GöKöken "Göz" sözcüğü Eski Türkçe köz “görme organı” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe kör- “görmek” sözcüğünden türetilmiştir. "Yaş" sözcüğü ise nem, ıslaklık” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe yazılı örneği bulunmayan *ñaş biçiminden evrilmiştir. Kullanım Alanları Fizyolojik Anlamda (Biyoloji / Sağlık): Gözyaşı, gözdeki gözyaşı bezleri tarafından üretilen, göz yüzeyini nemlendiren ve koruyan sıvıdır. Duygusal Tepki Olarak (Psikoloji / Günlük Dil): Üzüntü, sevinç, acı, ö
TRElif Kabak

Gülüşün diyorum hanımefendi, bir sabah ışığı gibi düşüyor içime. Sonra bakışın geliyor aklıma, bir kelimeye sığmaz, bir ömrü anlatır sessizce. Ellerin... Dokunmasa da ısısı kalıyor havada, rüzgâr bile kıskanıyor zarafetini. Yanakların, sanki baharın ilk rüzgârında açan pembe bir umut. Kaşların ve kirpiklerin, gecenin ince çizgileri sanki, bir bakışta bin sır saklı. Ve en önemlisi de gözlerin… Bütün kelimeleri susturan o derinlik, orada kaybolmak, en güzeli, bulunmak aslında.
TR
Selahattin Köseoğlu

Sürünürken canımın yanmasını azaltan gözyaşlarım Beni hayata bağlayan karışık bakışların Beni yok eden o sessiz vedaların Kaybediyorum artık kendimle olan savaşımı Masmavi gökyüzü altı karanlık odalar Kalpleri parcalayan o sahte duygular Bulamadım çare seni oradan kurtarmaya Sahte gülüşlere sende olmuşsun ortak Soluklanmama izin ver yol yorgunuyum Seni bulmaya çalışan garip bir vurgunum Bu yollarla beraber sana bozgunum Sonbahar ağaçları gibi artık çok solgunum.
TR
Sevde Öznur Çalışkan

Ben gözyaşlarımı birer fedakarlık olarak görürüm. Yaşadıklarıma, şahit olduklarıma benimle beraber şahit oldukları İçin bir dışa vurum da denilebilir. Ağladığım hiçbir geceyi unutmam mesela. Gözyaşlarım o geceyi zihnimde sağlamlaştırır. Kolay kolay da ağlamam. Eğer bir şeyi ağlayacak kadar çok seviyorsam, ne olursa olsun bırakamam. Bu da benim kötü bir yönüm aslında. Bazen insanlar ağlamanın bir şeyi değiştirmediğini, gereksiz bir eylem olduğunu düşünürler. Ancak bir şeyi değiştirmesine gerek yo
TR
Ebrar Sıla Peri
İSLÂM TARİHİ. Bekkâîn el-bükâ’ kelimesinden türetilmiş olup “çok ağlayan” mânasına gelen el-bekkâ’ın çoğuludur. Kadın erkek bütün müslümanların katılabilmek veya gidenlere yardımcı olabilmek için her türlü imkânlarını seferber ettikleri, münafıkların ise katılmamak için bahaneler uydurdukları; yolun uzak, mevsimin sıcak oluşu sebebiyle Hz. Peygamber’in yalnız güçlü bir bineği olanların iştirak edebileceğini söylediği “Gazvetü’l-usre” (çetin gazve) adıyla meşhur Tebük Gazvesi’ne çıkacak orduyla g
TRİslam Ansiklopedisi