
"Öyle ise, emrolunduğun gibi dosdoğru ol."【1】 (Hûd Suresi, 11:112) Kur'an-ı Kerim'in en dikkat çekici yönlerinden biri, çağlar değişse de insanın değişmeyen yönlerine hitap edebilmesidir. Hûd Suresi'nde geçen "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emri de bunun en güçlü örneklerinden biridir. Kısa ama insanın bütün hayatına yön verebilecek kadar derindir. Çünkü burada istenen, doğruluğu bir anlık tercih değil, sarsılmaz bir karaktere dönüştürebilmektir. Ayetin Ağır Yükü Bu çağrı, Müslümanların Mekke'de
TR
Azra Ece Güney
DoHayat çok hızlı ve karmaşık mı, her saat başı yeni bir yere mi yetişmemiz gerekiyor? Kendimize ayıracak bir dakikamız bile yok mu? Hayat dediğimiz "karmaşık bir yumak" ve biz o karmaşada ipi çözmeye mi çalışıyoruz? Sanki hiçbir şeye yetişemiyor, sürekli bazı trenleri kaçırıyoruz. Peki hayat bu kadar karmaşık mı gerçekten, yoksa o ipi biz mi dolaştırıyoruz? Geçen her trene binmeye çalışırsak asıl varmak istediğimiz istasyona geç kalıyoruz, fakat bunun farkında olamıyoruz. Bir trenin güzergahı hoş
TRİrem Kırmıt

”بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم” Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla Selamünaleyküm. Modern çağın karmaşasında insan, bilgiye kolayca ulaşır ama hikmete nasibi varsa dokunur. İmam Gazâlî’nin Eyyühe’l-Veled kitabında yer alan şeyh ve tasavvuf bölümleri, bilgiyle dolu bir zihnin ancak bir rehberin terbiyesiyle huzura ereceğini hatırlatmaktadır. Bu yazı, Gazâlî’nin asırlar öncesinden gelen bu uyarısını bugünün dünyasına taşımak ve en önemlisi gerçek bir "manevi öğretmen"i bula
TR
Mehmet Bağcı
Sözlükte “anayol; doğru ve apaçık yol” mânalarına gelen sırât ile “dengeli ve dosdoğru” anlamındaki müstakīm kelimelerinden oluşan sırât-ı müstakīm “apaçık, dosdoğru ve hak yol” demektir. Burada yol kelimesinin dosdoğru diye nitelendirilmesi onun “hedefe ulaştıran en kısa yol” anlamına geldiğini gösterir. Râgıb el-İsfahânî, istikamet kelimesinin genellikle düz bir çizgi gibi doğru olan yol hakkında kullanıldığını, bundan dolayı hak ve hakikat yoluna sırât-ı müstakîm denildiğini belirtir (el-Müfr
TRİslam Ansiklopedisi
Hayatına dair yeterli bilgi yoktur. Sülemî ve Abdurrahman-ı Câmî onun Nîşâbur’un büyük sûfîlerinden olduğunu belirtirken (Ṭabaḳāt, s. 299; Lâmiî, s. 223) Münâvî kendisini Belhli şeyhler arasında zikreder (el-Kevâkib, II, 52). Nîşâbur kaynaklı Melâmetiyye hareketinin önemli temsilcilerinden Ebû Osman el-Hîrî’nin yanında yetişen Verrâk’ın 320 (932) yılından önce vefat ettiği belirtilmektedir. İbnü’l-Cevzî ise ölüm tarihini 319 olarak kaydeder (el-Muntaẓam, VIII, 112-113). Ebü’l-Hüseyin el-Verrâk,
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “istemek” anlamındaki arv kökünden gelen urve, “kova ve testi kulpu, düğme iliği, develerin bağlandığı kök salmış ağaç” demektir. Tutunulan nesneye de urâ denir. Ezherî’ye göre zayıf ve yoksulların, nimetleriyle yaşamak için sarıldığı toplum liderlerine de urâ adı verilir (Lisânü’l-ʿArab, “ʿarv” md.; Kāmus Tercümesi, “ʿarv” md.). Arv kökünün aslında “bir şeye tutunmak, bağlanmak” mânasının bulunduğu anlaşılmaktadır (Tabâtabâî, II, 344). Vüskā da “sağlam olmak” anlamındaki vesâkadan ism-
TRİslam Ansiklopedisi