Kaynaklarda gerek kendisinin gerekse baba ve dedelerinin adları hakkında değişik tesbitler yapılmıştır. Hz. Hasan’ın soyundan gelen bir aileye mensup olduğu bilinmektedir. Hazar denizinin güneybatısında Deylemliler arasında da‘vette bulunduğu için Deylemî nisbesiyle anılmaktadır. 429 (1038) yılından sonra Yemen’e geldi ve Kuzey Yemen’de imamlığını ilân ederek halkı kendisine biat etmeye çağırdı. Pek çok kabilenin bu davete uyarak biat etmesiyle askerî gücü arttı. Zâhir Hemdân bölgesinde Zîbîn ya
TRİslam Ansiklopedisi
4 Eylül 1877’de Almanya’nın Vestfalya bölgesindeki Lengerich-Wechte’de dinine bağlı hıristiyan bir aile içinde doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra Halle ve Bonn üniversitelerinde hıristiyan teolojisi ve şarkiyat okudu. Hocaları arasında meşhur şarkiyatçı Carl Brockelmann da bulunmaktadır. 1905’te Münster’de öğretmen olarak çalışmaya başladı. 1907-1923 yılları arasında Schulpforta’da lise öğretmenliği ve papazlık yaptı. Bu arada ilmî çalışmalarını devam ettirdi ve 1911’de Halle Üniversitesi’nde
TRİslam Ansiklopedisi
868 (1464) yılında Lübnan’ın Bikā‘ vadisinde Ba‘lebek’e yakın Kerekinûh köyünde doğdu. Mevlâ-yı mürevvic (İmâmiyye mezhebinin bayraktarı), Muhakkık el-Hillî’den ayrılması için Muhakkık-ı Sânî, nâib-i imâm ve sâhib-i zamân gibi lakaplarla tanındı. Muhalifleri tarafından ise “muhteriu mezhebi Şîa” (Şîa’nın bölücüsü) olarak nitelendirildi. Kerek’te Ebü’l-Hasan Zeynüddin Ali b. Hilâl el-Cezâirî’den din ilimlerini ve özellikle Ca‘feriyye fıkhını okuyarak icâzet aldı. Kahire’ye yaptığı bir ziyaret sır
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “durmak, tereddüt edip karar verememek” anlamındaki vukūf kökünden türeyen vâkıf kelimesine çoğul anlamı ifade eden “tâ”nın eklenmesiyle meydana gelen vâkıfe “duranlar; tereddüt edip karar veremeyenler” demektir. Bazan vâkıfiyye şeklinde de kullanılır. Genelde, Şîa mezhebinde mensup bulunduğu imamın ölümünün ardından onun ölmeyip gaybete girdiği, tekrar ortaya çıkarak imâmet görevini sürdüreceği düşüncesini benimseyen ve onun yerine geçecek imamı kabul etmeyenleri ifade eder. Bu durumda
TRİslam Ansiklopedisi
Asıl adı Mahmud’dur. Şuarâ tezkirelerinde Karamanlı olduğu kaydedilmektedir. Helâkî müstaidlik seviyesine ulaştıktan sonra medreseden ayrılarak imamlık yapmaya başladı. İstanbul’da ve daha sonra gidip yerleştiği Bursa Yarhisarı’nda ölümüne kadar imamlık görevini sürdürdü. Helâkî, gözleri iyi görmediğinden çevresindekilerce Selmân-ı Sâvecî’ye ve Timurlu Hükümdarı Şâhruh devri şairlerinden Ârifî’ye benzetilmiştir (Âşık Çelebi, vr. 75a-b). Gözlerinin iyi görmediğini bazı rubâîlerinde kendisi de dil
TRİslam Ansiklopedisi
İmâmet anlayışında Zeydiyye’den ayrılan Şîa’nın bütün kolları Ca‘fer es-Sâdık’ın (ö. 148/765) imâmetinde ittifak etmişlerdir. Ca‘fer es-Sâdık, Emevî iktidarının son dönemiyle Ehl-i beyt’e karşı Abbâsî taassubunun henüz kendini göstermediği bir dönemde yaşadığı için, diğer imamlara nisbetle daha geniş bir hürriyetten faydalanarak bilgisini çok sayıda talebe ve râvileri aracılığı ile yayma imkânını bulmuştur. Bu sebeple İsnâaşeriyye Şîası’nın fıkıhta imamı olmuş ve bu grubun fıkıh ekolü onun adına
TRİslam Ansiklopedisi
İsmini Hz. Hüseyin’in Ali Zeynelâbidîn’den torunu olan Zeyd’den alır. Kaynaklarda Zeyd b. Ali’nin 122 (740) yılında Emevîler’e karşı ayaklanmasıyla ilgili bazı olaylardan bahsedilir. Bunlardan ilki, Zeyd ile Emevî Halifesi Hişâm b. Abdülmelik arasında Hz. Ali’nin vakıflarının idaresiyle ilgili sorunların çözümü tartışması, diğeri de Kûfeliler’in Zeyd’i isyana teşvik etmesi konusunda eski Irak Valisi Hâlid b. Abdullah’la yüzleştirilmek için Kûfe’ye celbedilmesi hadisesidir (Taberî, VII, 164-166;
TRİslam Ansiklopedisi