
The Divan of Yunus Emre (Yunus Emre Divanı) is a work that compiles the poems of Yunus Emre, a key figure in Turkish Sufi literature. Published by Dergâh Publications, this book contains the poems written in the divan style, reflecting the poet's philosophical world, his Sufi understanding, and the unique language that he blended with the Anatolian folk poetry tradition. Subject The book provides a comprehensive presentation of Yunus Emre’s poems, which contain elements of both Sufi and folk lit
EN
Muhammed Samed Acar

Düşünsene, kütüphanenin gizemli bir köşesinde, eski ve büyüleyici bir kitap buluyorsun. Kapağını açtığınızda harfler çok tanıdık geliyor. İşte o an, tarihin derinliklerinden gelen bir ses duyuyorsun: Osmanlı Türkçesi! Şimdi bu sesi tanıma ve keşfetme zamanı!🚀 Osmanlı Türkçesi harfleri (Görsel yapay zekâ ile oluşturulmuştur). " image-element-format="right" image-height="768" image-source="https://cdn.t3pedia.org/media/uploads/2026/04/22/Vcc1Y196V5BUaMhfSst4dXfoA7nEUBfr.png" image-width="1408">
TR
Nida Öztürkmen

Acâibü’l-Mahlûkât, İslâmî literatürde coğrafya, kozmografya, tabiat bilimleri, mitolojik unsurlar ve çeşitli garipliklerle ilgili bilgileri bir araya getiren ansiklopedik nitelikte eserleri ifade eden bir terimdir. Bu eserler, yazıldıkları dönemin evren tasavvurunu, yaratılış anlayışını, kozmolojik düzen algısını ve dünya hakkındaki bilgi birikimini yansıtan metinlerdir. Çeşitli dillerde telif ve tercüme edilen bu türün İslâm dünyasında en yaygın örnekleri Farsça ve Arapça olarak kaleme alınmış,
TR
Nurten Yalçın
SaKöken Türkçe kökenli bir kelimedir. Sağdıç kelimesi Eski Türkçeden günümüze kadar ulaşmış bir kelimedir. Kullanım Alanları Geleneksel Düğün Kültürü: Sağdıç, özellikle Anadolu ve Türk kültüründe, damada (ve bazı bölgelerde geline) düğün süreci boyunca rehberlik eden, ona eşlik eden, yol gösteren kişidir. Damat sağdıcı, düğün hazırlıkları, tıraş, kıyafet, takı gibi aşamalarda damadın yanındadır. Türk Halk Kültürü ve Folklor: Sağdıçlık, sadece düğün günüyle sınırlı olmayan, yaşam boyu sürebilen dos
TR
Tuğba Aygün
YaKöken Yalabık kelimesi, Türkiye Türkçesinde "parlamak, ışımak" anlamlarındaki yalabı- sözcüğüne gelen +Uk ekiyle türetilmiştir. Kullanım Alanları Halk Dili ve Ağız Araştırmaları: Eski Anadolu Türkçesi, halk dili ve ağız araştırmaları, sosyolinguistik gibi alanlarda incelenen bir kavramdır. Edebiyat: Eski halk anlatılarında, destanlarda veya yerel deyimlerde zayıf düşmüş, halsiz kişi ya da durumları betimlemek için kullanılır. Nadiren de olsa yerel masal veya şiirlerde görülür. Gündelik Dil: Günc
TR
İbrahim Filiz
İlKökeni Kelime, Eski Türkçe "ilgerü" (öne doğru, doğu yönü) sözcüğünden türemiştir. Bu sözcük, bilinmeyen anlamı olan il biçiminden ve +(g)ArU ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. Bazı teorilere göre, Eski Türkçe al- (almak) fiili ile bağlantılı olabilir. Kullanım Alanları Günlük Konuşma: Hareket, gelişim veya zamanın geçişiyle ilgili durumları anlatmak için sıkça kullanılır. Bilim ve Teknoloji: Keşiflerin ve yeniliklerin artarak devam etmesini ifade eder. Tıp: Hastalıkların veya tedavi süreçlerinin z
TR
Hamza Aktay
Hayatı hakkında bilinenler, Kısasü’l-enbiyâ’nın giriş kısmında “Ribât Oğuzlu, Burhan oğlu Kadı Nâsır” şeklinde kaydettiği adı (s. 3) ve nisbesinden (Rabgūzî) ibarettir (s. 4). Alessio Bombaci onu, 1250’li yıllarda Siriderya’nın aşağı kesimlerinde Barçkend denilen yerde yaşamış ünlü âlim Hüsâmeddin’in öğrencisi olarak gösterir (Historie, s. 93). Kısasü’l-enbiyâ ile ilgili çalışmalarda müellifin memleketi olarak kaydettiği Ribât Oğuz’un yeri tesbit edilememiştir. Faruk Sümer, Seyhun kıyılarında Ce
TRİslam Ansiklopedisi
Kaynaklarda hayatına dair herhangi bir kayda rastlanmayan Darîr hakkında bilinenler, yalnız kendi eserlerinin önsözlerinde söyledikleriyle sınırlı kalmaktadır (meselâ bk. Sîretü’n-nebî, TSMK, Koğuşlar, nr. 1001, vr. 5b-9b; İÜ Ktp., TY, nr. 2384, vr. 6b-11b; Fütûhu’ş-Şâm Tercümesi, Millet Ktp., Ali Emîrî, Tarih, nr. 434, vr. 1b vd.). Anadan doğma kör olduğu için şiirlerinde “Darîr”, bazan da onun yerine “Gözsüz” mahlasını kullanan şairin asıl adı Mustafa’dır. Babasının Yûsuf, dedesinin Ömer olduğ
TRİslam Ansiklopedisi
Kaynaklarda hayatı hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmayan Kemaloğlu’nun bir adının İsmâil olduğu ve eserini yazdığı sıralarda Trablusşam’da yaşadığı doğrudan doğruya eserinden öğrenilmektedir. Ayrıca eserini nasıl hazırladığını anlatırken verdiği bilgilerden kitap tercüme edecek kadar Arapça’ya vâkıf olduğu, Farsça’yı da bildiği, aynı zamanda medrese tahsilinin vereceği seviyede bir kültüre sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Telifi 789 Ramazanında (Eylül 1387) tamamlanarak Mısır Memlükleri adı
TRİslam Ansiklopedisi
İzKöken İz kelimesi, Eski Türkçe īz biçiminden evrilmiştir ve temel anlamı “ayak izi, geride kalan belirti, etki”dir. Bu sözcük, yazılı kaynaklarda doğrudan yer almamakla birlikte, yürümek veya gitmek anlamına geldiği varsayılan Eski Türkçe i- ya da iy- fiil köküne dayandırılır. Bu fiile getirilen +Uz ekiyle “yürüyüşten kalan belirti” anlamı kazanmıştır. Aynı kökten türediği düşünülen z (“ayak basma”), ik (“yürüyüş”), t- (“yürütmek”) ve belki de iş (“gidiş”) gibi sözcükler bu yapının Eski Türkçede
TR
Emel Gürbüz