AnAnlıyor musun içimde sakladıklarımı, Söyleyemediğim, içimde kalan cümleleri? Gözlerimden okuyabilir misin beni, Kalbimde büyüttüğüm sessiz düşünceleri? Bilir misin geceler boyunca düşündüklerimi, Geçmişte kalan bazı anıları? Duyabilir misin içimde kopan fırtınaları, Kimseye anlatamadığım duygularımı? Görür müsün yüzümdeki gülümsemenin ardını, Sakladığım kırgınlıkları, içimdeki sessizliği? Bir gün gerçekten anlayabilir misin beni, Ben bile bazen anlayamazken kendimi? Bazen susarım, anlatmam içimd
TREsmanur Aykut

Köken Arapça "üns" kökünden gelir. "üns" alışkanlık, dostluk, yakınlık olarak kullanılır. Arapçada "mûnis" (ism-i fâil): ünsiyet eden, dost olan, huzur veren anlamına gelir. Osmanlıca döneminde yazı dilinde sıkça kullanılmış, Cumhuriyet sonrası da edebi dilde kullanımı azalarak yaşamaya devam etmiştir. Kullanım Alanları Günlük Dil: Sevecen, sakin ve kibar insanları tanımlamak için kullanılır. Edebiyat: Şiir ve romanlarda dostluğu, içtenliği ya da ruhen huzur veren durumları anlatmakta oldukça sı
TR
Muhammed Kızılırmak
SaKöken Arapça ṣamīmī kelimesinden türemiştir. Kelimenin kök anlamı “bir şeyin en iç kısmı, özü” olup, zamanla “içtenlik, dürüstlük ve açıklık” anlamlarını kazanmıştır. Kullanım Alanları Günlük Konuşma ve Sosyal İlişkiler: İçtenlik ve dürüstlükle ilgili her bağlamda yaygın olarak kullanılır. Edebiyat ve Şiir: Duygusal ve içten ifadeleri vurgulamak için kullanılır. Psikoloji ve Davranış Bilimleri: İnsanların içtenlik derecelerini tanımlamak için mecazi anlamda kullanılır.
TR
Edanur Karakoç
HuKöken Hulus, Arapça ḫulūṣ (خلوص) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Arapça ḫalaṣa fiilinden türemiş olup “arınmak, saf ve temiz olmak” anlamlarıyla ilişkilidir. Kelimenin temel anlamı “içtenlik, gönül temizliği, samimiyet ve saflık”tır. Zamanla bazı kullanımlarda “yaranma, aşırı iltifat etme” anlamı da kazanmıştır. Kullanım Alanları Günlük Dil: İçtenlik, dürüstlük ve samimi davranışları ifade etmek için kullanılır. Edebiyat ve Şiir: Kalp temizliği, samimiyet ve iyi niyet gibi duyguları
TR
Beyza Başar

Akşam olmuştu. Gün boyunca omuzda taşınan çanta sonunda kapının yanına bırakıldı. Anahtar çevrildi, ayakkabılar çıkarıldı, günün ağırlığı yavaş yavaş üzerinden dökülür gibi oldu insanın. Fakat garip bir şey vardı: Çanta yere konabiliyordu, mont askıya asılabiliyordu, elde taşınan poşetler bırakılabiliyordu. Günün içindeki birçok yük bir şekilde insanın üzerinden ayrılabiliyordu. Ama bazı şeyler vardı ki kapının dışında bırakılamıyordu. Eve birlikte giriyorlardı. Sessizce. Her gün. İnsan bazen bu
TR
Ebrar Sıla Peri

Herkes yaşadıklarına bir anlam yüklemek ister. Çünkü anlam, insanı rahatlatır. Bir şeyin neden olduğunu bilirsek onunla baş edebileceğimizi düşünürüz. Üzüntüyse neden üzüldüğümüzü, öfkeyse neden öfkelendiğimizi, özlemse kimi özlediğimizi bilmek isteriz. Peki ya hiçbir açıklaması olmayan hisler? İşte onlar insanı en çok yoran duygulardır. Bazen hiçbir şey olmamıştır. Hayat normal akışındadır. Ailen iyidir, işinde büyük bir problem yoktur, telefonun çalmamıştır, kötü bir haber almamışsındır. Oturu
TR
Nisa ÜSTÜN
KüBu dünyanın en çok yorulan insanları, çoğu zaman en ufak şeylerle mutlu olabilenlerdir. Çünkü onlar mutluluğu gösterişli sofralarda, pahalı hediyelerde ya da büyük sürprizlerde aramazlar. Birinin içten attığı bir mesajda, uzun zamandır görmedikleri bir dostun sesinde, yağmurdan sonra gelen toprak kokusunda ya da gökyüzünün usulca renk değiştirmesinde bulurlar. Belki bu yüzden insanlar onları güçlü sanır. Hep gülen, herkese iyi gelen, etrafına umut dağıtan insanlar olarak görürler. Oysa kimse bil
TR
Zeynepnur Karagülle

Günümüzde “pozitif olmak” çoğu zaman yanlış yorumlanıyor. Sanki hiç üzülmemek, kırılmamak ya da her şeye gülümsemek gerekiyormuş gibi bir algı var. Oysa gerçek pozitiflik, duyguları bastırmak ya da hayatın sert taraflarını yok saymak değildir. Aksine, olanı tüm gerçekliğiyle görüp buna rağmen bakış açını bilinçli şekilde yönlendirebilmektir. Hayat her zaman kolay ilerlemez. İnsan hayal kırıklığı yaşar, yanlış insanlar tanır, emek verdiği şeylerin karşılığını alamaz. Bazen bir mesaj gelmez diye g
TR
Zeynepnur Karagülle
SuGürültü Gerçeği Örter, Ama Asla Yok Edemez İnsanların en büyük korkularından biri hatalı olduğunu fark etmektir. Çünkü bu farkındalık, sadece bir yanlışı görmek değil; aynı zamanda o yanlışı kabullenmek, sorumluluk almak ve belki de değişmek anlamına gelir. Ve gerçek şu ki, herkes bu kadar dürüst olabilecek kadar güçlü değildir. Bu yüzden bazı insanlar farklı bir yol seçer. Hatalarını düzeltmek yerine, dikkatleri başka yöne çevirirler. Bunu yapmanın en hızlı ve etkili yolu ise birini hedef göste
TR
Zeynepnur Karagülle