VaKöken Vareste kelimesi, Farsça vāreste (وارسته) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Kelime, Farsçada "kurtulmak, serbest kalmak" anlamına gelen vāresten (وارستن) fiilinin geçmiş zaman ortağıdır. Yapısal olarak, bir uzaklaşma veya geri dönüş bildiren vā- (وا) ön eki ile "kurtulmak" anlamındaki resten (رستن) fiilinin birleşmesinden türetilmiştir. Kelime anlamı itibarıyla "kurtulmuş, serbest, halâs olmuş" demektir. Türkçedeki en eski yazılı kayıtlarına 14. yüzyıl sonu ve 15. yüzyıl başı felsefi/edebî m
TR
Merve Sürücü
MoKöken Fransızcada "azizim, sevgilim" anlamlarını taşıyan mon cher deyiminden dilimize aktarılmıştır. Bu ifade; Fransızca "birinci tekil şahıs iyelik sıfatı" olan mon ile "değerli, sevilen" manasındaki cher sözcüğünün birleştirilmesiyle oluşmuştur. Kullanım Alanları Edebiyat: Roman ve tiyatro eserlerinde karakterler arasındaki hitap şekillerini veya belirli bir sosyal zümreye mensup kişilerin özelliklerini tanımlamak için kullanılır. Sosyoloji: Toplumsal değişim süreçlerinde ortaya çıkan Batılıla
TR
ZUŞAN ÖNER
MüKöken Mülevves, Arapça mulawwas kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Arapçada “kirletmek, bulaştırmak” anlamına gelen lawwasa fiilinden türemiştir. Kelime, tarihsel kullanımında “kirli, bulaşmış, temiz olmayan” anlamlarını taşımış; Türkçede ise hem fiziksel hem de mecazî anlamda kullanılmıştır. Kullanım Alanları Günlük Yaşam: Fiziksel olarak kirli, pis veya rahatsız edici durumları ifade etmek için kullanılır. Edebiyat: Ahlaki çöküş, yozlaşma veya iğrençlik gibi durumları anlatmak amacıyl
TR
Fatmanur Mavibaş
MüKöken Müşahhas (ﻣﺸﺨّﺺ) kelimesi Arapça kökenli bir sıfattır. Arapça “tanımak, ayırt etmek, şahıslandırmak” anlamına gelen teşḫіṣ kelimesinden türemiştir ve Türkçeye geçmiştir. Kelimenin ilk anlamı Türkçe’de türetilmiştir. Kullanım Alanları Mantık ve Metodoloji: Bir kavramın veya verinin muğlaklıktan kurtarılarak diğer unsurlardan "ayırt edilmesi" ve sınırlarının net bir şekilde çizilmesi süreçlerinde kullanılır. Edebiyat ve Estetik: Soyut mefhumların veya cansız varlıkların "kişileşmiş" bir kiml
TR
Emirhan Polat
EnKöken Encam, Farsça encām (انجام) “son, nihayet, bitiş” kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Orta Farsçadaki aynı anlamlı biçimlere ve daha eski İran dillerine dayanan bir kökten gelir. Temel anlamı “bir işin sona ermesi, tamamlanması ve ortaya çıkan sonuç”tur. Osmanlı Türkçesinde özellikle edebî ve resmî metinlerde “son, sonuç” anlamıyla yaygın şekilde kullanılmıştır. Kullanım Alanları Edebiyat ve Şiir: Olayların, duyguların veya hayatın ulaştığı son durumu ifade etmek için kullanılır. G
TR
Beyza Başar
MüKöken Mütereddit, Arapça mutaraddid (متردّد) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Bu kelime, Arapça rdd köküne dayanmaktadır. Radda (ردّ) fiilinden türeyen mutaraddid, “tereddüt eden, gidip geri dönen” anlamlarını taşır. Türkçede ise kararsızlık gösteren, bir konuda kesin karar veremeyen kişi veya durumları ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kullanım Alanları Günlük Hayat: Karar vermekte zorlanan kişilerin ruh hâlini ve davranış biçimini ifade etmek için kullanılır. Edebiyat: Karakterlerin tered
TR
Fatmanur Mavibaş

Köken Menevişlenmek kelimesi, Farsça kökenli mīnā مینا “boncuk, cam, kristal” sözcüğü ile yine Farsça bir benzerlik eki olan vaş وش “benzer, gibi” ekinin birleşmesiyle oluşan "meneviş" (mīnavas) kökünden Türkçe eylem yapım ekleriyle türetilmiştir. Kelimenin "hare, dalga" anlamındaki tespit edilebilen en eski Türkçe yazılı sözlük kaydı, Ahmed Vefik Paşa’nın 1876 tarihli Lehce-i Osmani adlı eserine dayanmaktadır. Türkçeye 14. yüzyıl civarında giren kök, zamanla ses ve anlam değişimine uğrayarak 19
TR
Hüdanur Açıkgöz
MüKöken Münhani (ﻣﻨﺤﻨﻰ) kelimesi, Arapçada ḥnw (ح ن و) kökünden türemiştir ve “eğri, kıvrımlı” anlamına gelir. Kelime, inḥinā (اِنْحَنَى) fiilinden türemiş olup “eğdi, büktü" anlamlarını taşır. Bu nedenle münhani, genel olarak eğilmiş, kıvrılmış veya doğrusal olmayan biçimleri ifade etmek için kullanılır. Kullanım Alanları Matematik ve Geometri: Eğri çizgileri ve eğrisel yapıları ifade etmek için kullanılır. Mimarlık: Kıvrımlı kemerler ve doğrusal olmayan mimari unsurları tanımlamada yer alır. Ede
TR
Berna Çamur
NaKöken Farsça nâzende (نازنده) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Bu kelime, Farsça nâz (ناز) “kibir, büyüklenme“ sözcüklerinden türemiş olup “naz eden, nazlı, işveli kimse” anlamını taşımaktadır. Kullanım Alanları Edebiyat: Sevgilinin nazlı, cilveli ve ulaşılmaz tavrını anlatmak için kullanılır. Şiir: Güzellik, eda ve çekicilik temalarını güçlendiren bir sıfat olarak yer alır. Osmanlı Türkçesi: İnce, zarif ve nazlı kişileri tanımlamak için kullanılan edebî bir kelimedir. Mecaz Anlam: Nazlı, işveli
TR
Berna Çamur

Kinaye, diğer ismiyle değinmece, bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasıdır. Kinayede anlatılmak istenen asıl anlam, çoğunlukla mecaz anlamdır. Anlatım doğrudan değil örtülü ve dolaylıdır. Kinaye, dilin inceliklerini gösteren bir söz sanatıdır. Günlük konuşmalarda, edebî metinlerde ve atasözlerinde sıkça yer alır. Çocukların dili daha dikkatli dinlemesini ve anlamı düşünerek çözmesini sağlar. Kinaye Ne Anlama Gelir? Kinaye kelimesi, sözlükte “bir şeyi bir şey
TR
Nursena Güller