NaNakîbü'l Eşraf, İslâm devletlerinde Hz. Muhammed’in soyundan gelen seyyid ve şeriflerin doğum, ölüm, nesep ve hukukî durumlarını kayıt altına alan; onların işlerini düzenleyen ve bu zümreye dair idarî, hukukî ve sosyal meseleleri yürüten kurumsal yapının başında bulunan görevliye verilen unvandır. Bu görevi yürüten makam ve teşkilat ise Nakîbü'l Eşraflık olarak adlandırılır. Nakîb kelimesi sözlük ve kullanım alanı itibarıyla gözeten, denetleyen ve temsil eden anlamlarını taşır. Nakîbü'l Eşraf is
TR
Nursena Güller
Cebeliâmil (Cebelüâmile, Cebelülcelîl, Cebelülhayl), Sûr civarına hâkim olan Bişâre adlı liderlerinden dolayı Bilâdülbişâre, Bilâdülbişâreteyn ve son dönemlerde Bilâdülmetâvile (Şiî bölgesi) diye de anılır. Bölge, 1920’de Büyük Lübnan Devleti’nin kurulmasıyla Lübnan sınırları içine dahil edilmiş olup Lübnan’ın güneyi ile Kuzey Filistin’in küçük bir bölümünü kapsar. Coğrafî sınırları konusunda ihtilâf bulunmakla birlikte genellikle batıda Akdeniz, güneyde Filistin, doğuda Ürdün, Vâditteym, Hûle v
TRİslam Ansiklopedisi
Genellikle kabul edildiğine göre 19 Ramazan 195 (15 Haziran 811) tarihinde Medine’de doğdu. Annesi, Hz. Peygamber’in zevcesi Mâriye’nin kavminden olduğu rivayet edilen Sudan asıllı bir hanımdır. Ebû Ca‘fer Muhammed “cömert” anlamındaki Cevâd’dan başka Takī, Münteceb, Necîb, Murtazâ, Kāni‘ lakaplarıyla da anılır ve Muhammed el-Bâkır’dan ayırt edilmesi için Ebû Ca‘fer es-Sânî künyesiyle kaydedilir. Babası Ali er-Rızâ vefat ettiğinde (203/818) tek oğlu Muhammed el-Cevâd’ın henüz yedi yaşında olması
TRİslam Ansiklopedisi
Doğum tarihi konusunda değişik rivayetler bulunmakla birlikte genelde 38 (659) yılında Medine’de doğduğu kabul edilir. Babası Hz. Hüseyin; Sülâfe, Selâme ve Gazâle adlarıyla bilinen annesi Hz. Ömer devrindeki fetihler sırasında Medine’ye getirilen, son Sâsânî hükümdarı III. Yezdicerd’in kızı Şehrbânû’dur. Ebû Muhammed ve Ebü’l-Hüseyin künyeleriyle de anılmakla birlikte daha çok Zeynelâbidîn lakabıyla meşhur olmuştur. Bunun yanında “Seyyidü’s-sâcidîn, Seccâd, Zü’s-sefenât” (fazla secdeden dolayı
TRİslam Ansiklopedisi
Şîa geleneğinde imamzâde, genel olarak imamların oğulları ve torunlarını ifade etmekle birlikte zaman içinde onların mezarları da bu isimle anılmaya başlanmış, özellikle İran, Pakistan ve Hindistan’da onların türbeleri için kullanılmıştır. Kelime imamların kızlarını ve kız torunlarını kapsamamaktadır. İmamların neslinden gelen şahısların Hicaz ve Irak bölgelerinden doğuya göçleri, Emevîler devrine ve bilhassa Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî zamanına rastlamaktadır. Bu dönemde İran’a göç eden imamzâdel
TRİslam Ansiklopedisi
80 (699) veya 83 (702) yılında Medine’de doğdu. Babası İsnâaşeriyye’nin beşinci imamı Muhammed el-Bâkır, annesi Hz. Ebû Bekir’in torunu olan Kāsım b. Muhammed’in kızı Ümmü Ferve’dir. Böylece Ca‘fer es-Sâdık’ın soyu baba tarafından Hz. Ali’ye, anne tarafından da Hz. Ebû Bekir’e ulaşmaktadır. Künyesi büyük oğlu İsmâil’e nisbetle Ebû İsmâil ise de onun kendisinden önce vefat etmesi sebebiyle daha çok Ebû Abdullah, bazan da Ebû Mûsâ diye anılmıştır. Lakaplarının en meşhuru Sâdık olup Sâbir, Fâzıl, T
TRİslam Ansiklopedisi
İsmini Hz. Hüseyin’in Ali Zeynelâbidîn’den torunu olan Zeyd’den alır. Kaynaklarda Zeyd b. Ali’nin 122 (740) yılında Emevîler’e karşı ayaklanmasıyla ilgili bazı olaylardan bahsedilir. Bunlardan ilki, Zeyd ile Emevî Halifesi Hişâm b. Abdülmelik arasında Hz. Ali’nin vakıflarının idaresiyle ilgili sorunların çözümü tartışması, diğeri de Kûfeliler’in Zeyd’i isyana teşvik etmesi konusunda eski Irak Valisi Hâlid b. Abdullah’la yüzleştirilmek için Kûfe’ye celbedilmesi hadisesidir (Taberî, VII, 164-166;
TRİslam Ansiklopedisi