
Yem etkisi; bireylerin iki seçenek arasındaki tercihlerini, bu seçeneklerden birine asimetrik biçimde göreli olarak daha düşük nitelikli üçüncü bir seçeneğin (yem) eklenmesi sonucunda değiştirmeleri durumunu ifade eden bir bilişsel ön yargıdır. Bu etki, özellikle davranışsal ekonomi ve tüketici karar alma literatüründe “asimetrik baskınlık etkisi” veya “çekim etkisi” olarak da adlandırılır. Kavramsal Çerçeve Yem etkisi, bir seçim kümesine asimetrik olarak baskılanmış bir alternatifin eklenmesiyl
TR
Nurten Yalçın

Karar yorgunluğu, art arda ve/veya yüksek bilişsel çaba gerektiren kararlar alındığında karar kalitesinde ve öz-düzenleme kapasitesinde görülen azalma ile karakterize bir olgudur. Birey, karar verme sürecini yürütme ve bu süreci kontrol etme yeteneğinde bozulma yaşar; zaman içinde daha az çabalı, varsayılan ya da kaçınmacı seçimlere yönelme eğilimi belirginleşir. Sağlık hizmetleri gibi kesintisiz karar üretiminin talep edildiği ortamlarda olgunun etkileri daha görünürdür. Kavramsal Çerçeve Kavra
TR
Sümeyye Akkanat Terzioğlu
BeFinans literatüründe bireylerin karar alma süreçlerinin modellenmesi uzun yıllar boyunca rasyonellik varsayımı çerçevesinde ele alınmıştır. Neoklasik yaklaşım, yatırımcıların tüm mevcut bilgileri eksiksiz değerlendirdiğini, fayda maksimizasyonunu hedeflediğini ve kararlarını bu doğrultuda verdiğini varsaymıştır. Bu çerçevede beklenen fayda teorisi (expected utility theory) ve etkin piyasalar hipotezi (efficient markets hypothesis) finans biliminin temel dayanakları arasında yer almıştır. Beklene
TRElif Nur Soyal

Goodhart Yasası, sosyal bilimler ve ekonomi literatüründe ölçütlerin hedef haline getirildiğinde güvenilirliğini yitirdiğini ifade eden temel bir ilkedir. Charles Goodhart tarafından 1975 yılında geliştirilen bu yasa, özellikle ekonomik politika ve para politikası bağlamında ortaya çıkmıştır. Yasanın temel önermesi şu şekildedir: “Bir ölçüt, hedef haline getirildiği anda artık iyi bir ölçüt değildir.” Bu yasa, ölçütlerin hedef haline gelmesiyle birlikte ortaya çıkan davranışsal ve sistematik değ
TR
Hatice Mehlika Biten

Deve kuşu etkisi (İng. ostrich effect), bireylerin hoşlarına gitmeyeceğini düşündükleri bilgilerden bilinçli biçimde kaçınma eğilimini ifade eden bir bilişsel yanlılıktır. Kavram, deve kuşlarının tehlike karşısında başlarını kuma gömdüğü yönündeki yaygın fakat gerçek dışı inanışa dayanmaktadır.【1】 Bu etkiye kapılan birey, bilginin kendisine sağlayacağı faydayı göz ardı eder; çünkü olası kötü haberin yaratacağı rahatsızlıktan uzak durmayı tercih eder. Kaçınma yalnızca somut eylemlerle (hesap baki
TR
Emine Nur ERDEM
BaBaader-Meinhof Fenomeni veya literatürdeki akademik adıyla Frekans Yanılsaması, bireyin yeni öğrendiği, dikkatini verdiği veya farkındalık kazandığı bir kelimenin, nesnenin ya da bilginin aniden günlük hayatında sık sık karşısına çıkıyormuş gibi hissetmesini tanımlayan bilişsel bir önyargıdır. Geleneksel yaklaşımlar bu durumu genellikle bir "tesadüf" veya evrendeki bir "eşzamanlılık" olarak değerlendirme eğilimindeyken; bilişsel psikoloji ve davranışsal iktisat, bu hissi beynin algıda seçicilik
TR
Samet Buğrahan İçoğlu

Gözetim kapitalizmi, bireylerin dijital ve fiziksel ortamlardaki davranışlarından elde edilen verilerin, ekonomik değer üretiminin temel girdisi hâline getirildiği bir kapitalizm biçimini tanımlayan kavramdır. Terim, özellikle sosyal medya, arama motorları, mobil uygulamalar ve nesnelerin interneti (IoT) gibi dijital sistemler aracılığıyla toplanan verilerin; kullanıcı davranışlarını tahmin etmeye, etkilemeye ve yönlendirmeye yönelik ticari amaçlarla kullanılmasını ifade eder. Kavram, en kapsaml
TR
Elvan Kuzucu Hıdır

Murphy Yasası, en temel biçimiyle "bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir" şeklinde ifade edilen, kökeni mühendislik güvenliği ilkelerine dayanan ancak zamanla popüler kültürde, bilimsel analizlerde ve yönetim teorilerinde kötümser bir olasılık ilkesi olarak yerleşmiş bir kavramdır. Yasa, sistemlerin hataya karşı savunmasızlığını ve hata olasılıklarının kaçınılmazlığını vurgulayan bir bakış açısını temsil etmektedir. Tarihsel Köken ve Ortaya Çıkışı Kavramın isimlendirilmesi ve for
TRYunus Emre Yüce
KaFinansal karar alma süreçleri uzun yıllar boyunca rasyonel birey varsayımı çerçevesinde incelenmiştir. Klasik ve neoklasik finans teorileri, yatırımcıların tam bilgiye sahip olduklarını, bu bilgiyi kusursuz işleyebildiklerini ve beklentilerini matematiksel olasılık hesaplarına dayanarak oluşturduklarını varsayar. Bu yaklaşım, bireylerin fayda maksimizasyonu doğrultusunda rasyonel kararlar verdikleri düşüncesine dayanır. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan çalışmalar, yatırımcıl
TRElif Nur Soyal

Korku, insanlık tarihinin en eski hayatta kalma sinyallerinden biridir; ilkel ormanlarda yırtıcıların gölgesinde, modern şehirlerde görünmez tehditlerin arasında aynı kök dürtüyü taşır. Araştırmalar, korkunun bilişsel süreçleri keskinleştirdiğini, dikkati tehdit unsurlarına yoğunlaştırarak hızlı karar almamızı sağladığını gösteriyor. Pazarlama alanında ise bu duygu, yalnızca bir alarm değil; davranışa dönüştürülebilecek bir kıvılcımdır. Tehdit algısı yükseldiğinde birey, kendini koruma güdüsüyle
TR
Hüseyin Durmuş