ifˁāl kalıbındaki mastar biçimidir. Kullanım Alanları Hukuk: Yeni bir kurum, kural veya düzenlemenin resmî olarak oluşturulması anlamında kullanılır. İdare ve Kamu Yönetimi: Kamu hizmetleri kapsamında yeni birim, kadro veya yapının kurulmasını ifade eder. Eğitim: Yeni ders, program veya eğitim birimlerinin oluşturulmasını be
TR
Fatmanur Mavibaş
KıKöken Kırılma kelimesi, Türkçede parçalanma ve kopma anlamlarıyla kullanılan “kırılmak” fiilinden türetilmiştir. Zamanla hem fiziksel hem de soyut süreçlerdeki ani değişimleri ifade eden bir kavram hâline gelmiştir. Kullanım Alanları Fizik: Işığın yön değiştirmesi olayını ifade eder. Günlük : Nesnelerin parçalanma durumunu anlatır. Sosyal ve düşünsel Ani değişim ve kopuşları betimlemek için kullanılır.
TR
Gökhan Güller

Bir yapının hikâyesi, o yapının fiziksel formunun ötesinde, geçmiş referansları, kentsel morfolojisi, insan bedeniyle kurduğu algısal ilişkiler ve strüktürel geçmişi üzerinden deşifre edilen çok katmanlı bir metin okuma sürecidir. Tıpkı yazınsal bir eser gibi değerlendirilen mimarlık üretimi, tarihsel süreç içerisinde çevresel unsurlar ve kendinden önceki yapılarla biçimlenerek okunabilir bir sisteme dönüşür. Bir yapının kentsel, bedensel ve tarihi hikâyesini okumak için çeşitli teorik yaklaşıml
TR
Almina Ecenur Ergünay
TeKöken Tekfir sözcüğü, Arapça k-f-r (كفر) kökünden türeyen "dini reddetme, inkâr etme" anlamlarındaki kufr كفر sözcüğüyle aynı kökten gelir. Bu kökten türeyen "kefaret verme, birini kâfir sayma, kâfirlikle nitelendirme" anlamlarındaki takfīr (تكفير) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça "küfür" anlamındaki kufr كفر sözcüğünün tafˁīl veznindeki II. masdarıdır. Kullanım Alanları İslam Hukuku ve Kelam: Kişinin inanç durumuyla ilgili hukukî ve itikâdî tartışmalarda, iman ile küfür arasındaki sınırı
TR
ZUŞAN ÖNER
TeKöken Arapça “aklına getirme, anma, düşünme” anlamına gelen teẕekkür (تذكّر) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Kök olarak Arapça ẕ-k-r (ẕikr — anma, hatırlama) kökünden türemiştir. Kullanım Alanları Resmî ve İdari Metinler: Meclis, şûra, encümen veya komisyon gibi resmî kurullarda bir kanun tasarısının, önergenin veya idari meselenin oylanmadan önce görüşülmesi ve tartışılması süreçlerinde kullanılır. Hukuk Dili: Mahkeme heyetlerinin veya yargı mercilerinin bir hükme varmadan önce dosya üzerindek
TR
Hüseyin Durmuş