Edirne’de doğdu. Asıl adı Receb olan şairin seksen yaşını biraz geçtikten sonra vefat ettiği belirtildiğine göre (Râmiz, vr. 1b), 1650-1654 yılları arasında doğmuş olması muhtemeldir. Gülşeniyye tarikatına bağlı sipahi Derviş Halil’in oğludur. Çocukluğunda İbrâhim adında bir mücellidin yanında çıraklık yaptı. Daha sonra tahsil için İstanbul’a gitti; bir müddet kalıp Edirne’ye döndü. Burada Mevlevî şeyhi şair Neşâtî Ahmed Dede’ye intisap ederek ondan feyiz aldı. Sonraları tekrar İstanbul’a gidere
TRİslam Ansiklopedisi
İstanbul’da (Müstakimzâde) veya Edirne’de (Safâyî) dünyaya geldi. Doğum tarihi olarak 1103 (1692) yılı kabul görmüştür. Asıl adı Ali olup İzzet onun mahlasıdır. Babası Defterdar Damad Mehmed Paşa’nın aracılığıyla defterdar mektupçusu oldu (1129/1717). 1141’de (1728-29) defterdâr-ı şıkk-ı evvel (başdefterdar) vekilliğine getirildi. 1143’te (1730) defterdar olan İzzet Ali, Patrona Halil İsyanı’nda âsilerin zorlamasına rağmen görevinin başından ayrılmadı, ayaklanmanın bastırılmasında da rolü oldu.
TRİslam Ansiklopedisi
Uzre adını taşıyan dört beş kabile varsa da iffetli (platonik) aşka adını veren kabile Yemen asıllı olup Kahtânîler’den Kudâa’nın kolu Uzre b. Sa‘dü Hüzeym b. Zeyd b. Leys’tir. En meşhur oğulları Kebîr, Âmir ve Rifâa’dır. Benî Hür, Kebîr b. Uzre kolundan olup Cemîl ile sevgilisi Büseyne, Urve b. Hizâm ile sevgilisi Afrâ da bu koldandır. Benî Uzre mensupları çöl kabilelerindendir. Hicaz’ın kuzeyinde Vâdilkurâ, Tebük ve Teymâ’dan Kızıldeniz kıyısındaki Eyle’ye kadar uzanan bölgede diğer Kudâa kabi
TRİslam Ansiklopedisi

Şiraze (Farsça: شیرازه), Osmanlı ciltçilik sanatında kitap sırtının baş ve etek uçlarına örülen örgülü şeride verilen addır. Terimin Farsça kökenli olduğu ve adını Şiraz şehrinden aldığı düşünülmektedir. Nitekim Kâmûs-ı Türkî'de bu konuda "belki Şîrâz şehrinde îcâd olunmuş da böyle tesmiye idilmiştir" açıklamasına yer verilmektedir.【1】 Sözlük Anlamları ve Türevleri Osmanlı Türkçesi sözlüklerinde şiraze; kitap ciltlerinin iki ucundaki ibrişimden örülü ince şerit, kitapların sırt kısımlarının alt
TR
Elif Serra AYDINLI
Sözlükte “övünmek” anlamına gelen fahr kelimesi edebiyat terimi olarak şairlerin kendilerinden, kabile, soy sop, hasep nesep, inanç, din, mezhep ve meşreplerinden, edebî ve siyasî güçleriyle şiirdeki ustalık, yetenek ve faziletlerinden, hatta kılıç, zırh, at ve özellikle deve gibi şahsî mal ve eşyalarından veya uzun ömürleriyle hayat tecrübelerinden övünerek söz ettikleri şiir türünü ifade eder. Divan edebiyatında kelime fahriyye şeklini almıştır. Şiir sanatına dair yazılan eserlerde, fahr kökün
TRİslam Ansiklopedisi
XVII. yüzyıl Osmanlı şairleri ve şiir ortamı hakkında bilgi vermesinin yanında şiirlerden aktardığı örneklerin bolluğuyla dikkati çeker. Tezkirenin kütüphanelerde kayıtlı olduğu bilinen on altı nüshası arasında en eskisi ve en çok şair ihtiva edeni bazı sayfalarında Fâizî’nin el yazısıyla derkenarlar bulunan Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki bir yazmadır (Şehid Ali Paşa, nr. 1877). Zübdetü’l-eş‘âr’da XV. yüzyılın ortalarından Fâizî’nin ölümüne kadar geçen zaman diliminde yaşamış toplam 517 sanatkârd
TRİslam Ansiklopedisi