
bir kuşum; kurşun ve kafeslerden azat, dünya esaretinden göğün hürriyete sığınmış. bir kalemim; dağların dahi yüklenemediği acıların şahidi, zamanın ödünç verdiği en tatlı meyvesi çalınmış çocukların tanığı. bir ezgiyim, yürekten süzülüp gönüllere dolanan, teslim olmuşa aynayım, buyrulduğu üzere. hakikatte bir karıncayım, çelimsiz bedenimde koca bir damla. ateşi görüyorum; yol uzun, üzerimde çağın ağırlığı. çabuk yorulmaya meyyalim yine de durmaya hakkım yok; belki su boğar, ateş yakar, yolda ol
TRBengisu Sarı

Aynanın karşısında dururken insan çoğu zaman yüzüne değil, yüzünün alışkanlıklarına bakar. Gözlerin altında biriken gölgeye, saç çizgisinin yavaşça geriye çekilişine, dudakların artık eskisi kadar düşünmeden gülmeyen kıvrımına. O sabah da öyleydi; yüzünü yıkarken suyun soğukluğu kısa bir anlığına uykunun tortusunu dağıttı ve havluyla alnını silerken, kaşının hemen üzerinde, yıllardır orada duran ince çizgiye takıldı bakışı. Ne kadar eski olduğu artık tam hatırlanmıyordu. Belki çocukken düşülen b
TR
Ebrar Sıla Peri
BiBazı defterler vardır; satın alındıkları günün heyecanını yıllarca ilk sayfalarında taşırlar. Rafın bir köşesinde beklerler. Kapakları hâlâ temizdir, sayfaları hâlâ serttir. İnsan onları sıradan bir günde kullanmaya kıyamaz. Daha önemli bir zaman gelecektir çünkü. Daha düzenli hissedilen bir dönem, daha net düşüncelerin olduğu bir mevsim, daha “doğru” bir başlangıç anı... O yüzden defter bekler. İnsan da onunla birlikte bekler. Ve fark etmeden, kullanılmamış sayfaların içinde yalnızca mürekkep d
TR
Ebrar Sıla Peri
GeBir akşamüstü, yıllardır uğramadığım bir sokağın başında durup etrafa baktığımı hatırlıyorum. Sokak değişmemiş gibiydi; aynı kaldırımlar, aynı köşedeki fırın, aynı yokuş. Fakat insanın hafızası mekânları olduğu gibi saklamıyor. Bazı yerleri özlediği kadar büyütüyor, bazılarını unuttuğu kadar küçültüyor. O sokakta yürürken bir an için yıllar önceki hâlimle karşılaşacakmışım gibi geldi. Sanki köşeyi döndüğümde aceleyle yürüyen, bir yere yetişmeye çalışan, geleceğin henüz açılmamış bütün kapılarını
TR
Ebrar Sıla Peri

İnsan hayatında en çok geçmişe takılı kalır, ne zaman bir sorun çıksa suçu geçmişine atar. Hep kaçtığımız geçmişe de dönüp baksak bir kere, belki tüm sorun çözülürdü. Ama ben kaçmayı seçmiştim. Gönül isterdi ki böyle olmasın ama bu gönlün her istediği çoğu şey olmuyordu. Ağustos güneşi tenimi yakarken kendimi bir havalimanında bulmuştum. Her yerde yüzlerine "Yetişebilecek miyim?" İfadesi taşıyan binlerce insan koşuşturup duruyordu. Benimse bir yere yetişmeye ihtiyacım yoktu. Kaybedecek neyim var
TR
Ebrar Sıla Peri

Ben gözyaşlarımı birer fedakarlık olarak görürüm. Yaşadıklarıma, şahit olduklarıma benimle beraber şahit oldukları İçin bir dışa vurum da denilebilir. Ağladığım hiçbir geceyi unutmam mesela. Gözyaşlarım o geceyi zihnimde sağlamlaştırır. Kolay kolay da ağlamam. Eğer bir şeyi ağlayacak kadar çok seviyorsam, ne olursa olsun bırakamam. Bu da benim kötü bir yönüm aslında. Bazen insanlar ağlamanın bir şeyi değiştirmediğini, gereksiz bir eylem olduğunu düşünürler. Ancak bir şeyi değiştirmesine gerek yo
TR
Ebrar Sıla Peri

“Her şeyden uzaklaşmak istiyorum.” Dedi bir arkadaşım. Bazen hayat aynı kitabı baştan tekrar okuyormuşuz gibi oluyor. Her okuduğumuzda farklı şeyleri fark ediyoruz ama sonuç hep aynı çıkıyor. Kitaptaki yeni karakterleri belki ikinci okuyuşta fark ediyoruz, belki beşinci... İnsan eline başka bir kitap almak istiyor, alamıyor. Takılı kalmış o kitapta, anlamaya çalışıyor. Kitabın derinine inmek istiyor. Etrafı o kadar karışık ki, kitaba odaklanamıyor bile. Hayat da böyledir işte. Hayatı anlamak ist
TR
Ebrar Sıla Peri
ArMuhalif düşünceler ancak bir şeyleri didiklemeye başladığımızda karşımıza çıkar aslında. Başlangıcını bilmediğimiz ama içimize serpiştirilmiş nice fikir tohumları fidan olmuşken zihin toprağımızda, çok sonrasında dolaşma ve keşfetme eğilimine gideriz. Bazı çocukların toprağındaki fikirler ise kendi mülkiyeti sanan ebeveynler tarafından kökleşmiş ağaçlar dikilmiş, beslenmiştir senebesene. İçinde rahatça dolaşıp, tek tek ilgilenemediği, hatta belki aralarına giremediği bir ormanda bulur kendini ço
TR
Ayşenur Kamal
Eşİnsan, hayatı boyunca en çok kendi eşiğinde bekler. Ne tam içeride ne de tamamen dışarıda; tam o ince çizginin üzerinde, kararsızlığın mekân bulmuş halinde. Bir ayağı geçmişin tozlu halısında, diğeri geleceğin soğuk zemininde... Eşik, sadece bir kapının bitimi ve bir odanın başlangıcı değildir. O, bir vazgeçiştir ya da cesaretin en çıplak halidir. Adımını atmakla, olduğun yere kök salmak arasındaki o sancılı saniye, aslında ömrün özetidir. Bir yanın geride bıraktığın o tanıdık kokuyu, o güvenli
TR
Ebrar Sıla Peri

İnsan sadece insanı özlemez. Şehirleri de özler bazen, o şehirlerdeki anılarını özler. Orada bıraktığı insanları özler. İstemeden dönmüştür ait olmadığı yere. Onun ait olduğu yer aslında arkasında bıraktığı yerdir. Kahraman Deniz'in de bir şarkısında dediği gibi "Tam da terk etmek üzereydim bu şehri, ait olmadığım sokaklara dönmek için."【1】 Ve bazen gitmeye hazırsındır aslında, seni durduran bir şey vardır. Kimse seni yolcu etmez. Tek başına geldiğin şehre yine tek başına dönüyorsundur. Gözlerin
TR
Ebrar Sıla Peri