Sözlükte “dürmek, kıvırıp bükmek; ayırıp uzaklaştırmak; ikinci olmak” anlamlarındaki seny kökünden türemiştir. Nahiv âlimleri istisnayı “illâ vb. bir edat vasıtasıyla çoğun (bütünün/genelin/cinsin) hükmünden azı (parçayı/özeli/ferdi) hariç tutmak” şeklinde tanımlamışlardır. Edattan önce geçen bütün veya genel konumdaki öğeye müstesnâ minh (kendisi hakkında verilen hükümden bir başkasının hariç tutulduğu unsur), edattan sonra gelen cüz veya özel konumdaki öğeye de müstesnâ (genelin/bütünün hükmün
TRİslam Ansiklopedisi
Sözlükte irsâd “gözletmek, gözetletmek, yola gözcü koymak” mânasına gelir. Bedî‘ ilminde anlama güzellik katan sanatlardan olan irsâd edebî nesirde seci fıkrasının son kelimesine (sec‘a), şiirde ise beytin son kelimesine (kafiye) işaret eden bir kısmın sözün baş tarafında yer almasıdır. Sözün başı ile sonu arasında sıkı irtibatın bulunması, biri söylenince diğerini çağrıştıracak bir işaretin varlığı, lafızlarla mânaların birbirini dinleyiciye fısıldar mahiyette olması beliğ sözün ve güzel şiirin
TRİslam Ansiklopedisi
BeKöken Arapça belâgat sözcüğü ve Arapça -intima ekinin birleşimiyle oluşmuş sıfattır. -intimâ eki, sonuna geldiği kelimelere “sâhip olan, mensup olan, –li” anlamı katar. Kullanım Alanları Edebiyat: Bir metnin belâgatli/beliğ olduğunu anlatmak için kullanılır.
TR
Meryem Şentürk Çoban
20 Cemâziyelâhir 719 (8 Ağustos 1319) tarihinde Kahire’de dünyaya geldi. İbn Hacer doğum tarihini 729 (1329) olarak vermekle birlikte 773 (1372) yılında elli dört yaşında vefat ettiğini kaydetmekte (ed-Dürerü’l-kâmine, I, 224), dolayısıyla 719 yerine 729’un yanlışlıkla yazıldığı anlaşılmaktadır. İbnü’l-İmâd ise doğum tarihini 717 (1317) şeklinde belirtmektedir. Devrin ileri gelen âlim ve kadılarından biri olan ve Sübkî-i Kebîr olarak da bilinen Takıyyüddin es-Sübkî’nin büyük oğlu, Ṭabaḳātü’ş-Şâf
TRİslam Ansiklopedisi
KiKöken Kinaye kelimesi Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Arapçada “üstü kapalı biçimde anlatma, dolaylı ifade etme” anlamına gelen kināya(t) (كناية) sözcüğüyle bağlantılıdır. Kelimenin, Arapçada dolaylı anlatımı ifade eden bir fiil köküne dayandığı ve zamanla “ima yoluyla anlatma” anlamını kazandığı bilinmektedir. Kullanım Alanları Günlük dil: Bir düşünceyi doğrudan söylemeden ima yoluyla anlatmak için kullanılır. Konuşma dili: Sitem veya dokundurma içeren üstü kapalı ifadeleri belirtmek amacıyla kul
TR
SÜMEYRA ŞEYBAN
306 (918) yılında Mısır’ın Dimyat yakınındaki Tinnîs (Buhayretülmenzile) şehrinde doğdu. Varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğudur. Aḫbârü’l-ḳuḍât ve tevârîḫihim adlı eserin müellifi olan ve Vekî‘ diye anılan büyük dedesi Ebû Bekir Muhammed b. Halef fıkıh, Arap dili ve edebiyatı, şiir ve tarih âlimi olup Ahvaz’da ve bazı şehirlerde kadılık yapmıştı. Babası da dil ve ahbâr âlimiydi. Ailesinin, büyük dedesi Vekî‘in Bağdat’ta vefatından sonra Mısır’a göç etmiş olabileceği kaydedilmektedir. İbn Vek
TRİslam Ansiklopedisi
Bursa sancağına bağlı Kirmasti (bugünkü Mustafakemalpaşa) kazasından olup adı Yûsuf, babasının adı Hüseyin’dir. Hocazâde Muslihuddin Efendi’den ders aldı. Arap dili ve edebiyatıyla şer‘î ilimlerde yetkin bir âlim oldu. Bazı medreselerde ve Sahn-ı Semân’da müderrislik, Bursa ve İstanbul’da kadılık yaptı. Taşköprizâde onun kadılık göreviyle ilgili olarak övücü ifadeler kullanmakta, hakka bağlılığı ve cesareti sebebiyle II. Bayezid’in takdirini kazandığını belirtmektedir. Yine Taşköprizâde, Kirmast
TRİslam Ansiklopedisi
PüTanım (pür-belāġat) Sıfat. belâgat dolu, belâgat açısından zengin. Köken Farsça "dolu" anlamındaki "pür" ile Arapça "belâgat"in birleşimiyle oluşmuş bir sözcüktür. Kullanım Alanları Edebiyat: Belâgat yönünden zengin olan, çok beliğ olan eserleri ifade etmede. Örnek Cümle Vâlid-i mâcidleri Dârü’l-hilâfe Bağdâd’da dest-pîrâ-yı mesned-i şerî‘at iken bir kasîde-yi pür-belâgat virmiş idi. (Şanlı babaları hilafet merkezi Bağdat’ta şeriat makamını elinde tutarken belâgat dolu bir kaside vermişti.) (Ahd
TR
Meryem Şentürk Çoban
BeTanım (belāġat-minvāl) sıfat. Belâgatli; belâgat sûretli, belâgat biçimli, belâgat yollu, belâgat tarzlı. Köken Arapça belâgat ve Arapçça minvâl sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş bir sıfattır. Kullanım Alanları Edebiyat: Belagatli eserleri ifade etmede. Örnek Cümle Hakkâ ki, âvâze-i nazm-ı belâgat-minvâli gûş-ı cihân-ı mâlî idüp şark u garba resîde olmışdı. (Gerçekten belâgatli şiirinin sedası/şöhreti dünyanın kulağını doldurup doğuya ve batıya ulaşmıştı.) (Bâkî)Riyâzî, Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiret
TR
Meryem Şentürk Çoban
BeTanım sıfat. Belâgat örneği, belâgat misâli, belâgat numûnesi; belâgatli. Köken Arapça "belâgat" ve Arapça "mesel" kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. Örnek Cümle Bu gazel zâde-i tab‘-ı belâgat-meselleridür ki sebt olındı. [=(Aşağıya) yazılan bu gazel, belâgat numûnesi yaratılışından doğmuştur.] (Suʿûdî)Riyâzî, Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara), (Haz.) Namık Açıkgöz, s. 183. ">【1】
TR
Meryem Şentürk Çoban