
Evvel Bahar Yaz Ayları Doğunca şiiri, Türk halk edebiyatının önemli temsilcilerinden Karacaoğlan’a atfedilen, bahar mevsiminin gelişiyle birlikte doğada meydana gelen değişimleri konu alan manzum bir eserdir. Şiir, âşık edebiyatı geleneği içinde şekillenmiş olup doğa tasvirine dayalı anlatımı, yalın dili ve lirik yapısıyla dikkat çeker. Karacaoğlan’ın şiirlerinde sıklıkla görülen doğa ile insan arasındaki ilişki, bu eserde de belirgin bir anlatı unsuru olarak yer almakta; mevsim değişimi, insanı
TRHayrunnisa Kızılırmak

Bir Dem Gelir, Anadolu tasavvuf edebiyatının önde gelen isimlerinden Yunus Emre’ye atfedilen ve insanın ruhsal hâllerindeki değişimi konu alan manzum bir eserdir. Şiir, Yunus Emre’nin tasavvufî düşünceyi halk diliyle ifade ettiği ilahiler arasında yer almakta olup, sözlü kültür ortamında oluşmuş ve sonraki dönemlerde yazıya geçirilmiştir. Eserde, insanın iç dünyasında zamanla ortaya çıkan farklı hâller, ardışık örnekler ve karşıtlıklar yoluyla dile getirilmektedir. Şiirin Türü Halk Şiiri / Tasav
TRHayrunnisa Kızılırmak

Lebdeğmez (dudakdeğmez) geleneği, Türk halk şiirinde ve âşıklık geleneğinde, dudakların birbirine değmesini gerektiren sesleri içermeyen kelimelerle oluşturulan bir söyleyiş biçimidir. Sözcük kökeni itibarıyla “leb”, Farsça “dudak” anlamındadır; “değmez” ifadesiyle birleştiğinde “dudağın değmediği söz” veya “dudak değmeden söylenen şiir” anlamına gelir. Bu söyleyiş biçiminde, konuşma sırasında dudakların birleşmesini sağlayan ünsüzler olan b, m, p, f ve v harfleri kullanılmaz. Lebdeğmez geleneği
TR
Sümeyye Akkanat Terzioğlu

Gülüşün diyorum hanımefendi, bir sabah ışığı gibi düşüyor içime. Sonra bakışın geliyor aklıma, bir kelimeye sığmaz, bir ömrü anlatır sessizce. Ellerin... Dokunmasa da ısısı kalıyor havada, rüzgâr bile kıskanıyor zarafetini. Yanakların, sanki baharın ilk rüzgârında açan pembe bir umut. Kaşların ve kirpiklerin, gecenin ince çizgileri sanki, bir bakışta bin sır saklı. Ve en önemlisi de gözlerin… Bütün kelimeleri susturan o derinlik, orada kaybolmak, en güzeli, bulunmak aslında.
TR
Selahattin Köseoğlu

Celal Oğlan Türküsü, Yozgat yöresine ait bir halk türküsüdür. Türkü, halk edebiyatında ağıt türü kapsamında değerlendirilmekte olup genç yaşta hayatını kaybeden Celal adlı bir kişinin ardından duyulan acıyı ve yokluğun yarattığı duygusal boşluğu dile getirir. Sözleri, bireysel bir kaybın toplumsal hafızada türkü formu aracılığıyla yaşatılmasına örnek teşkil eder. Türkünün Konusu ve Hikâyesi Celal Oğlan Türküsü, genç yaşta ölen sevilen bir kişinin ardından yakılan bir ağıt niteliğindedir. Türküde
TRMuhammed Emin TOLAK

Âşık Veysel, tam adıyla Âşık Veysel Şatıroğlu, 20. yüzyıl Anadolu âşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak, hem geleneksel halk şiirini modern bir duyarlılıkla harmanlamış hem de Türk kültürüne kalıcı eserler bırakmış bir halk ozanıdır. Aşık Veysel'in görme engeline rağmen ürettiği eserler, aydın çevreler ve halk kültürü arasında bağlantı kuran bir nitelikte değerlendirilmiştir. Sanatçı, eserlerinde insan ve toplum temalarını ele alarak bunları sözlü anlatım ve sazıyla ifade et
TR
Nida Öztürkmen
İmKöken İmdi kelimesi, Eski Türkçe (özellikle Oğuzca) döneminde "şimdi" anlamına gelen imdi sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük, daha eski dönemlerde aynı anlamı taşıyan amtı veya amdı köklerine dayanır. Kelime zamanla Amdı > Emdi > İmdi ses evrimi sürecini geçirerek günümüzdeki halini almıştır. Kullanım Alanları Mantık ve Felsefe Dili: Bir argümanı sunarken öncüllerden sonuca geçerken "sonuç olarak" veya "binaenaleyh" manasında bağlayıcı bir unsur olarak kullanılır. Klasik Edebiyat ve Halk Ş
TR
Tuğba Aygün

“Eski Libas” (ya da yaygın söyleyişle “Eski Libas Gibi”), XIX. yüzyılda yaşadığı kabul edilen Develili Âşık Seyranî’ye atfedilen ve zamanla türkü formunda da dolaşıma giren bir metindir. Şiirdeki temel izleğin, aşk deneyiminin yıpratıcı etkisi etrafında kurulduğu görülür: “gönül” eski bir giysi (libas) imgesiyle somutlaştırılır; sökülme, dikilememe, bükülmeme ve tohum ekilememe gibi gündelik yaşamdan alınan ifadelerle duygusal bir kırılmanın geri döndürülemezliği anlatılır. Eski Libas Gibi Dinle
TR
İremsu Ümit

Türkü, insanların duygularını, yaşadıkları olayları ve hayallerini hem şiir hem de müzikle anlatan özel bir halk ezgisidir. Türküler, bazen neşeli bir oyun havası, bazen hüzünlü bir ağıt, bazen de kahramanlık dolu bir hikâye gibi karşımıza çıkar. Hem söylenir hem çalınır; çoğu zaman da bağlama (saz) eşliğinde dinlenir. Türkü Nereden Geliyor? “Türkü” kelimesi, “Türk” sözcüğünden türemiştir. Eskiden “Türkî” denirmiş. Farklı Türk toplulukları bu ezgilere farklı adlar verir: Azerbaycan’da “mahnı”, K
TR
Elif Laçin

Abdurrahim Karakoç (1932–2012), Türk halk şiirinde hece ölçüsünü kullanarak yazdığı şiirlerle tanınan bir şairdir. Hiciv, toplumsal eleştiri ve aşk temaları şiirlerinde öne çıkan başlıca konulardır. Şiirleri Türkiye’de çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış, birçoğu da bestelenerek halk müziği repertuarına girmiştir ve şiir, zamanla çeşitli sanatçılar tarafından bestelenmiş ve özellikle Musa Eroğlu’nun yorumu sayesinde geniş kitlelere ulaşmıştır. Bu süreçte halk tarafından benimsenmiş, sözlü k
TR
Yahya B. Keskin