
Her nefeste özlediğim sevgili, Kokun havada asılı kalmış sanki. Çekerim içerime nefesimi, Derinlerime indiririm amber-i miskini. Gözümün önüne gelir her saniye gözlerin, Sanırım ki her an benimle ellerin. Bir acı gerçekle karşılaşınca içim, Dolar yüreğime matemi sevgilinin. Ebediyen gurbete düştü gönlüm, Gelmeyecek olan yollarda yaşlı gözüm. Ah bir dile gelse gözyaşlarım, Anlatır mı sana olan hasretimi, bilemem. Gözlerini düşününce bir sıcaklık donatır yüreğimi, Sıcak ve tanıdık bir his sarar be
TR
Aleyna Kavaklıoğlu
HaKöken Arapça ḥasūd (حسود) “kıskanç” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük, ḥsd kökünden türetilmiş olup faʿūl vezninde bir sıfattır. Bu biçim, Arapça ḥasede (حسد) “kıskandı” fiiline dayanır. Kullanım Alanları Edebiyat: Kıskançlık teması çerçevesinde karakter tasvirlerinde ve duygusal betimlemelerde kullanılır. Tasavvuf: Nefsin olumsuz huylarını niteleyen kavramlar arasında yer alır. Dinî Metinler: Haset kavramıyla ilişkili ahlâkî uyarılarda geçer. Gündelik Dil: Kıskançlık veya çekememezlik anlamı
TR
Ömer Faruk Tuğla

Haset ve Şükran, Avusturyalı-İngiliz psikanalist Melanie Klein tarafından yazılmış, nesne ilişkileri kuramının temel taşlarından biri olarak kabul edilen bir eserdir. İlk olarak 1957 yılında İngilizce olarak Envy and Gratitude başlığıyla yayımlanan kitap, 1999 yılında Orhan Koçak ve Yavuz Erten tarafından Türkçeye çevrilerek Metis Yayınları tarafından basılmıştır. Eser, psikanaliz tarihinde önemli bir yer tutar ve insanın haset ile şükran duygularının kökenlerini, özellikle bebeklik dönemindeki
TR
Meryem Beyza Utkulu
Sözlükte “incelemek, araştırmak, yoklamak” gibi mânalara gelen gabṭ kökünden türetilen gıbta kelimesi “nimete kavuşma arzusu, sevinç” demektir. Terim olarak ise “bir kimsenin, maddî veya manevî imkân ve meziyetlere sahip olan başka birine imrenmesi, onun elindeki nimetlerin yok olmasını isteme gibi kötü bir düşünceye kapılmadan kendisinin de aynı şeylere kavuşmayı arzulaması” anlamında kullanılır. İslâm ahlâk literatüründe gıpta genellikle haset kavramıyla birlikte ele alınır ve aralarındaki far
TRİslam Ansiklopedisi
GüKöken Bilgisi Kelime, Eski Türkçe küni “1. kıskançlık, 2. kuma, cariye” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe küŋ “cariye” sözcüğü ile eş kökenlidir. Kelimenin Kullanım Edebiyat / Halk Dili: Kıskançlık veya haset durumlarını anlatmak için; özellikle eski şiir ve halk hikâyelerinde kullanılır.
TR
Ömer Faruk Tuğla
GüKöken Günü kelimesi, Eski Türkçe küni biçiminden türemiştir; bu biçim hem “kıskançlık” hem de “kuma, cariye” anlamlarını içerir. Eski Türkçe küŋ sözcüğü ile ortak bir köke sahiptir. Ayrıca, Eski Türkçe biçim Orta Farsça knīg / kanīg “kız” sözcüğünden etkilenmiş olup bu Farsça biçimin kökeni Avestaca kainyā / kainīka “kadın veya kız” il eş kökenlidir. Kullanım Alanları Edebiyat / Halk Dili: Kıskançlık veya haset durumlarını anlatmak için; özellikle eski şiir ve halk hikâyelerinde kullanılır. Hayv
TR
Ömer Faruk Tuğla
KıKöken Kelimenin kökeni kıskanmak eylemine dayanmaktadır. Bkz. Kıskanmak. Kıskan- eylemine gelen fiilden isim yapan yapım eki "-ç" ile "kıskanç" halini almıştır. Kullanım Alanları Günlük Dil: Aşırı sahiplenici veya paylaşımcı olmayan kişiler için kullanılır. Psikoloji: Duygusal bağlamda sahiplenme, güvensizlik veya haset duygusunu ifade eder. Sosyoloji: Bireyler arası rekabet, toplumsal konum veya statü ilişkilerinde olumsuz tutumları tanımlarken kullanılır.
TR
Ömer Faruk Tuğla
HaKöken Haset kelimesi, Arapçadan Türkçeye geçmiş bir kelimedir. Arapçadaki "حَسَد" (hased) kelimesi, başkalarının sahip olduğu şeylere duyulan kıskanma ve bu durumu olumsuz bir şekilde arzulama anlamına gelir. "Haset" kelimesi, özellikle bir kişinin başarısını, mutluluğunu veya sahip olduğu şeyleri kıskanarak kötü bir dilek veya tutum beslemek anlamında kullanılır. Kullanım Alanları Günlük konuşma dilinde: İnsanların birbirine duyduğu kıskanma veya olumsuz tutumları anlatmak için kullanılır. "Onu
TR
Ömer Said Aydın