
Uzay, yıldızlar, gezegenler ve galaksilerle dolu olmasına rağmen, gökyüzünün büyük kısmı bize siyah ve karanlık görünür. Bu durum, ışığın nasıl yayıldığı ve çevremizde hangi maddelerin bulunduğu ile ilgilidir. Uzaydaki karanlık, ışığın yokluğundan değil, ışığın yayılıp gözümüze ulaşamamasından kaynaklanır. Dünya’da Gökyüzü Neden Aydınlık? Dünya’da gündüzleri gökyüzü mavi ve parlak görünür çünkü Güneş’ten gelen ışık, atmosferimizdeki hava molekülleriyle çarpışarak dağılır. Bu dağılma, ışığın her
TR
İbrahim Filiz
ZuKöken Zulmet kelimesi (ﻇﻠﻤﺖ) Arapça kökenlidir. Yapı olarak değişmeden Türkçeye geçmiştir. Kullanım Alanları Klasik Türk Edebiyatı ve Dini Metinler: "Zulmet", Arapça kökenli olup özellikle eski metinlerde ve dini-literatürde hem fiziksel karanlığı hem de mecazen cehaleti, inkârı veya ruhsal karanlığı ifade eder. Sıklıkla “nur” (aydınlık) kelimesinin zıddı olarak kullanılır. Felsefî ve Tasavvufî Anlatımlar: Tasavvufta zulmet, ilahi nurdan uzak kalmışlığı, hakikate ulaşamamışlığı simgeler. İnsan n
TR
Tuğba Aygün
KaEvrene baktığımızda gördüğümüz yıldızlar, galaksiler, gezegenler ve gaz bulutları aslında kozmik bütünün yalnızca çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Gözlemlenebilir maddeye dair sahip olduğumuz tüm teleskop verileri, spektroskopi ölçümleri ve elektromanyetik dalga analizlerine rağmen, evrenin büyük kısmının görünmediğini biliyoruz. Bu görünmeyen yapı, “karanlık madde” ve “karanlık enerji” olarak adlandırılıyor. İlki galaksilerin dönüş hızları ve kümelenme yapıları gibi olgularla ilişkiliyken, ik
TR
İman Alubeıd

Bir nehir kavşağıydı sözler Ruh denizinden sıcaklara dökülürler Yanan yakan kadar acı döker Uğraştıkça zehir döker. Bir yanı ulu çınar gölgesi Bir yanı mor sümbül pençesi Yolun ucu değil ta kendisi Mutluluktu aralığın sisi. İki satır arası kandan ibaret Korkulu rüyalarımdı hayal et Savunma güneşli günleri bana Karanlık saltanattı bir tek. Bir viran gibi yaprak döker bu kış Kokun sanki bana bir nameli bakış İçimde sessiz sedasız bir yakarış Yavaş yavaş korkularım başladı. Büründü karanlık, döküld
TR
Sevde Öznur Çalışkan
ZiKöken Arapça ḏafir (ذفر) “pis ve keskin kokan” kelimesinden türetilmiştir. Bu sözcük, Arapça ḏafira “keskin kokmak” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. Osmanlı Türkçesinde genellikle زفر veya ذفر olarak yazılmıştır. Kullanım Alanları Sigara ve tütün ürünleriyle ilgili konuşmalarda sıkça kullanılır. Kirlilik ve duman tortusu ile ilgili mecazi anlamlarda kullanılabilir.
TR
Ahsen Buyurkan
SiKöken Siyah kelimesi, Türkçeye Farsça siyāh (سیاه) veya varyant biçimi “siyah/siyah” (سیه) şeklinden geçmiş olup, temel anlamı “kara, koyu renkli”dir. Bu sözcük, köken olarak Orta Farsça syāv biçiminden evrilmiştir. Syāv, Avestaca ve Eski Farsçada aynı anlama gelen syāva- kökünden türetilmiştir; bu kök de doğrudan “karanlık, koyu, siyah” anlamıyla ilişkilidir. Etimolojik olarak daha eski düzeyde, syāva- biçimi, Sanskritçe śyāmá (श्याम) sözcüğüyle eş kökenlidir. Śyāmá, “koyu renkli, esmer, siyah”
TR
Yahya B. Keskin