
Kinaye, diğer ismiyle değinmece, bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasıdır. Kinayede anlatılmak istenen asıl anlam, çoğunlukla mecaz anlamdır. Anlatım doğrudan değil örtülü ve dolaylıdır. Kinaye, dilin inceliklerini gösteren bir söz sanatıdır. Günlük konuşmalarda, edebî metinlerde ve atasözlerinde sıkça yer alır. Çocukların dili daha dikkatli dinlemesini ve anlamı düşünerek çözmesini sağlar. Kinaye Ne Anlama Gelir? Kinaye kelimesi, sözlükte “bir şeyi bir şey
TR
Nursena Güller

Çeviribilim; çeviri eylemini kuramsal temelleri, betimleyici yaklaşımları ve uygulamalı yönleriyle ele alan bir akademik disiplindir. Bu alan, bir yandan farklı diller arasındaki anlam aktarımı süreçlerini araştırırken diğer yandan bu süreçlerin kültürel, toplumsal ve bilişsel yönlerini ele alır. Çeviribilim, çokdilli ve çokdisiplinli bir nitelik taşır; dilbilim, kültürel çalışmalar, felsefe, göstergebilim, tarih ve sosyoloji gibi alanlarla ilişki içerisindedir. Çeviri ve Çeviribilim Arasındaki
TR
Özge Buslu
AsKöken Asker kelimesi, Arapça ˁaskar (عسكر) “ordu” sözcüğünden alıntıdır. Bu kelimenin kökü olan ˁskr, Arapçada “toplanmak, bir araya gelmek” anlamlarıyla ilişkilidir. Ayrıca, Arapça ˁaskar, Farsça laşkar (لشکر) “ordu” sözcüğüyle eş anlamlı olup, bu sözcükle tarihsel olarak yer yer örtüşür. Asker kelimesi Türkçede başlangıçta “ordu, toplu ordu gücü” anlamında kolektif bir ad olarak kullanılmış; “bir birey olarak ordu mensubu” anlamı ise 19. yüzyılda gelişmiştir. Bireysel anlamda önce ˁaskerī (ask
TR
Emine Aktaş

Translation studies is an academic discipline that focuses on the theoretical foundations, descriptive approaches, and practical aspects of the act of translation. This field explores processes of transferring meaning between different languages while engaging with the cultural, social, and cognitive dimensions of these processes. Translation studies is multilingual and multidisciplinary in nature; it is related to fields such as linguistics, cultural studies, philosophy, semiotics, history, and
EN
Özge Buslu
CeKöken Cefakâr kelimesi, Arapçada “eziyet, sıkıntı” anlamına gelen cefâ (جفا) sözcüğü ile Farsçada bir işi yapanı veya meslek edineni bildiren -kār (-کار) ekinin birleşmesiyle oluşmuş bir sıfattır. Kelime, kökeni itibarıyla “eziyet eden, cefa işleyen” gibi bir anlam taşır. Ancak Türkçede zamanla, tam zıttı bir anlam olan “cefa çeken” manasını da kazanarak önemli bir anlam kaymasına uğramıştır. Kullanım Alanları Klasik Edebiyat: Asli anlamıyla, özellikle divan şiirinde, âşığa eziyet eden, acımasız
TR
Tuğba Aygün

Kuleşov tekniği ya da yaygın adıyla Kuleşov etkisi, sinemada anlamın tekil görüntülerden değil, bu görüntülerin kurgu yoluyla art arda getirilmesinden doğduğunu ortaya koyan temel bir sinema kuramıdır. Bu etki, bir görüntünün izleyici tarafından algılanan anlamının, kendisinden önce veya sonra gelen görüntüye bağlı olarak değiştiğini ifade eder. Dolayısıyla sinemasal anlam, çekimlerin içsel özelliklerinden çok bu çekimlerin oluşturduğu bağlam içinde şekillenir. Kuleşov etkisi, izleyicinin pasif
TR
Fatma Fırat
KıKöken Kısır sözcüğü, Eski Türkçede “doğurmayan, döl veremeyen insan veya hayvan” anlamında kullanılmıştır. Sözcüğün, yine Eski Türkçede yer alan kız köküyle, yani “kıt, yetersiz” ya da “evlenmemiş dişi” anlamlarıyla bağlantılı olabileceği öne sürülmektedir. Ancak bu etimolojik ilişki kesinlik kazanmamış, olasılıklar düzeyinde kalmıştır. Yemek anlamındaki kısır sözcüğü ise, Arapça kasīr (كسير) “kırık” anlamındaki kelimeyle ilişkilidir. Bu biçim, ksr kökünden türemiştir ve özellikle “kırılmış buğd
TR
Ömer Faruk Tuğla

Mutfakta sarımsak veya ceviz ezmek için kullanılan çukur kapları, yani "havan"ları hiç gördün mü? Peki, bu kabın içine sadece su koyup onu tokmakla ezmeye çalışsak ne olur? Su ezilmez, şekli değişmez, sadece etrafa sıçrar. İşte dilimizdeki havanda su dövmek deyimi, tam da bu komik ve sonuçsuz durumu anlatır. Haydi, yüzyıllardır dilimizde yaşayan bu deyimin dünyasına birlikte adım atalım! Deyimin Anlamı ve Kullanım Amacı Havanda su dövmek, en temel hâliyle "boşuna uğraşmak" anlamına gelir. Bazen
TR
Şehrinaz İrem Canbaba
ŞeKöken (ﺷﻄﺎﺭﺕ) (Arapça şeṭāret < şeṭāre(t) “şaklabanlık, soytarılık” < şaṭura “seğirtti”) Kelime, Arapçadan Türkçeye geçmiş olup, Türkçede zamanla "neşe, şenlik" anlamını kazanmıştır. Kullanım Alanları 1. Günlük Konuşma: Neşe ve hareketlilik ifade etmek için. 2. Edebiyat ve Şiir: Şenlikli, eğlenceli ortamları tasvir etmek için. 3. Tarihî ve Geleneksel Kullanım: Eski metinlerde soytarılık veya eğlenceyle ilişkilendirilmiş olabilir.
TR
Meryem Şentürk Çoban
DüKöken Dümen neferi, aslen denizcilik terimi olup gemide dümenle ilgili görev yapan erleri tanımlar; ancak mecaz anlamda “en geride kalan, son sıradaki kişi” anlamında da kullanılır. Bu terim iki ayrı kökenden türemiştir: “Dümen” kelimesi, Venedikçe timón (İtalyanca timone) yani “gemi yönlendirici parça” anlamından gelir ve Latince tēmō (tēmon-) “at arabasının oku” sözcüğüne dayanır. “Nefer” ise Arapça nfr kökünden gelen nafar “asker, er” sözcüğünden alıntıdır ve kökeninde “dağılmak, ürkmek” gibi
TR
Ayşenur Bayraktar