
Setar, İran klasik müzik geleneğinin en temel telli çalgılarından biri olan, uzun saplı bir lavta türüdür. Farsça "üç" anlamına gelen se ve "tel" anlamına gelen tar kelimelerinin birleşimiyle isimlendirilmiş olsa da, modern dönem setarları genellikle dört tele sahiptir. İran müzik kültürünün estetik, felsefi ve teknik özünü bünyesinde barındıran bu enstrüman, özellikle İran klasik repertuvarının (Radif) icrasında merkezi bir rol oynamaktadır. Tarihsel Gelişim ve Kökenler Setar’ın tarihsel kökler
TR
Kadriye Beyza Kirenci

Doğaçlama, sanatın birçok dalında ve gündelik yaşamın çeşitli alanlarında, önceden belirlenmiş bir plan olmaksızın ortaya çıkan ifade biçimidir. Özellikle müzik, tiyatro ve drama gibi performans sanatlarının temel bir bileşenidir. Doğaçlama, yalnızca bütünüyle yeni bir şey oluşturmak değil, aynı zamanda mevcut bilgi, beceri ve yapıları farklı bir perspektifle yeniden yorumlama ve anlık olarak şekillendirme sürecidir. Bu eylem, sanatçının veya katılımcının yenilikçiliğini, anlık karar verme yeten
TR
Ömer Said Aydın

Setar is a long-necked lute-type instrument and one of the most fundamental string instruments in the Iranian classical music tradition. Although its name derives from the Persian words se, meaning "three", and tar, meaning "string", modern setars typically have four strings. This instrument embodies the aesthetic, philosophical, and technical essence of Iranian musical culture and plays a central role in the performance of the Iranian classical repertoire (Radif). Historical Development and Ori
EN
Kadriye Beyza Kirenci

Ağıt, genellikle bir ölümün ya da insanları derinden etkileyen acı ve üzücü bir olayın ardından söylenen halk türküsüdür. Ağıtlarda insanlar yaşadıkları üzüntüyü, korkuyu ve çaresizliği ezgili sözlerle dile getirir. Ağıtlar, geçmişte yaşanan olayları hatırlatır ve toplumun duygularını yansıtır. Bu nedenle çocukların kültürünü, tarihini ve geleneklerini tanıması açısından önemlidir. Ağıt Ne Anlatır? Ağıtlar çoğunlukla ölüm üzerine söylenir. Bunun yanında hastalık, savaş, ayrılık ve büyük felaketl
TR
Nursena Güller

Klarnet çalma, Türkiye’de özellikle Bergama ve çevresinde yaygın olarak icra edilen, yerel müzik geleneği içinde şekillenmiş bir icra pratiğidir. Bölgedeki düğünler, eğlenceler ve toplumsal törenler kapsamında gelişen bu müzik geleneği, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Tarihsel Arka Plan Bergama’da klarnet çalma geleneğinin, Osmanlı döneminden itibaren Balkanlar ve Anadolu arasındaki kültürel etkileşim süreciyle yaygınlık kazandığı belirtilmektedir. Klarnetin bölgeye girişiyle bi
TRElifnur Döker

Lebdeğmez (dudakdeğmez) geleneği, Türk halk şiirinde ve âşıklık geleneğinde, dudakların birbirine değmesini gerektiren sesleri içermeyen kelimelerle oluşturulan bir söyleyiş biçimidir. Sözcük kökeni itibarıyla “leb”, Farsça “dudak” anlamındadır; “değmez” ifadesiyle birleştiğinde “dudağın değmediği söz” veya “dudak değmeden söylenen şiir” anlamına gelir. Bu söyleyiş biçiminde, konuşma sırasında dudakların birleşmesini sağlayan ünsüzler olan b, m, p, f ve v harfleri kullanılmaz. Lebdeğmez geleneği
TR
Sümeyye Akkanat Terzioğlu
DoKöken Türkiye Türkçesi kökenli olan “doğaçlama” sözcüğü, “doğ-” fiilinden türetilmiştir. Bu fiil +(g)Aç ekiyle türetilmiştir. Sonrasında yine Türkiye Türkçesi +la ve -ma eklerini almıştır. Kullanım Alanları Tiyatro: Yazılı bir metne dayanmayan, yalnızca genel bir konu veya olay örgüsüyle sahneye taşınan bir tiyatro türü için kullanılır. Oyuncular, önceden belirlenmiş bir senaryo olmadan, sahnede o anda akıllarına gelen söz ve hareketlerle oyunu oluştururlar. Günlük Dil: Planlanmamış, spontane ey
TRAyşe İkbal Özsakın
MeMeyhanacılık, seçilmiş ya da sunulmuş bir kafiyede (ayakta) birkaç kişinin doğaçlama olarak, hece veya aruz vezniyle ve ritim eşliğinde şiir söylemesi esasına dayanan sözlü icra sanatıdır. Meyhanalarda hiciv ve mizah öne çıkar. Parçaların başında verilen iki mısra dinleyici tarafından nakarat olarak tekrarlanır. İcracının “rastgele verilen bir kafiye üzerinde, belli ölçü ve kurallara bağlı kalarak irticalen söyleme” kudreti, geleneğin ayırt edici niteliğidir. Meyhana, Azerbaycan sözlü halk edebi
TR
Duygu Şahinler

İsmail Hakkı Dümbüllü, 20. yüzyıl Türk tiyatrosunun geçiş döneminde, geleneksel tuluat ve orta oyunu sanatının son büyük temsilcisi olarak kabul edilir. Hem sahne hem sinema alanında sürdürdüğü çalışmalarıyla, geleneksel halk komiği tipinin modern tiyatro ortamında görünür kalmasını sağlamış; Karagöz, Orta Oyunu ve Meddah geleneğini sahne estetiğine uyarlamıştır. Yaşamı boyunca kendisini “seyircinin neşesi” olarak tanımlayan Dümbüllü, doğaçlamaya dayalı performans biçiminin en olgun örneklerinde
TRMuhammed Deger

Orta oyunu seyircilerin çevrelediği bir alanda oynanan, canlı oyuncularla yapılan geleneksel bir Türk tiyatrosudur. Oyunda yazılı metin yoktur. Konuşmalar ve hareketler doğaçlama yapılır. Müzik, şarkı ve dans oyunun bir parçasıdır. Bu oyunda oyuncular seyirciyle konuşur, onları güldürür ve şaşırtır. İzleyen çocuklar, farklı insan tiplerini ve eski zamanların yaşamını tanır. Orta oyunu, eğlendirirken kültürü öğretmesiyle önemlidir. Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır? Orta oyununun adının geçtiği ilk belge
TR
Nursena Güller