
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT); bireyin işlevsiz öfke, korku ve hüzün gibi uyumsuz duygusal süreçlerini ve davranış kalıplarını yeniden yapılandırmayı hedefleyen bir ekoldür. Bu yaklaşımın temelini oluşturan psikolojik sorunlar; Aaron T. Beck'in ifadesiyle "otomatik düşüncelerden", Ebu Zeyd el-Belhi'nin kavramıyla ise "ahadisü'n-nefs" beslenir.Judith S. Beck, Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi, çev. ed. Muzaffer Şahin (Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, 2023), 137. Abu Zayd al-Balk
TR
Sümeyye Alan
Arapça’daki tesâüb kelimesinin karşılığı olup hadislerde ve ahlâk kitaplarında gerek zihnen gerekse bedenen tembellik, gevşeklik ve dikkatsizliğin tezahürü sayılmış ve tasvip edilmeyen bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Özellikle büyükler karşısında veya bir topluluk içinde esnemek görgü kurallarına aykırı kabul edilmiş, ibadet sırasında esnemek de ibadet âdâbına uygun görülmemiştir. Âlimler, “Esnemek şeytandandır” (Buhârî, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 11, “Edeb”, 125; Müslim, “Zühd”, 56) anlamındaki h
TRİslam Ansiklopedisi
1010 (1601) yılında Mısır’ın Buhayre bölgesindeki Ebûharaş köyünde doğan Haraşî (Hırşî) temel eğitimini babasından aldı. Daha sonra Ezher’e girerek İbrâhim b. İbrâhim el-Lekānî ve Nûreddin el-Üchûrî gibi âlimlerden tefsir, hadis, fıkıh, sîret, mantık ve nahiv okudu. Mâlikî mezhebinde devrinin fıkıh otoritelerinden biri oldu. Halîl b. İshak el-Cündî’nin Mâlikî fıkhına dair el-Muḫtaṣar adlı eserine yazdığı şerh ile tanındı. Ayrıca hadis, akaid, mantık, nahiv ilimlerinde müstakil eserler kaleme ald
TRİslam Ansiklopedisi
Azîzi, “her tabakada daha az veya daha çok olmamak üzere râvi sayısı iki olan hadis” yahut “bir hocadan iki ya da üç kişinin rivayet ettiği hadis” şeklinde tarif edenler de vardır. Bu tür hadislere azîz adının verilmesi, ya bu çeşidin nâdir olmasından veya kelimenin lugat mânalarının birinde “sonradan kuvvet ve değer kazanmak” mefhumunun da bulunması sebebiyle hadisin bir senedinin diğeriyle kuvvet kazanmış olmasından dolayıdır. Hadisin sahih olması için azîz olması gerektiğini söyleyenler varsa
TRİslam Ansiklopedisi
Soyu Kusay’da Hz. Peygamber’in soyu ile birleşen Humeydî Mekkî nisbesiyle de anılır. Fudayl b. İyâz, Derâverdî, Velîd b. Müslim, Vekî‘ b. Cerrâh, Süfyân b. Uyeyne gibi âlimlerden hadis, İmam Şâfiî’den fıkıh tahsil etti. Kendisinden Buhârî, Zühlî, Ebû Zür‘a er-Râzî, Hanbel b. İshak, Fesevî, Ebû Hâtim Muhammed b. İdrîs er-Râzî gibi âlimler rivayette bulundular. Süfyân b. Uyeyne’den on dokuz yıl boyunca hiç ayrılmayıp kendisinden hadis rivayet ettiği için onun hadislerini en iyi bilenlerden biridir
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “birleştirmek” mânasına gelen telfîk, terim olarak farklı isnadlardan gelen ve farklı lafızlarla rivayet edilen bir hadisin isnad ve metinlerinin birleştirilmesini ifade eder. Buna telfîku’r-rivâyât adı da verilir. Birbiriyle çelişkili gibi görünen hadisleri te’vil edip uzlaştırmaya telfîku’l-hadîs dendiği gibi fıkhî mezheplerin görüşlerini birleştirme işi için de telfîk terimi kullanılmaktadır. Telfîk bir musannifin birçok kaynaktan hadis aldığını, hadisin birçok tarikini bildiğini ve
TRİslam Ansiklopedisi
Tam adı el-Müzhir fî ʿulûmi’l-luġa olup Arap sözlük bilimi ve metodolojisiyle Arap lengüistiği ve fıkhü’l-luga konusunda kapsamlı ve derli toplu ilk eserdir. Ayrıca lugavî malzemenin rivayeti ve eleştirisi hususunda hadis âlimlerinin usulünü ve terminolojisini teorik ve pratik düzlemde uygulayan ilk teliftir. Süyûtî’den önce bazı âlimlerin bu sahadaki çalışmaları sınırlı ve dağınıktır. İbn Cinnî el-Ḫaṣâʾiṣ’inde münferit rivayetler, lugatçılarla râvilerin galatları, lugat râvilerinde sıdk, adalet
TRİslam Ansiklopedisi
Tam adı ed-Dürrü’l-mens̱ûr fi’t-tefsîr bi’l-meʾs̱ûr olup Süyûtî telifini 898 (1493) yılında tamamlamış ve “benzerinin daha önce yazılmadığını” söylemiştir (Süyûtî, Ḥüsnü’l-muḥâḍara, I, 336-338; a.mlf., et-Teḥaddüs̱, s. 105; a.mlf., Ṭabaḳātü’l-müfessirîn, s. 63). Bu değerlendirme şu açıdan doğru görünmektedir: Hz. Peygamber, sahâbe ve tâbiîne ait görüşlerin toplandığı tefsirlerde müellifler, kendilerine ulaşan rivayetleri bir araya getirmişler; yeri geldikçe kendi görüş, tenkit ve tahlillerini de
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “su akıtmak; helâl kılmak, izin vermek, onaylamak, geçerli kılmak” gibi mânalara gelen cevz kökünden türeyen icâzet, İbn Fâris’e göre “su akıtmak” şeklindeki anlamından hareketle “bir âlimin ilmini talebesine aktarması” mânasında terimleşmiştir. İlk defa kullanıldığı hadis alanında icâzet “hadis rivayetine sözlü veya yazılı izin vermek, rivayet hakkını devretmek” demektir. Hatîb el-Bağdâdî’ye göre de icâzet verenin, bir hadis veya haberi rivayet etmeyi öğrenciye mubah (helâl) kılmasıdır
TRİslam Ansiklopedisi
Adı kaynaklarda farklı şekillerde tesbit edilmiştir. Nevevî tam adının el-Câmiʿu’l-müsnedü’ṣ-ṣaḥîḥu’l-muḫtasar min umûri Resûlillâh ṣallallāhü ʿaleyhi ve sellem ve sünenihî ve eyyâmih (Mâ Temessü ileyhi ḥâcetü’l-ḳārî li-Ṣaḥîḥi’l-İmâmi’l-Buḫârî, s. 39), İbn Hacer el-Askalânî ise el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥu’l-müsned min ḥadîs̱i Resûlillâh ṣallallāhü ʿaleyhi ve sellem ve sünenihî ve eyyâmih (Hedyü’s-sârî, s. 10) olduğunu söylemektedir. Fakat eser Ṣaḥîḥu’l-Buḫârî diye şöhret bulmuştur. Zehebî’nin Kur’ân-ı Ke
TRİslam Ansiklopedisi