
Şiirin Eşiğinde is a comprehensive study and essay collection authored by Mehmet Erdoğan. Published by Dergâh Yayınları in its Turkish Literature series, the work examines the ontological and epistemological dimensions of poetry and art. The work addresses the purpose of art, the bridge of logos between the divine will and humanity, and the position of the work of art as a search for meaning, approached with philosophical depth. The book, published in April 2004, consists of 202 pages. Content a
EN
Muhammed Samed Acar
NaKöken Nâhoş, Farsça nā-χoş “hoş olmayan” biçiminden alınmış bir sözcüktür. Yapısında “değil, olmayan” anlamı katan nā- eki ile “hoş, güzel” anlamındaki χoş kelimesi birleşmiştir. Bu birleşim, “hoş olmayan” anlamını karşılayan bir yapı oluşturur. Kullanım Alanları Günlük Yaşam: Hoşa gitmeyen durum, olay veya nesneleri ifade etmek için kullanılır. Edebiyat: Rahatsızlık, uyumsuzluk ve olumsuz duyguları anlatan betimlemelerde yer alır. Sosyal İletişim: Bir ortamın veya davranışın rahatsız edici yönü
TR
Fatmanur Mavibaş

Köken Menevişlenmek kelimesi, Farsça kökenli mīnā مینا “boncuk, cam, kristal” sözcüğü ile yine Farsça bir benzerlik eki olan vaş وش “benzer, gibi” ekinin birleşmesiyle oluşan "meneviş" (mīnavas) kökünden Türkçe eylem yapım ekleriyle türetilmiştir. Kelimenin "hare, dalga" anlamındaki tespit edilebilen en eski Türkçe yazılı sözlük kaydı, Ahmed Vefik Paşa’nın 1876 tarihli Lehce-i Osmani adlı eserine dayanmaktadır. Türkçeye 14. yüzyıl civarında giren kök, zamanla ses ve anlam değişimine uğrayarak 19
TR
Hüdanur Açıkgöz

Barbie, Amerikalı iş kadını Ruth Handler tarafından tasarlanan ve 1959 yılında Mattel şirketi aracılığıyla piyasaya sürülen, küresel çapta tanınırlığa sahip bir oyuncak bebek markasıdır. Çocukların bebekler aracılığıyla anne rolünü üstlendiği geleneksel oyuncak anlayışını değiştirerek yetişkin bir kadın figürünü merkeze alan Barbie, piyasaya çıktığı tarihten itibaren moda, popüler kültür ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerinde belirleyici bir etki yaratmıştır. Marka, yalnızca bir çocuk oyuncağı o
TR
Beyza Başar

İnsan, evrende kendi boşluğunun hacmi kadar yer kaplar. Bazı ruhlar ise o boşluğu öyle keskin, öyle ödün vermez bir sızıyla doldurur ki onlardan geriye kalan sessizlik bile uğultulu bir nehre dönüşür. Nilgün Marmara, bu yerküreye "iki adımlık" bir konak muamelesi yapıp arka bahçelerini erkenden seyretmiş, gitmeyi kendi hakikatini koruma iradesi olarak seçmiş o narin ve ödün vermez seslerden biri. Onun şiiri, yaşama katlanmanın sınırlarında dolaşan, acıyı varoluşun ta kendisi olarak kuşanmış tins
TR
Nursena Şahin
EsSanat ve estetik algısı, erken yaşlarda estetik uyarılara maruz kalmakla başlar. Sanat, beslendiği gelenek yoluyla devamlılığını sağlar, ancak hayatiyetini zamanın ruhuyla özdeşleştiğinde kazanır. Anadolu coğrafyası, tarihsel süreç boyunca çok katmanlı medeniyet tasavvurlarına ev sahipliği yapmış olmasına karşın; son yüzyılda sanatsal ve entelektüel üretim bağlamında bir durağanlık evresine girmiştir. Bu noktada, benim Uzak Doğu’daki yaşamım sonrası gerçekleşen İstanbul merkezli farkındalık, şeh
TR
Günseli Kato

Bir manga düşünün: Ne Tokyo’da geçiyor, ne samurayları anlatıyor, ne de bir lise hikâyesi. Sahnesi 16. yüzyıl Osmanlısı. Osmanlı İmparatorluğu, yalnızca bir tarih sahnesi değil, aynı zamanda desenlerin, renklerin ve formların iç içe geçtiği bir estetik dünyadır. Bu dünya, yüzyıllar sonra, Japon bir sanatçının çizgileriyle yeniden hayat buluyor. Momoyama Aoi’yi ilk kez Türkiye’de yayımlanan bir haber aracılığıyla keşfettim. Bu haberde, bir Japon sanatçının mangasında Osmanlı’yı anlattığını ve Osm
TR
Nurten Yalçın

Gece Kuşları (Nighthawks, 1942), Edward Hopper tarafından tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle yapılmış bir tablodur. Eserde, gecenin geç saatlerinde bir şehir köşesindeki camla çevrili lokantada oturan üç müşteri ve bir görevli yer alır. Figürler birbirleriyle etkileşime girmemekte, dış mekân ise boş ve karanlık biçimde betimlenmektedir. Kompozisyon, ışığın yapay parlaklığı ile çevresindeki karanlık arasındaki karşıtlık üzerine kuruludur. Tablonun konusu, Hopper’ın ifadesiyle, büyük bir kentteki
TR
Nazlı Kemerkaya
ŞıKöken Türkçedeki şık kelimeleri sesteş olup, kökenleri ve anlamları birbirinden tamamen farklıdır: Zarif, modaya uygun anlamındaki şık, dilimize Fransızca chic sözcüğünden geçmiştir. Bu kelime aslen “becerikli, hünerli” gibi anlamlar taşırken zamanla “iyi giyimli, zarif” manasını kazanmıştır. Seçenek anlamındaki şık, Arapça şḳḳ kökünden gelen ve “iki olasılıktan biri, yarım” gibi anlamlar taşıyan şiḳḳ (شِقّ) kelimesinden alıntıdır. Bu sözcük, “yarmak, bölmek” anlamına gelen şaḳḳa (شَقَّ) fiilind
TR
Tuğba Aygün

“Müzik ruhun gıdasıdır” demişler. Hangi müzik? Ya da soruyu şöyle soralım: Hani müzik? Bugün etrafımıza kulak verdiğimizde, gerçekten müzikten mi bahsediyoruz yoksa toplumu çürüterek etrafa yayılan bir ses kirliliğinden mi? Ruhumuzu beslemesi gereken şey, artık çoğu zaman kirletiyor. Sözde şarkılar sanattan uzak, ticari kaygılarla üretilmiş, kültürden kopuk, hatta çoğu zaman edep ve ahlak sınırlarını hiçe sayan metinlerden ibaret. Böyle bir ortamda “müzik ruhun gıdasıdır” sözü, ironik bir hal al
TR
Elif Laçin