
Bir deprem, bir salgın ya da bir sel kendi başına yalnızca doğanın bir hareketidir. Bu hareketler insanın kurduğu düzenin içinde anlam kazanır ve bizim felaket dediğimiz şey, aslında doğadan çok insanla ilgilidir. Toplumlar nasıl örgütleniyorsa, kimleri koruyup kimleri savunmasız bırakıyorsa, hangi eşitsizlikleri içinde barındırıyorsa, felaket de tam o yapının içinde şekillenir. Yani afetler doğaldır ama felaketler ve onların sonuçları asla doğal değildir. Lizbon depreminin temsili bir görseli.
TR
Edanur Karakoç

Kompakt kent; kentsel saçaklanmaya karşı bir tepki olarak gelişen, yüksek konut ve nüfus yoğunluğu, karma arazi kullanımı ve toplu taşıma odaklı erişilebilirliği merkezine alan sürdürülebilir bir kentsel form modelidir. Bu model, kentsel alanların yatayda kontrolsüzce genişlemesini sınırlandırarak mevcut kent dokusu içinde dikey ve yoğun bir büyümeyi teşvik eder. Temel amacı; enerji verimliliğini artırmak, doğal kaynaklar ile tarım arazilerinin tüketimini en aza indirmek, altyapı maliyetlerini d
TR
Almina Ecenur Ergünay

Sünger şehir, kentsel alanlarda yüzey akışına geçen suların yönetiminde suyun akışını, miktarını, kalitesini, biyoçeşitliliği ve estetik bir çevre oluşturmayı gözeten yaklaşımların bütününü ifade eder. İlk olarak 2013 yılında Çin'de giderek artan sel felaketleriyle baş edebilmek amacıyla önerilen bu felsefeye göre su; şehirlerden kanallar, barajlar ve mazgallarla koparılmaz, aksine şehre entegre edilerek şehir tarafından absorbe edilir. Geleneksel "gri altyapı" yaklaşımında yağmur suyu bir atık
TR
Almina Ecenur Ergünay