
Kintsugi is a traditional ceramic repair art unique to Japanese culture. This technical technique is based on reinforcing broken ceramic fragments with a natural resin called urushi and applying a mixture of gold, silver or platinum powder to the cracks. The term Kintsugi, meaning “joining with gold,” is not merely a method of repairing objects; it is an approach that transforms breaks, damage and the effects of time into aesthetic elements. This understanding seeks not to conceal flaws in objec
EN
Muhammet Ali Demir

Kintsugi is a traditional Japanese art of ceramic repair. This technique is a method used to restore broken ceramic fragments by strengthening the cracks with a natural substance called urushi, a resin, and applying a mixture of gold, silver, or platinum powder over the repaired areas. The word Kintsugi, meaning “joining with gold,” is not merely a technique for repairing objects; it is also an approach that transforms breaks, damage, and the effects of time into aesthetic elements. This underst
EN
Muhammet Ali Demir

A Little Red Flower (Çince: 送你一朵小红花; pinyin: Sòng Nǐ Yì Duǒ Xiǎo Hóng Huā), Han Yan tarafından yönetilen ve 2020 yılında gösterime giren Çin yapımı bir dram filmidir. Film, kanserle mücadele eden genç bireylerin yaşamlarına odaklanarak hastalık, umut ve yaşamın anlamı gibi temaları ele alır. Genel Bakış ve Yayın Geçmişi Film, 31 Aralık 2020 tarihinde Çin’de vizyona girmiş ve kısa sürede büyük bir ticari başarı elde etmiştir. Yeni yıl döneminde gösterime giren yapım, geniş izleyici kitlesine ulaş
TR
Enes Tohma
DiKöken Kelimenin kökeni, Eski Türkçede “yaşamak” anlamına gelen tiril- fiiline dayanır. Bu fiilden Türkiye Türkçesi +Uk ekiyle türetilen “yaşam, hayat” anlamındaki tirlik veya tiriglik sözcüğü zamanla ses değişimine uğrayarak dirilik ve nihayetinde dirlik şeklini almıştır. Kullanım Alanları Sosyal ve Ailevi Uyum: Bir aile, toplum veya kurum içindeki huzur, düzen ve uyumlu geçim durumunu ifade etmek için kullanılır. "Dirlik düzen kalmamak" gibi deyimlerde bu anlam öne çıkar. Ekonomik Geçim: Bir ki
TR
Tuğba Aygün
DoHayat çok hızlı ve karmaşık mı, her saat başı yeni bir yere mi yetişmemiz gerekiyor? Kendimize ayıracak bir dakikamız bile yok mu? Hayat dediğimiz "karmaşık bir yumak" ve biz o karmaşada ipi çözmeye mi çalışıyoruz? Sanki hiçbir şeye yetişemiyor, sürekli bazı trenleri kaçırıyoruz. Peki hayat bu kadar karmaşık mı gerçekten, yoksa o ipi biz mi dolaştırıyoruz? Geçen her trene binmeye çalışırsak asıl varmak istediğimiz istasyona geç kalıyoruz, fakat bunun farkında olamıyoruz. Bir trenin güzergahı hoş
TRİrem Kırmıt

Eskiden on yıl bekleyemezdim; fakat şimdi haberlerde, köşe yazılarında “yüz yıllık kalkınma planları” gibi başlıklarla karşılaşıyorum. On yılın aslında ne kadar kısa bir zaman dilimi olduğunu fark etmem biraz zaman aldı. Zaman öylesine hızlandı ki, yılların nasıl geçtiğini fark edemeyecek noktaya geldim. Örneğin, hayatımızın üç yılı COVID salgınıyla geçti; ama o dönem sanki dün yaşanmış kısa bir olay gibi hafızamda yer ediyor. Peki, zaman algımızın gitgide kısalmasının bir sebebi var mı? Bilim i
TRElyesa Köseoğlu

Günlük hayatın koşuşturması sırasında kısa süreliğine görüşemediğimiz arkadaşlarımızla karşılaştığımızda, hızlı bir selamlamanın ardından genellikle “Nasılsın?” diye sorarız. Belki de içinde bulunduğumuz hayatın sıradanlığından dolayı, otomatikleşmiş bir şekilde aynı cevabı veririz: “İyiyim, sen nasılsın?” Peki bu cümlenin ardında gerçekten ne yatıyor? Gerçekten iyi miyiz, yoksa monotonlaşan hayatın bir parçası haline gelmiş sıradan bir cümleden mi ibaret bu yanıt? “İyiyim” derken aslında değişi
TRElyesa Köseoğlu

Dünya denilen diyar dağlarıyla, ovalarıyla, sularıyla, bitkileriyle, hayvanlarıyla, insanlarıyla koca bir küre. Evrende ise bir zerre. Dünyanın boşlukta kendi etrafında ve Güneş’in etrafında süratle dönüşünden, içindeki canlıların ve ihtiyaçlarının işleyişine kadar ne kadar kaotik bir durum hâkim gibi görünse de kimsenin dünyanın düşmesinden yana pek bir endişesi yok. Çünkü durum ne kadar korkunç olsa da bir nedene dayandırılmış ve normal olarak kabul edilmiş durumda. Peki, dünyanın dışındaki bu
TR
Hilmi Onur Kaya

Beslenmek, genelde ağız yoluyla yenilip içilenlerle gerçekleşen eylem olarak nitelenir. Eğer bizler sadece fiziksel bir bedenden ibaret isek, doğrudur. Gerçek anlamda büyümeyi sağlayan beslenme budur. Lakin bizler bedenle beraber akla ve ruha da sahip olan ve bunların beslenip büyümesiyle birlikte büyüyerek büyük işler gerçekleştirebilen bireyleriz. Öyleyse bizler, bedenden ibaret olmayan; bedenle beraber bedenden daha kıymetli olan ruha, aynı zamanda düşünmemizi, değerlendirmemizi sağlayan akla
TR
Hilmi Onur Kaya

Etki varsa tepki kaçınılmazdır. Etkisi olmayan hiçbir şeyin varlığı ise söz konusu olamaz. Öyleyse her şey etki etmektedir. Fark ise; etkinin kuvveti, tepkinin sonucu kadar da tesirin tezahürüdür. Etki edenin etkisinden de tesirinden de tam manasıyla tecrit edebilmek mümkün gözükmemektedir. Lakin etkinin etki etmesinden ve tepki neticesi tezahür eden tesirinden etkilenme miktarı kişiyle de ilişkili olduğundan dolayı bazı durumlara müdahale etmek mümkündür. Etki konusu, konudan konuya göre farklı
TR
Hilmi Onur Kaya