
“İnsanın içinde, hiçbir simülasyonun tamamen susturamayacağı aşkın bir hakikat çağrısı vardır.”The Truman Show, modern insanın yalnızca medya tarafından kuşatılmışlığını değil, temsilin hakikatin yerine geçtiği bir dünyada insanın ontolojik statüsünün nasıl dönüştüğünü anlatan güçlü metafizik bir alegoridir. Film çoğu zaman televizyon kültürü, gözetim toplumu ya da medya manipülasyonu bağlamında okunmuştur; ancak bu okumalar filmin merkezindeki daha derin soruyu çoğu zaman ıskalar: İnsan, kendis
TR
Ali Ömer Yurddaş
Neİnsanlar yürüyorlarİnsanlar koşuyorlarİnsanlar bekliyorlarPeki neden?Bir koşuşturma var etraftaBir acele, telaşlı gözlerler ile bakışlar varBir serzeniş var suretlerdeGitmek isteyiş, fakat sanki bir mıh gibi kitleniş varHer gün, her gün bitmeyen bir çile gibi yataklardan kalkıp gidişBir de dönüş var, kornalar arasında siren seslerini duyurmaya çalışan bir ambulans gibiBir telaş var etraftaBardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan saklanış gibiNe için bu acele, diye sorsanCevabını veremeyecek binle
TRİrem Kırmıt
HüYıllardır sormaktan vazgeçmediğim bir soru vardır: Hakikat neden bu kadar acı gelir? Ya da daha doğru soruyla: Hakikati konuşmak neden delilik sayılır? Hüseyin Nihal Atsız’ın 1941’de kaleme aldığı Dalkavuklar Gecesi, bu soruları yalnızca soran değil, cevabını da haykıran bir başyapıttır. Bu eser, yalnızca edebî bir roman değil, bir millet evladının düzenle hesaplaşmasıdır.Dalkavuklar Gecesi, görünüşte Hattuşaş adlı bir krallıkta geçiyor gibi görünse de aslında her satırı bizden, her karakteri bi
TR
Kürşat Ziyadoğlu

Hayatta çoğu kez ölüm kavramıyla bir yerlerde tanışık olduk. Hatta inancımızın gerektirdiği düsturla bunun korkunç bir şey olmadığına inandırıldık. Ama sanki ölüm bize ya da çevremize hiç uğramayacakmış gibi ya da çok uzun bir süre sonra uğrayacakmış gibi, ölüm telaşına düşmeden yaşadık. Evet, ölüm var ve bu hakikatle ansızın yüzleşebiliriz. Ama bu fikir bize epey uzaktı.Nitekim, hakikat kavramını belli bir yaşa geldikten sonra ölümle bağdaştırdığımda, bana ve yakınlarıma hiç uğramayacak gibi ge
TR
Nursena Şahin
SoSokrates'in Savunması (Grekçe: Ἀπολογία Σωκράτους - Apología Sokrátous), Platon'un erken dönem diyalogları arasında yer alan ve felsefe tarihinin kurucu metinlerinden biri olarak kabul edilen bir eserdir. Metin, M.Ö. 399 yılında Atina'da, Sokrates'in 501 kişilik bir halk mahkemesi (dikasterion) önünde "gençlerin ahlakını bozmak" ve "kentin tanrılarına inanmamak" suçlamalarıyla yargılanmasını konu alır. Eser, yalnızca tarihsel bir olayın dökümü olmayıp, aynı zamanda felsefe ile kent-devlet (polis
TRYunus Emre Yüce

Masaldan Hakikate: İnsanın Anlam Yolculuğundan Hikâyeler, Mona A. Tufan tarafından kaleme alınan, insanın varoluşsal anlam arayışını masal dili ve irfan geleneği üzerinden inceleyen bir eserdir. Kitap, 2025 yılında İnsan Yayınları tarafından yayımlanmıştır.Eserin KonusuEser, masalların insanın varoluşsal ve anlam arayışındaki işlevini merkeze alır. Masallar, burada yalnızca anlatı yoluyla aktarılan geleneksel hikâyeler değil; insanın yaratılış, varlık ve hakikat arayışını semboller aracılığıyla
TRElyesa Köseoğlu
VaSanat eserleri, yalnızca görsel ya da estetik nesneler değildir; bazen bir düşünceyi, bir felsefi sorunu ya da varoluşsal bir hakikati görünür kılabilirler. Martin Heidegger’in 1936 yılında taslaklarını hazırladığı “Sanatın Kökeni” başlıklı metninde Vincent van Gogh’un bir çift köylü ayakkabısı resmi üzerinden yaptığı yorum, bu türden bir felsefi okumanın çarpıcı örneklerinden biridir. Ancak bu yorum zamanla yalnızca bir felsefi tez değil, aynı zamanda sanatın doğası, temsil ve yorum üzerine sür
TRZehra Dede
HaKöken(Ar. ḥaḳīḳat < Ar. ḥaḳḳa “doğru idi”)Arapça kökenli ḥaḳīḳat (حقيقة) “gerçeklik, doğruluk” anlamına gelir. Bu sözcük, Arapça ḥaḳḳa (حقّ) “doğru olmak” fiilinden türemiş olup faˁīlā(t) vezninde dişil sıfattır.Kullanım Alanları• Felsefe: Gerçeklik kavramı, varlık ve bilgi teorisi üzerine tartışmalarda kullanılır.• Din ve Tasavvuf: Manevi gerçeklikler ve ilahi hakikatler bağlamında ele alınır.• Edebiyat: Gerçekçi anlatımlar ve hakikat arayışı içeren metinlerde sıkça yer alır.• Hukuk ve Etik:
TR
Hamza Aktay

''Cennetin Rengi" (The Color of Paradise), İranlı ünlü yönetmen Majid Majidi'nin 1999 yapımı bir filmidir. Orijinal adı Rang-e Khoda olan bu eser, görme engelli bir çocuk olan Muhammed'in hikayesini anlatır.Film, Muhammed'in babasıyla olan karmaşık ilişkisini ve doğayla kurduğu derin bağları işler. Babasının, oğlunun engelinden dolayı utanç duyması ve onu bir yük olarak görmesi, hikayenin dramatik çatışmasını oluşturur. Bunun yanında Muhammed’in dünyayı duyuları ve ruhuyla algılama biçimi, filme
TR
Fatih Türk
ReKökenRealite terimi, Türkçeye Fransızca réalité sözcüğünden geçmiştir. Fransızcadaki bu sözcük, kökenini Geç Latince’de "gerçeklik" anlamına gelen realitas sözcüğünden almaktadır. Latince realis sözcüğü "gerçek" anlamına gelir ve bu sözcüğe, -itas eki eklenerek realitas oluşturulmuştur. Böylece, realite sözcüğü tarihsel olarak "gerçeklik" ve "hakikat" kavramlarını dile getirmek amacıyla türetilmiştir.Kullanım AlanlarıEdebiyat ve Felsefe: Realite sözcüğü, edebi metinlerde ve felsefi tartışmalarda
TRAyşe İkbal Özsakın