
The Hekimoğlu Türküsü is an anonymous folk song shaped around the life, ascent to the mountains, and death of Hekimoğlu İbrahim, who lived in the Eastern Black Sea Region in the early twentieth century; it intertwines historical events with popular narrative.Historical Figure and Event FrameworkIt is stated that Hekimoğlu İbrahim came from Yassıtaş village in the Fatsa district of the Canik Sanjak and belonged to a poor family. At the beginning of the 1900s, a romantic dispute involving Georgian
EN
Ayşenur Doğan

Hekimoğlu Türküsü, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde XX. yüzyıl başlarında yaşamış Hekimoğlu İbrahim’in hayatı, dağa çıkışı ve ölümü etrafında şekillenen; tarihsel olaylar ile halk anlatısının iç içe geçtiği anonim bir halktürküsüdür.Tarihsel Kişilik ve Olay ÖrgüsüHekimoğlu İbrahim’in, Canik Sancağı’na bağlı Fatsa kazasının Yassıtaş köyünden olduğu ve yoksul bir aileye mensup bulunduğu belirtilmektedir. 1900’lü yılların başında Gürcü muhacirlerle yaşanan bir gönül meselesi, Hekimoğlu’nun dağa çıkmasına
TR
Ayşenur Doğan
AnKökenTürkçedir. Eski Anadolu Türkçesi dönemine kadar uzanan kullanım izleri bulunmaktadır. Özellikle İç Anadolu ve Orta Karadeniz ağızlarında yaşayan yerel bir tarım terimidir. “Angıç” kelimesi, araç ve gereç adlandırmalarında görülen onomatopoeik (yankılayan) yapıdadır; taşıma ve yığma eylemiyle bağlantılıdır.Kullanım AlanlarıTarımsal Uygulamalar: Özellikle harman mevsiminde saman ve sap taşıyan at veya öküz arabalarında kullanılır.Ağızlar ve Halk Kültürü: Yerel ağızlarda hâlen kullanılan, kayb
TR
Salih Gölcük

Behçet Kemal Çağlar, Cumhuriyet döneminde siyasal ve kültürel yaşamda etkin rol üstlenmiş bir şair, yazar, mühendis ve milletvekilidir. Halkevleri müfettişliği, Erzincan milletvekilliği, öğretmenlik ve TRT yöneticiliği gibi çeşitli görevlerde bulunmuş; şiirlerinde Anadolu’yu, halk kültürünü ve Cumhuriyet değerlerini işlemiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel ile birlikte "10. Yıl Marşı"nı kaleme almış, edebi üretiminde sade dil ve halk şiiri formlarına yer vermiştir. Atatürk’e duyduğu bağlılık, hem temati
TR
Yunus Emre Sağlam
AğKöken Ağu kelimesi, Eski Türkçe'deki "zehir" anlamına gelen "aġu" sözcüğünden evrilerek günümüze ulaşmıştır.Kullanım AlanlarıHayvancılık: Hayvanların (özellikle yük hayvanlarının) ağzına takılan, yem yemesini veya ısırmasını önleyen deri ya da iplikten yapılmış düzenek.Tarım / Kırsal Yaşam: Köy yaşamında, özellikle hayvan kontrolü veya taşıma esnasında kullanılan geleneksel bir gereçtir.Dil / Ağız Yapısı: Eski Türkçede veya halk arasında nadiren ağız anlamında da kullanıldığı görülür.Halk Kültür
TR
İbrahim Filiz
PaKöken(Farsça pārse < pārsā پارسه “dilencilik, dervişlik”)Kelime, Farsçadan Türkçeye geçmiş olup başlangıçta dervişlerin ve gezgin sanatçıların topladığı bağış anlamında kullanılmıştır.Kullanım AlanlarıSokak Sanatı ve Gösteri Dünyası: Sokak çalgıcıları, meddahlar ve halk sanatçıları tarafından bahşiş toplama amacıyla kullanılır.Geleneksel Eğlenceler: Osmanlı döneminde meddahlar, ortaoyunu ve kukla sanatçıları gösterileri sonrası parsa toplardı.Halk Kültürü ve Eski Meslekler: Gezgin sanatçılar,
TR
Meryem Şentürk Çoban

Helesa geleneği, Türkiye'nin Sinop ilinin Gerze ilçesinde Ramazan ayının on beşinci gecesi icra edilen, toplumsal yardımlaşma ve kültürel değerleri yaşatan geleneksel bir uygulamadır. “Heyamola” ya da yöre halkı arasında “Helesa” diye anılan bu etkinlik, Sinop ve çevresinde geçmişten günümüze aktarılan önemli bir halk kültürü ögesidir.Kökeni ve AnlamıHelesa geleneğinin tarihi, rivayete göre bir kış günü fırtınaya yakalanan bir yelkenli geminin Sinop Limanı’na sığınmasına dayanır. Haftalarca lima
TR
Zeynep Şule Bingöl
SiKökenİtalyanca scirocco üzerinden Fransızca sirocco aracılığıyla Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük Arapça şirūk (doğuş, doğu yönü) kökünden gelir ve Arapça şarḳ (doğu) ile bağlantılıdır. Rüzgârın doğu yönünden esmesine atfen bu ad verilmiştir.Kullanım AlanlarıMeteoroloji ve Coğrafya: Akdeniz iklimini etkileyen bölgesel rüzgâr türü olarak değerlendirilir.Halk Kültürü: Güney Avrupa’da tarım, sağlık ve günlük yaşam üzerindeki etkileriyle anılır.
TR
Tuğba Aygün
AkKökenEski Türkçede “ak” (beyaz) ve sıfat yapan “-şın” ekiyle türetilmiştir. Öz Türkçe bir terim olup tarihî metinlerde “ak renkte olan” anlamında geçer. Anadolu ağızlarında da yaygın biçimde kullanılır.Kullanım AlanlarıHalk Kültürü: Fiziksel özellikleri betimlemek amacıyla özellikle kırsal bölgelerde sık kullanılır.Veterinerlik: Hayvanlar arasında genetik pigmentasyon eksikliğiyle doğan bireyleri tanımlamak için kullanılır.Tıp: Albinizm durumlarının halk arasında tanımlanmasında yer alır.Edebiya
TR
Salih Gölcük
KuKökenYunanca kukuvaía (κουκουβαΐα) “bir tür baykuş” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük, ötüşünü yansıtan ses taklitli bir kökene dayanır. Türkçede sesin benzeşimiyle şekillenmiş ve halk arasında doğrudan gözlemle anlam kazanmıştır.Kullanım AlanlarıZooloji: Baykuşgiller familyasında yer alan küçük baykuş türlerinin tanımlanmasında.Edebiyat: Yalnızlık, sessizlik ya da gecenin metaforu olarak kullanılan imgelerde.Halk kültürü: Karamsarlık, uğursuzluk veya sessizliğin sembolü olarak halk deyişlerinde.
TR
Ayşenur Bayraktar