
Karbonhidratlar yapısında karbon, hidrojen, oksijen elementleri bulunduran moleküllerdir. Birden fazla hidroksil (-OH) grubu içeren alkollerin aldehit ya da keton türevleri veya bu türevlerin hidrolizi ile oluşurlar. Vücut için temel enerji kaynaklarından biri olup enerji gereksinimini karşılamanın yanı sıra kan şekeri düzeyinin düzenlenmesinde de rol oynar. Normal yetişkinlerde günlük enerjinin %45-60’ı karbonhidratlardan sağlanır. İçerdikleri şeker molekülü sayısına göre basit ve kompleks karb
TR
Nursena Güller
DuDukan Diyeti, 1970’li yıllarda Fransız hekim Dr. Pierre Dukan tarafından geliştirilmiş yüksek protein içerikli bir beslenme yöntemidir. Diyet, karbonhidrat alımının kısıtlanmasına ve protein tüketiminin artırılmasına dayanır. İlk olarak obezite ile ilgili çalışmalar sırasında ortaya çıkan bu yöntem, zamanla dört aşamalı bir beslenme protokolüne dönüşmüştür. Dukan Diyeti’nin amacı, vücut ağırlığını kademeli olarak azaltmak, hedeflenen kiloya ulaştıktan sonra ise bu kilonun korunmasını sağlamaktır
TR
Nursena Güller
BeBencil Gen, evrimsel biyolojide doğal seçilimin temel birimi olarak bireyi veya türü değil, geni esas alan ve adaptasyonun gen seviyesinde gerçekleştiğini savunan kuramsal bir yaklaşımdır. İlk kez Richard Dawkins tarafından 1976 yılında popülerleştirilen bu kavram, organizmaların genlerini korumak ve yaymak üzere programlanmış "hayatta kalma makineleri" veya araçlar olduğunu, genlerin ise evrimsel sürecin nihai faydalanıcıları ve kalıcı birimleri olduğunu öne sürer. Richard Dawkins'in "Hayatta K
TRYunus Emre Yüce

Vitamin, fizyolojik işlevlerin sürdürülmesi ile normal büyüme ve gelişmenin devamı için gerekli olan organik bir bileşiktir. Vücutta gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların düzenlenmesinde rol oynar. Bazı vitaminler koenzim olarak işlev görürken bazıları hormon benzeri etki mekanizmalarına sahiptir. Farklı vitaminler çeşitli besinlerin doğal bileşenleri olarak bulunur. Enerji sağlamamasına rağmen biyolojik süreçlerin optimal şekilde sürdürülmesi açısından dışarıdan alınması zorunludur. Vücutta y
TR
Nursena Güller

Osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunun azalması ve kemik mikromimarisinin bozulması sonucu kemik kırılganlığında artış ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır. Kemik dokusunun mineral ve organik bileşenlerinde meydana gelen dengesizlik, kemik kütlesinin azalmasına ve buna bağlı olarak kırık riskinin artmasına neden olur. Bu durum, özellikle yaşlı bireylerde, postmenopozal kadınlarda ve çeşitli sistemik hastalıkların eşlik ettiği kişilerde daha sık gözlenir. Osteoporozun Sınıflandırılma
TR
Nursena Güller

Krom, atom numarası 24 olan ve periyodik tablonun 6. grubunda yer alan bir geçiş metalidir. Parlak yüzeyi, yüksek sertliği ve korozyona karşı direnciyle tanınan bu element, hem endüstriyel hem de biyolojik sistemlerde önemli roller üstlenir. Adını Yunanca “chroma” (renk) kelimesinden alır; çünkü bileşikleri çok çeşitli ve canlı renkler sergiler. Krom, özellikle paslanmaz çelik üretimi, kaplama teknolojileri ve pigment sanayisinde vazgeçilmezdir. Keşfi Krom ilk kez 1797 yılında Fransız kimyager N
TR
Zehra Yayla

Omega-3 yağ asitleri, vücutta sentezlenemeyen ve besin yoluyla alınması gereken çoklu doymamış yağ asitleridir. Karbon zincirindeki ilk çift bağın üçüncü karbon atomunda bulunmaları nedeniyle omega-3 olarak adlandırılır. Omega-3 Yağ Asitleri Çeşitleri Temel omega-3 yağ asitleri şunlardır: α-Linolenik Asit (ALA): Bitkisel kaynaklı, kısa zincirli omega-3 yağ asidi. Eikosapentaenoik Asit (EPA): Uzun zincirli omega-3 yağ asidi, özellikle hayvansal kaynaklardan sağlanır. Dokosaheksaenoik Asit (DHA):
TR
Nursena Güller

Köken Amilaz terimi Fransızca "amylase" sözcüğünden alıntıdır. İngilizce ve Almanca karşılıkları da benzer biçimde "amylase" şeklindedir. Kullanım Alanları Sağlık ve Fizyoloji: Sindirim sisteminde karbonhidratların parçalanması sürecini ifade ederken kullanılır. Kimya ve Biyokimya: Nişastanın daha basit şekerlere parçalanmasını gösteren enzimatik süreçleri ifade ederken kullanılır. Ziraat: Bitkilerde nişasta parçalanmasını ifade ederken kullanılır. Hayvancılık: Hayvan yemlerinde yem katkı maddes
TR
Nursena Güller
FrKöken Fruktoz terimi, Fransızca fructose (meyve şekeri) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu kelimenin kökeni, Latince fructus (meyve, verim, mahsul) sözcüğüne dayanır ve kimyada şeker türlerini belirtmek için kullanılan -ose ekiyle türetilmiştir. Latince fructus, frui (hoşnut olmak, ürün elde etmek) fiilinden türemiş olup, daha eski bir kök olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bʰruHg- (bʰrūg-), “mahsul almak” veya “hoşnut olmak” anlamlarını taşımaktadır. Türkçede fruktozun kullanımına dair bilinen e
TRAyşe İkbal Özsakın

Hücreler, canlıların en küçük yapı taşlarıdır. Tıpkı bir şehir gibi, her hücrenin içinde çalışan birçok bölüm vardır. İşte bu bölümlerden biri de endoplazmik retikulumdur. Adı biraz uzun ve karmaşık gibi görünse de, ne işe yaradığını öğrenince çok ilginç bulacaksın! Endoplazmik Retikulum Nedir? Endoplazmik retikulum (kısaca ER), hücrenin içinde yer alan kıvrımlı ve tüplü bir yapıdır. Tıpkı bir fabrika gibi çalışır. Hücrenin çekirdeğine çok yakındır ve onunla bağlantılıdır. Bu yapı, hücredeki baz
TR
Elif Laçin