Deylem’in sınırlarını tam olarak tesbit etmek oldukça güçtür. Zira bu sınırlar, Deylem halkının bu bölgeye sonradan ilhak ettikleri topraklar sebebiyle zaman zaman değişmiştir. Meselâ Büveyhîler’in zirvede olduğu IV. (X.) yüzyılda Deylem ismi Hazar denizinin güneyindeki bütün eyaletleri içine almaktaydı. İslâm coğrafyacılarından İstahrî, Deylem’in güneyde Kazvin, Azerbaycan ve Rey’in bir bölümü ile doğuda Taberistan ve Rey’in diğer bölümü, kuzeyde Hazar denizi, batıda Azerbaycan’ın bir bölümü ve
TRİslam Ansiklopedisi
Kaynaklarda gerek kendisinin gerekse baba ve dedelerinin adları hakkında değişik tesbitler yapılmıştır. Hz. Hasan’ın soyundan gelen bir aileye mensup olduğu bilinmektedir. Hazar denizinin güneybatısında Deylemliler arasında da‘vette bulunduğu için Deylemî nisbesiyle anılmaktadır. 429 (1038) yılından sonra Yemen’e geldi ve Kuzey Yemen’de imamlığını ilân ederek halkı kendisine biat etmeye çağırdı. Pek çok kabilenin bu davete uyarak biat etmesiyle askerî gücü arttı. Zâhir Hemdân bölgesinde Zîbîn ya
TRİslam Ansiklopedisi
Tarih. Hânedan adını, Sâsânî Hükümdarı Behrâm-ı Gûr’un soyundan olduğu rivayet edilen Büveyh (Bûye) b. Fennâ (Penâh) Hüsrev’den alır. Deylemliler önceleri Mecûsî ve putperest bir kavimken IV. (X.) yüzyılın başında Ali evlâdından Hasan el-Utrûş’un gayretleriyle müslüman oldular ve Şiîliği benimsediler. Daha sonra Abbâsî halifeliği dahil müslüman devletlerin ordularında büyük ölçüde yer aldılar. Ayrıca kendi bölgelerinde küçük beylikler kurdukları gibi güneye doğru inerek İran ve Irak’ta vuku bula
TRİslam Ansiklopedisi
CaKökeni Farsça cādū veya cāḏu جادو “esoterik bilgi sahibi, büyücü” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen cādūk sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avestaca aynı anlama gelen yātu- sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük Sanskritçe yātú यातु “1. yolcu, 2. büyücü, bir tür kötü ruh, cin” sözcüğü ile eş kökenlidir. Kullanım Alanları Mitoloji ve Halk Hikâyeleri: Efsaneler, masallar ve korku hikâyelerinde doğaüstü güçlere sahip, büyü yapan ve insanlara zarar veren varlık olarak kul
TR
Duygu Şahinler
SeKöken Farsça kökenli bir kelimedir. Farsça ser “baş” ve keş (çekmek) sözcüklerinin birleşiminden oluşan serkeş, "başı çeken", "başına buyruk hareket eden" anlamlarında Türkçeye geçmiştir. Farsça sarkaş biçimiyle de bilinmektedir. Kullanım Alanları Edebiyatta, bireyin özgürlüğünü koruma çabası, toplumla çatışması ya da başkaldırısı anlamında karakter betimlemesinde kullanılır. Serkeşlik, kimi zaman olumsuz, kimi zaman özgürlükçü bir duruş olarak sunulabilir. Tasvirî anlatımlarda, hayvanlar veya d
TR
Ayşenur Bayraktar
Aslen Deylemli olup Rûdbâr’da doğdu. Sıhriyet itibariyle Mâzenderan’ın ileri gelen aileleriyle ilgisi olduğu anlaşılmaktadır. Nizârî-İsmâiliyye’ye intisap ettikten sonra Hasan Sabbâh tarafından üç arkadaşıyla birlikte, Alamut Kalesi’nin batısında Şahrûd vadisinde bulunan ve idarecileri Hasan Sabbâh’a itaat ettikten sonra isyan eden Lammasar (Lemser) Kalesi’ni zaptetmekle görevlendirildi. 5 Eylül 1102 gecesi kaleyi ele geçiren Büzürgümmîd, isyan eden iki idareciyi bizzat öldürdü ve Hasan Sabbâh’ı
TRİslam Ansiklopedisi
Anadolu’nun otantik etnik gruplarından olan ve arkaik İran dillerinden birini konuşan Zazalar doğu ve güneydoğu bölgesinin Murat, Yukarı Fırat ve Dicle nehir vadilerinde yerleşmiştir. Bugün Zaza şeklinde genel kabul gören isim bölgesel olarak Dımılî, Kırd ve Kırmanç şeklinde de kullanılmaktadır. Elazığ, Palu ve Bingöl yöresinde halk kendine Zaza, dillerine Zazakî derken Bitlis, Mutki, Siverek, Bucak, Gerger bölgesinde Zazalar’a Dımılî, dillerine de Dımılkî adı verilir. Diyarbakır’ın bir kısmında
TRİslam Ansiklopedisi