Hadislerin yazılması (kitâbet) konusunda çeşitli kaynaklarda yer alan ve birbiriyle çelişkili sanılan rivayetleri açıklamak üzere kaleme alınmıştır. Müellif hadisleri yazmanın bir sakıncası bulunmadığını ispatlamayı amaçlamış, ilmi ezberleme ve yazma dışında muhafaza etmenin mümkün olmadığını, hâfızasına güvenemeyenlerin ikinci yolu tercih edeceğini söylemiştir (Taḳyîdü’l-ʿilm, s. 28). On bölümden meydana gelen eserde öncelikle hadislerin yazılması aleyhindeki merfû, mevkuf ve maktû rivayetler z
TRİslam Ansiklopedisi
Soyu Kusay’da Hz. Peygamber’in soyu ile birleşen Humeydî Mekkî nisbesiyle de anılır. Fudayl b. İyâz, Derâverdî, Velîd b. Müslim, Vekî‘ b. Cerrâh, Süfyân b. Uyeyne gibi âlimlerden hadis, İmam Şâfiî’den fıkıh tahsil etti. Kendisinden Buhârî, Zühlî, Ebû Zür‘a er-Râzî, Hanbel b. İshak, Fesevî, Ebû Hâtim Muhammed b. İdrîs er-Râzî gibi âlimler rivayette bulundular. Süfyân b. Uyeyne’den on dokuz yıl boyunca hiç ayrılmayıp kendisinden hadis rivayet ettiği için onun hadislerini en iyi bilenlerden biridir
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “birleştirmek” mânasına gelen telfîk, terim olarak farklı isnadlardan gelen ve farklı lafızlarla rivayet edilen bir hadisin isnad ve metinlerinin birleştirilmesini ifade eder. Buna telfîku’r-rivâyât adı da verilir. Birbiriyle çelişkili gibi görünen hadisleri te’vil edip uzlaştırmaya telfîku’l-hadîs dendiği gibi fıkhî mezheplerin görüşlerini birleştirme işi için de telfîk terimi kullanılmaktadır. Telfîk bir musannifin birçok kaynaktan hadis aldığını, hadisin birçok tarikini bildiğini ve
TRİslam Ansiklopedisi
Hadis âlimleri imâm kelimesini başlıca iki mânada kullanmışlardır: a) Hadis alanında geniş bilgiye ve üstün mevkiye sahip, bilgisine güvenilen hoca. Bu anlamda muhaddis ve şeyh terimlerine de yer verilmiştir. Buna göre imam, hadis âlimlerinin belirli seviyelerini göstermek için kullanılan hâfız, hüccet ve hâkim terimlerini de içine alan geniş bir mânaya sahiptir. Abdurrahman b. Mehdî, güvenilir olmayan râvilerden hadis rivayet eden ve her duyduğunu nakleden kimseye imam denemeyeceğini söylemiş,
TRİslam Ansiklopedisi
Hadis ehlinin dinin öğretilmesindeki rolü konusunda telif edilmiş ilk ve en meşhur eser olup müellifin 444’te (1053) gerçekleştirdiği hac seyahatinden önce yazılmış olmalıdır (bk. s. 23-24); zira bu tarihten sonra yaptığı ilim yolculuklarında faydalandığı hocalarının rivayetleri bu eserde yer almamaktadır. Ayrıca eser el-Kifâye’den sonra ve el-Câmiʿ li-aḫlâḳı’r-râvî ve âdâbi’s-sâmiʿden önce kaleme alınmıştır (Şerefü aṣḥâbi’l-ḥadîs̱, s. 140). Şerefü aṣḥâbi’l-ḥadîs̱’in yazılmasının sebebi dönemin
TRİslam Ansiklopedisi
Adı kaynaklarda farklı şekillerde tesbit edilmiştir. Nevevî tam adının el-Câmiʿu’l-müsnedü’ṣ-ṣaḥîḥu’l-muḫtasar min umûri Resûlillâh ṣallallāhü ʿaleyhi ve sellem ve sünenihî ve eyyâmih (Mâ Temessü ileyhi ḥâcetü’l-ḳārî li-Ṣaḥîḥi’l-İmâmi’l-Buḫârî, s. 39), İbn Hacer el-Askalânî ise el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥu’l-müsned min ḥadîs̱i Resûlillâh ṣallallāhü ʿaleyhi ve sellem ve sünenihî ve eyyâmih (Hedyü’s-sârî, s. 10) olduğunu söylemektedir. Fakat eser Ṣaḥîḥu’l-Buḫârî diye şöhret bulmuştur. Zehebî’nin Kur’ân-ı Ke
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “dedi, söyledi” anlamına gelen kāle kelimesi terim olarak râvinin hadisi hocasından semâ, kıraat, münâvele, icâzet, vicâde gibi tahammül yollarından biriyle aldığını ifade eder ve “kāle fülân, kāle lî fülân, kāle lenâ fülân” şeklinde kullanılır. Şu‘be b. Haccâc, Hemmâm b. Yahyâ, Hammâd b. Zeyd gibi âlimler kāle lafzını semâ yoluyla, Haccâc b. Muhammed el-A‘ver kıraat yoluyla alınan hadislerin rivayetinde kullanmışlardır; Evzâî ise bu sîganın münâvele ve icâzet metotlarıyla alınan hadisl
TRİslam Ansiklopedisi
Fiten ve melâhimle ilgili rivayetlerin herhangi bir değerlendirmeye tâbi tutulmadan bir araya getirildiği eser kendi alanında kaleme alınmış ilk kitap olup Nuaym’ın talebelerinden Abdurrahman b. Hâtim el-Murâdî tarafından rivayet edilmiştir. Eserde konular sistematik açıdan iyi sayılmayacak bir şekilde ve zaman zaman tekrarlanmak suretiyle işlenmiştir. Kitap on bölümden (cüz) meydana gelmektedir. Birinci bölümde Hz. Peygamber’den sonra meydana gelecek fitnelerle bunların tarihleri; ikinci bölümd
TRİslam Ansiklopedisi
376 (986) veya 377 (987) yılında Lübnan’ın güneyindeki sahil şehri Sûr’da doğdu, Sâhilî ve Şâmî nisbeleriyle de anılır. İlk eğitimini Sûr’da aldı. Sekiz yaşlarında iken şair ve edip Ebû Muhammed Hasan b. Hâmid’den şiir dinledi. 389’da (999) Sayda’da İbn Cümey‘ el-Gassânî ve Muhammed b. Leys el-Mevsılî’den hadis öğrendi. Daha sonra Trablus’ta muhaddislerin ve edebiyatçıların meclislerine devam etti. Humus’ta şiir öğrenimini sürdürdü. Askalân’da Ebü’l-Feth Ahmed b. Mutarrif el-Askalânî’den edebiya
TRİslam Ansiklopedisi
23 (643) yılında Medine’de doğdu. Babası, Hz. Peygamber’in halası Safiyye bint Abdülmuttalib ile Hz. Hatice’nin kardeşi Avvâm’ın oğlu, ilk müslümanlardan ve aşere-i mübeşşereden olan Zübeyr b. Avvâm, annesi Esmâ bint Ebû Bekir’dir. Urve’yle ilgili ilk bilgiler Hz. Osman’ın evinin isyancılar tarafından kuşatılmasına ilişkin haberlerde geçer; Urve 35 (656) yılındaki bu olayı bir arkadaşıyla beraber izlediğini anlatır. Ayrıca kuşatma esnasında Hz. Osman’ın evine girmek isteyen bir isyancının Abdull
TRİslam Ansiklopedisi