Soİnsanlar tarih boyunca toplum içerisinde görünür olma ve kabul görme isteği taşımıştır. Ancak dijital çağ ile birlikte bu ihtiyaç farklı bir boyut kazanmıştır. Özellikle sosyal medya platformları, bireylerin yalnızca günlük yaşamlarını değil; kimliklerini, düşüncelerini ve görünüşlerini de sürekli olarak sergilediği alanlara dönüşmüştür. Geçmiş toplumlarda bireyin görünürlüğü daha çok yaşadığı çevreyle sınırlıyken, günümüzde dijital ortam sayesinde insanlar çok daha geniş kitlelere ulaşabilmekte
TRSudenaz Inesi

Dünya denilen diyar dağlarıyla, ovalarıyla, sularıyla, bitkileriyle, hayvanlarıyla, insanlarıyla koca bir küre. Evrende ise bir zerre. Dünyanın boşlukta kendi etrafında ve Güneş’in etrafında süratle dönüşünden, içindeki canlıların ve ihtiyaçlarının işleyişine kadar ne kadar kaotik bir durum hâkim gibi görünse de kimsenin dünyanın düşmesinden yana pek bir endişesi yok. Çünkü durum ne kadar korkunç olsa da bir nedene dayandırılmış ve normal olarak kabul edilmiş durumda. Peki, dünyanın dışındaki bu
TR
Hilmi Onur Kaya

İlahi adalet bağırmaz, savunmaz, açıklama yapmaz. Sessizce not alır. Belki de teslimiyet tam olarak burada başlar: Sesin bittiği, kelimelerin yetersiz kaldığı yerde. İnsan anlatmak ister. İçinde birikenleri dökmek, haklılığını ispatlamak, yaşadıklarının bir karşılığı olduğunu görmek ister. Bazen sadece anlaşılmak için konuşur, bazen incinmemek için savunur kendini. Çünkü çoğumuz, sesimiz duyulmazsa yok sayılacağımızı düşünürüz. Oysa hayat, her zaman en çok konuşana cevap vermez. Çoğu zaman en de
TR
Mustafa Güven

Her gök gürültüsünde Kalbine şimşek düşermiş insanın. Seni bir yağmur damlasında kaybedince anladım. O şimşekler sanki gökyüzüne değil de Kalbimin en ücra köşelerine düşerdi. Ve ben bunu canım çok yanınca fark ettim. Küçüktü ya yaşım, Gidebileceğin düşüncesini kavrayamamıştım daha. Kalbim kaldıramaz sandım sensizliği. Ve seni bir yağmur damlasında kaybedince O damlaların içinde kayboldu sanki Benim bütün hislerim. Damlalar senin toprağına düşünce Benim kalbimde çiçeği açmayacaktı. Lakin senin to
TRBeyza Özcan

Patrick Ness tarafından yazılan kitap 2011 yılında yayımlandı ve 2016 yılında Türkçeye çevrildi. Kitabın fikri, Siobhan Dowd (kanserden vefat eden bir yazar) tarafından ortaya atılmış, Patrick Ness tarafından geliştirilmiştir. Kitabın Konusu 13 yaşındaki Conor, annesinin kanserle mücadelesi ve okulda yaşadığı zorbalık nedeniyle kabuslar görmektedir. Bir gece, dev bir porsuk ağacından yapılmış bir canavar onu ziyaret eder. Canavar, Conor’a üç hikâye anlatacağını, karşılığında ise Conor’un "gerçeğ
TR
Emirhan Fındık
MaGeçen gün bir arkadaşımla konuşurken, hayatını “bir çemberin içinde” gibi hissettiğini söyledi. Çemberin köşesi yoktu; o yüzden de “köşe tutmak” diye bildiğimiz şey, onun hayatında hiç gerçekleşmiyordu. Ne yaparsa yapsın aynı yere varıyor, aynı duvarlara çarpıyor, aynı duyguların içine geri düşüyordu. Bir noktada başladığı gibi, bir noktada biteceğini düşünüyordu; düz bir çizgi değil, kaçtıkça kendi izine basılan bir döngü. Bu cümle bende hemen iki şeyi tetikledi: hikâye anlatmanın “arc” (yani k
TR
Hamza Aktay
"VHayat bazen bizi hiç gitmek istemediğimiz yollara sürükler. Çok istediğimiz bir şey olmaz, emek verdiğimiz kapılar yüzümüze kapanır, kalmasını istediğimiz insanlar gider, planlarımız bir anda altüst olur. O an yaşadığımız hayal kırıklığı o kadar büyüktür ki, gelecekte bizi neyin beklediğini görebilmemiz mümkün olmaz. İşte tam da böyle zamanlarda insanlar ikiye ayrılır. Bir kısmı yaşadıklarına küsüp umudunu kaybeder. Bir kısmı ise gözyaşlarını silip sessizce kendi kendine sadece bir cümle söyler:
TR
Zeynepnur Karagülle