Hüsün (hüsn) “güzel olmak” anlamında masdar ve “güzellik, rağbet edilen ve sevilen şey” anlamında isim olarak kullanılır (çoğulu mehâsin). Karşıtı olan kubuh ise (kubh) “çirkin olmak” ve “çirkinlik, nefret edilen şey” mânasında masdar-isimdir (çoğulu mekābih; Lisânü’l-ʿArab, “ḥsn”, “ḳbḥ” md.leri). Râgıb el-İsfahânî hüsün kelimesini “güzel olan, rağbet edilen şey” diye tanımladıktan sonra bir şeye akıl, duygu (hevâ) veya duyu (his) yönünden olmak üzere üç şekilde güzellik değeri yüklenebileceğini
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “korku namazı” anlamına gelen salâtü’l-havf tabiri fıkıhta düşman, eşkıya, hayvan saldırısı yahut yangın, sel tehlikesi gibi tehditler karşısında farz namazların tek imama uyarak nöbetleşe kılınmasını ifade eder. Deprem, yıldırım, kasırga gibi doğa olayları ya da düşman istilâsı, salgın hastalık gibi felâketler karşısında Allah’a sığınmak amacıyla kılınması fakihlerin çoğunluğunca mendup sayılan salâtü’l-feza‘ ise bir nâfile namaz çeşididir. İslâm’ın beş şartından biri olan namazın beli
TRİslam Ansiklopedisi
Mâlikî fıkhının temel bilgi kaynakları arasında seçkin bir yere sahip olan el-Beyân ve’t-taḥṣîl’in müellifi, filozof ve fakih İbn Rüşd’ün (ö. 595/1198) dedesi Ebü’l-Velîd Muhammed b. Ahmed b. Rüşd el-Kurtubî’dir. Eser Muhammed b. Ahmed el-Utbî el-Kurtubî’nin (ö. 255/869) Mâlik b. Enes ve öğrencilerinden işitilmiş fetvaları derlediği ve el-ʿUtbiyye diye tanınan el-Müstaḫrece mine’l-esmiʿa adlı kitabın şerhi mahiyetindedir. Bundan dolayı eserin tam adı bazan da el-Beyân ve’t-taḥṣîl limâ fi’l-Müsta
TRİslam Ansiklopedisi
Hayatına dair yeterli bilgi yoktur. Bazı kaynaklarda künyesi Ebû Amr diye kaydedilmektedir. Doğum yeri olan Zeyla‘, Kızıldeniz kıyısında bir liman ve özellikle Afrika’nın doğusu ile güneyinde İslâm’ın ilk yayıldığı ticaret şehirlerinden biri olup değişik yerlerden gelen hacıların yola çıkmadan önce uğradığı bir merkez ve farklı kültürlerin kaynaşma imkânı bulduğu bir kavşak noktasıdır. Bu sebeple Zeyla‘ ve civarında Şâfiî, Hanefî ve Mâlikî mezhepleri bir arada yaşamış ve gelişimlerini sürdürmüşt
TRİslam Ansiklopedisi
351 (962) yılında Basra civarındaki Saymer’de doğdu. Hayatının büyük bir kısmını Bağdat’ta geçirdiği ve ilmî faaliyetlerini orada sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Fıkıhta hocaları Cessâs’ın talebesi olan Ebû Bekir Muhammed b. Mûsâ el-Hârizmî ve Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Muhammed ed-Darîr el-Basrî’dir. Kendilerinden hadis aldığı kişiler arasında Muâfâ en-Nehrevânî, Ebû Hafs İbn Şâhîn, Ebû Bekir İbn Şâzân ve Dârekutnî yer alır. Medâin kadılığının ardından Bağdat’ın Kerh bölgesi kadılığına tayin edildi ve
TRİslam Ansiklopedisi
Hayatı hakkında çok az bilgi vardır. II. (VIII.) yüzyılda yaşamış birçok İslâm âlimi gibi mevâlîden olup İbn Sa‘d ve İbn Kuteybe’ye göre Benî Zühre’nin mevlâsıdır; Halîfe b. Hayyât ve İbnü’l-Cevzî onun bu kabilenin Sakīf ailesine mensup olduğunu ifade eder. Birçok kaynakta, Bettî nisbesinin onun Basra’da meşhur kalın bir giysi olan “bett” ticaretiyle meşgul olmasıyla ilişkili bulunduğu belirtilmektedir. Vefat tarihi olarak 143 (760) yanında 140 (757) ve 147 (764) yılları da verilmektedir. Aslen
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte “bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret, sakatlık, bozukluk, eksiklik, kusur” anlamlarına gelen uzr (uzür) kelimesinin Türkçeleşmiş şekli olan özürün fıkıhta sözlük mânalarına uygun değişik kullanımları vardır. Kelime iki âyette yer aldığı gibi (el-Kehf 18/76; el-Mürselât 77/6) aynı kökten türeyen kelimeler Kur’an’da ve hadislerde pek çok yerde geçer (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ʿuẕr” md.; Wensinck, el-Muʿcem, “ʿuẕr” md.). Fıkıhta özür terimi “dinen veya hukuken meşrû sa
TRİslam Ansiklopedisi
16 Cemâziyelâhir 717’de (26 Ağustos 1317) Kirman’da doğdu. İlk eğitimini babasından aldı. Asıl hocası Adudüddin el-Îcî’dir. Onun yanında bulunduğu on iki yıl boyunca kendisinden özellikle dil ve edebiyat konusunda istifade etti, bu sebeple çalışmalarının önemli bir kısmını onun eserleri üzerine yaptı. Kirmânî daha sonra tahsil için Mısır, Şam, Kudüs, Halîl, Mekke, Medine ve Irak bölgelerini dolaştı; ardından Bağdat’a yerleşerek otuz yıldan fazla bir süre öğretimle meşgul oldu. Dolaştığı bölgeler
TRİslam Ansiklopedisi
Şeybânî’nin daha sonra Hanefî hukuk öğretisinin temeli / kurucu metinleri olarak kabul edilecek zâhirü’r-rivâye eserleri, ez-Ziyâdât’ın yanında en hacimlileri olan el-Aṣl (el-Mebsûṭ), bunu özetleyen yahut tamamlayan ve nisbeten daha kısa olan el-Câmiʿu’ṣ-ṣaġīr ile el-Câmiʿu’l-kebîr ve tek bir konuya ayrılan es-Siyerü’l-kebîr’den oluşmaktadır. Bunlardan es-Siyer en son telif edilmiş, ez-Ziyâdât ise ondan önce ve diğerlerinden sonra kaleme alınmıştır (İbn Âbidîn, I, 9). Dolayısıyla müellif ez-Ziyâ
TRİslam Ansiklopedisi
1214 (1799) yılında İran’ın kuzeyinde bulunan Dizfûl şehrinde doğdu. Tanınmış bir ailenin çocuğu olup nesebi ashaptan Câbir b. Abdullah el-Ensârî’ye ulaşır. Öğrenimine, şehrin meşhur âlimlerinden olan amcasının oğlu Hüseyin b. Ahmed Ensârî’nin yanında başladı. 1232’de (1817) babasıyla birlikte Irak’taki mukaddes yerleri ziyaret için çıktığı seyahat sırasında Kerbelâ’ya uğradı ve orada Şiî ulemânın liderlerinden Seyyid Muhammed Mücâhid ile tanıştı. Bir ilmî müzakere sırasında bilgi ve zekâsıyla d
TRİslam Ansiklopedisi