
Nameless Feeling (İsimsiz Duygular) is a concept that refers to emotional experiences undergone by an individual but lacking a direct linguistic equivalent, making them difficult to define. Such feelings typically emerge suddenly, fade quickly, and leave behind an indescribable trace. Sometimes they accompany a thought; at other times they arise spontaneously due to physical or social environmental influences. Their common characteristic is that they are undefined, transient, and leave a powerfu
EN
Hümeyra Yılmaz

Bir ışık yak, Ne olur? Görmeyen göze ne gerek? Sen, görmek isteyene yak; Ne olur? Güzel şeyler olur, Düşünceleri aydınlatırsa... Belki bir umut. Sen bir ışık yak acele; Zaman tükenmiş, Nefesler sayılı.
TRNisa Nur Bayrı
YaYağmurun insanlarda neden bu kadar farklı duygular uyandırdığı ilginç bir sorudur. Aynı yağmur sesi, bir kişi için huzur verici olabilirken başka biri için içe kapanık bir ruh halini tetikleyebilir. Kimi insanlar yağmurlu havaları sever; pencere kenarında oturup dışarıyı izlemek, sıcak bir içecekle sessizce vakit geçirmek onlara iyi gelir. Kimileri ise gri gökyüzüyle birlikte enerjisinin düştüğünü, daha yalnız ya da melankolik hissettiğini fark eder. Belki de yağmurun etkileyici tarafı, insanı d
TR
Ebrar Sıla Peri

Artık teknoloji yalnızca hayatımızı kolaylaştırmıyor; doğrudan bedenimize ve varoluşumuza müdahale ediyor. Yapay zekâ, gen düzenleme teknikleri (CRISPR), kök hücre çalışmaları, klonlama, yapay rahim projeleri ve insanı biyolojik olarak "geliştirme" iddiası taşıyan transhümanist yaklaşımlar… Tüm bu gelişmeler bize tek bir soruyu yeniden sorduruyor: İnsan bu kadar müdahale edebiliyorken, sınır nerede başlamalı? Bu soru yalnızca bilimsel bir mesele değildir. Aynı zamanda ahlaki, felsefi ve metafizi
TR
Veysel Eliş

Muhabbet, sitem, özellikle teşekkür gibi davranışsal nitelikler insandan insana, insandan hayvana, hatta insandan bitkiye bir akış halinde olmuştur. Tasavvuf ehlinin cansız varlıklara bile kıymet biçerek teşekküre layık görmesi de söz konusudur. Bugün insandan robotlara karşı gerçekleşmeye başlayan bu akış, yalnızlaşan insanın ruhsal durumu hakkında birçok ipucu barındırıyor. Gün içinde yaşanan bir problemin nasıl çözüleceği hakkında, doğrudan açık ve seçik bir yol göstermesi için yapay zekâya d
TR
Nida Öztürkmen
İnAğlama, lakrimal sistem aracılığıyla gözyaşı salgılanmasıyla karakterize edilen, genellikle yoğun duygusal durumlar veya fiziksel uyaranlara yanıt olarak ortaya çıkan biyolojik ve psikolojik bir fenomendir. İnsan türüne özgü bir davranış olarak kabul edilen duygusal ağlama; sosyal sinyal mekanizması, duygusal düzenleme ve fiziksel homeostazın korunması gibi çok boyutlu işlevlere sahiptir. Bu süreç, sadece gözyaşı bezlerinin aktivasyonuyla sınırlı kalmayıp, otonom sinir sistemi ve çeşitli nöroloj
TR
Melda Asya Şereflişan

Kalbi hafif olana dünya ağır geliyor, Kalbi taştan olana dünya boş geliyor, Kalbi camdan olana dünya kırılacak gibi geliyor… Ya kalbi olmayana dünya nasıl geliyor? Kalbi sıcak olanı dünya ezip geçiyor, Kalbi buzdan olanı dünya eritip bitiriyor, Kalbi ayna olanı dünya paramparça ediyor… Peki ya kalbi olmayanı dünya ne ediyor? Kalbi temiz olanı dünya kirletiyor, Kalbi kirli olanı dünya temizlemiyor, Kalbi hassas olanı dünya mahvediyor… Peki ya kalbi olmayanı dünya ne zannediyor? Ve kalbi olanı dün
TR
Gülşen Arslan
BiBazen yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafa denk geliyorsun. Belki telefonun eski klasörlerinde, belki sosyal medyanın hatırlattığı bir gönderide. Fotoğraftaki kişi sensin ama aynı zamanda biraz yabancı gibi. Saçın farklı, yüzün daha genç, belki bakışların bile başka. Ama asıl tuhaflık görüntüde değil. O fotoğrafa bakarken o gün neyi dert ettiğini hatırlamaya çalıştığında başlıyor. Bir zamanlar dünyanın sonu gibi görünen şeyler artık aklına bile gelmiyor. Bir zamanlar vazgeçilmez sandığın insanlar
TR
Ebrar Sıla Peri
Neİnsan kendini nasıl anlatır? Yaşanan olaylar karşısında duruşunu nasıl haykırır? Yaşayarak, konuşarak ve yazarak... İllaki kendini bir şekilde ifade etmek ister. Etmelidir de... Bazen sadece kendimizi ikna etmek için yazarız. "Sözlerimiz yetmez mi?" ya da "Yazmak şart mıdır?" diyebilirsiniz. Fakat zaman zaman daha inandırıcı gelir yazdıklarımız. Bazen de söyleyecek sözümüz vardır, haykırmak isteriz dünyaya! Ama dinleyen mi bulamayız, nedendir bilmem; bir elimize defter, bir elimize kalem alır ve
TRİrem Kırmıt
Neİnsanlar yürüyorlar İnsanlar koşuyorlar İnsanlar bekliyorlar Peki neden? Bir koşuşturma var etrafta Bir acele, telaşlı gözlerler ile bakışlar var Bir serzeniş var suretlerde Gitmek isteyiş, fakat sanki bir mıh gibi kitleniş var Her gün, her gün bitmeyen bir çile gibi yataklardan kalkıp gidiş Bir de dönüş var, kornalar arasında siren seslerini duyurmaya çalışan bir ambulans gibi Bir telaş var etrafta Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan saklanış gibi Ne için bu acele, diye sorsan Cevabını vere
TRİrem Kırmıt