KaBu bayram, bileklerime kadar uzanan piliseli bir etek giydim. Merdivenleri çıkarken eteğimin uçlarını hafifçe tutuyorum. Sen gittikten sonra düşmemeyi öğrendim. Ya da yeniden düşmekten korkmayı… Masum bir eteğin insanı ne hâllere düşürdüğünü sen gittikten sonra öğrendim. Öğrendim ki çiçekler solarmış. Uçmayı bilmeyen kuşu sen gittikten sonra öğrendim. İnsan koşamasa da yürürmüş, yürüyemese emeklermiş. İnsan, içinde ne koparsa kopsun yaşamaya devam edermiş. Tokasını kaybettiğinde ağlayan o küçük
TR
Ayşe Serra Hocalar

Bir kitaplığın önünde dururken eski bir kitabı elime almıştım. Sayfaları hafifçe sararmıştı; kapağının köşeleri yıpranmış, yıllardır aynı rafta beklemekten rengini biraz kaybetmişti. Kitabı açar açmaz içinden küçük bir kâğıt düştü. Üzerinde birkaç satır vardı. Ne zaman yazıldığını hatırlamadım önce. Sonra yazının bana ait olduğunu fark ettim. Cümleler tanıdıktı ama onları yazan kişiyi tam olarak hatırlayamadım. O anda ilginç olan şey notun kendisi değildi. Daha çok, notu okurken içimde beliren h
TR
Ebrar Sıla Peri