
Ebeveynleşme, çocuğun kendi gelişim düzeyine ve yaşına uygun olmayan rol ve sorumluluklar üstlenerek ebeveynlerinin fiziksel veya duygusal ihtiyaçlarını gidermeye çalıştığı, sınırları ihlal edilmiş bir aile içi etkileşim örüntüsüdür. Psikoloji ve aile sistemleri literatüründe rol ters dönmesi, kuşaklar arası sınırlarda çözülme veya aşırı yüklenmiş çocuk gibi farklı isimlerle de ele alınan bu kavram, ilk kez Minuchin ve arkadaşları tarafından ebeveyn çocuk adı altında tanımlanmıştır. 【1】Daha sonr
TR
Nida Üstün

Bazen insan, dış dünyanın gürültüsü ile iç dünyasının sessizliği arasında sıkışıp kalır. Bir yanda sürekli koşmamız gerektiğini söyleyen hayat, diğer yanda durup “ben aslında ne istiyorum?” diye fısıldayan bir iç ses vardır. İşte bu yazı, tam da bu iki sesin arasında sıkışan insanın kadim yolculuğuna dair… Dışarıdaki dünyanın gürültüsü ile içerideki sessizliğin çatışması, aslında insanın var olduğu günden beri bitmek bilmeyen o kadim "afak" ve "enfüs" yolculuğunun ta kendisidir. Afak, yani gözüm
TR
Nursena Şahin

Bazı çocuklar erken büyür. Kimseye yük olmamayı öğrenirler. Ağlamamayı, istememeyi, idare etmeyi… Dışarıdan bakıldığında “ne kadar güçlü”, “ne kadar olgun” denir. Oysa bazen bu güç, duyulmayan bir ihtiyacın üzerini örten sessiz bir çığlıktır. Çünkü bir çocuğun kendi başına yetebiliyor gibi görünmesi, gerçekten yeterince desteklendiği anlamına gelmez. Bazen en çok yardıma ihtiyacı olanlar, hiç yardım istemeyenlerdir. Bazı çocuklar erken yaşta sorumluluk alır. Kendi işini kendi görür, yardım istem
TR
Zeynepnur Karagülle
İzKöken Kelime, Arapça ʿizzet (değer, yücelik, onur) ve nefs (öz varlık, benlik) sözcüklerinin birleşmesinden oluşan bir isim tamlamasıdır. Kavramsal olarak kişinin kendi öz değerini ve haysiyetini korumasını ifade eder. Türkçedeki kullanımı, 19. yüzyıldan itibaren bireysel hak ve onur kavramlarının ön plana çıktığı edebî ve fikrî metinlerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Kullanım Alanları Edebiyat: Roman ve hikâyelerde karakterlerin onurlarını, vakur duruşlarını ve psikolojik derinliklerini betimleme
TRBeytullah Gümüş

Dalgalar (Özgün adı: The Waves), İngiliz modernist yazar Virginia Woolf tarafından yazılmış ve ilk kez 1931 yılında yayımlanmış deneysel bir romandır. Woolf'un en şiirsel ve biçimsel olarak yenilikçi eserlerinden biri kabul edilen roman, altı arkadaşın çocukluktan yaşlılığa uzanan yaşamlarını, büyük ölçüde iç monologlar (soliloquies) aracılığıyla aktarır. Konusu Dalgalar, geleneksel bir olay örgüsünü takip etmek yerine, altı ana karakterin (Bernard, Neville, Louis, Susan, Jinny ve Rhoda) zihinle
TR
Muhammed Samed Acar

Louise Lynn Hay (1926–2017), metafizik öğretileri ve kişisel gelişim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Amerikalı bir yazar, eğitmen ve yayıncıdır. Özellikle olumlu düşünce, zihinsel iyileşme ve kendini sevme temelli öğretileriyle bilinmektedir. Erken Yaşamı Hay, 8 Ekim 1926’da Los Angeles, Kaliforniya’da doğdu. Çocukluğu ve gençliği yoksulluk, aile içi şiddet ve istismarla geçti. Anne ve babasının boşanmasının ardından farklı ailelerin yanında büyüdü. Beş yaşında cinsel istismara uğradı; ergenli
TR
Lale Alp

Ekran kültürü, kitle iletişim araçlarının görselliğe dayalı olarak toplumsal hayatı şekillendirmesiyle ortaya çıkan bir olgudur. Televizyon, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden gelişen ekran temelli iletişim, bireylerin gündelik yaşam pratiklerini dönüştürmüş, özellikle gerçeklik ile temsil arasındaki sınırların belirsizleşmesine yol açmıştır. Bu kültür, yalnızca bilgi aktarımını değil, aynı zamanda duyguların, toplumsal değerlerin ve davranış kalıplarının da inşa edilmesini sağlamaktadır. Ek
TR
Yeşim Can

Takılar, birçok kültürde yalnızca bir “süs eşyası” olarak değil; kimlik, statü, duygu ve hatıraların somutlaştığı anlamlı nesneler olarak kabul edilmektedir. Günümüzde takı kullanımı, özellikle kadınlar arasında hem kişisel bir ifade biçimi hem de ekonomik ve sembolik bir yatırım alanı hâline gelmiştir. Takılar, kadınların benlik algısı, özgüveni, sosyal görünürlüğü ve tüketim davranışları üzerinde zaman zaman farklı etkiler yaratabilmektedir. Takı, Benlik Algısı ve Özgüven Toplumda takının yaln
TR
Dilan Nur Kaya

Leylâ Erbil’in 1971 yılında yayımlanan Tuhaf Bir Kadın adlı romanı, Türk edebiyatında toplumsal cinsiyet, kadın kimliği ve bireysel yabancılaşma temalarını merkeze alan önemli anlatılardan biridir. Eser, kadın bir karakterin çocukluktan yetişkinliğe uzanan yaşamını dört ana bölümde ele alırken, bu süreçte karşılaştığı ailevi, toplumsal ve ideolojik baskıları da görünür kılar. Roman, anlatı biçimiyle geleneksel yapının dışına çıkarak noktalama işaretlerinin bilinçli kullanımı, parçalı anlatımı ve
TR
Nida Üstün

Kimyâ-yı Saâdet (Mutluluğun Kimyası), İmam Gazâlî’nin İhyâ’u Ulûmi’d-Dîn adlı eserinin özeti ve halk için daha sadeleştirilmiş bir versiyonu niteliğindedir. Eser, insanın manevi olgunluğa erişmesinde temel ahlaki ve dini ilkeleri açıklamaktadır. Kendini bilme, nefsi terbiye etme, iman esasları, ibadetlerin önemi, ahiret inancı, kalp ve ruhun halleri, tövbe ve günahlardan arınma gibi konular geniş şekilde işlenmiştir. Gazâlî, bireyin hem dünyevi hem de uhrevi mutluluğa ulaşabilmesi için ilahi rız
TR
Hüsnü Umut Okur